Süper kahraman filmleri, Marvel Sinematik Evreninin kurulması ve DC’nin bu meydan okumaya cevap vermesiyle sektörü tekeline aldı. Gişede, çizgi roman uyarlaması olmayan yapımların, üst sıralarda neredeyse hiçbir şansı yok. Hem çizgi romanlarla büyümüş yetişkinleri, hem de genç nesli kıskacına alan bu filmler deyim yerindeyse para basıyor. Bu durum, pastadan pay alan Disney, Sony ve Warner Bros.‘u ihya ederken, oyunun dışında kalan Universal ve Paramount her geçen gün görkemli günlerinden uzaklaşıyor. Elbette, sektörün bu denli ele geçirilmesi herkesi mutlu etmiyor. Dünyaca ünlü yönetmen Ridley Scott gibi.

Elbette ki, Blade Runner‘ın da kurgusu gereği, süper kahraman filmlerinin birçok mekaniğine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ridley Scott da bunu inkar etmiyor. Scott bu hususta “Deckard da kendi karanlık evreninin süper kahramanı sayılabilir. Ama arada çok büyük bir fark var, Blade Runner muazzam bir hikaye. Lakin günümüzün berbat süper kahraman filmlerinde, bir hikaye bile yok.” diyor. Kendisine hak vermeme şansımız yok. Geçtiğimiz yılın, neredeyse bütün süper kahraman filmlerinin senaryoları eleştirildi. Oldukça amatör bulundu. En azılı çizgi roman fanatikleri bile birçok yapıma burun kıvırdılar. Yılda ortalama 10 yeni süper kahraman filminin vizyona girdiğini düşünürsek, bu seri üretim kaliteyi sizce de düşürmedi mi?

Yapımcı pozisyonuna çekilip, Blade Runner 2049 için meşaleyi  Denis Villeneuve‘ye devreden Ridley Scott, şu sıralar merakla beklenen yeni filmi Alien: Covenant üzerinde çalışıyor. Usta isimlerin elinde durmadan yönetmen değiştiren Alien serisi, yıllar sonra başladığı yere, Scott’ın kamerasına geri dönecek. Başka bir deyişle, 2017 yılı oldukça yoğun geçecek Ridley Scott için. Bu denli büyük iki ayrı proje, stres yaratıyor olsa gerek. Bundan yaklaşık 10 yıl öncesinden bahsediyor olsaydık, bu yapımların yıl sonu gişe sıralamasında ilk 10’daki yerlerinin garanti olacağını söylerdik. Lakin 2016 verileri hala tazeyken, bu hususta ciddi şüphelerimiz var. Ridley Scott’ın bu denli tepkili olmasının sebebi, her ne kadar bütün argümanları haklı da olsa, bu durumdan da kaynaklanıyor olabilir.

Ridley Scott, birçok süper kahramanın beyaz perde macerasını yönetme teklifini geri çevirdiğini belirtiyor. Bunun altında yatan ana sebep ise, türün popüler mekaniklerini kabul edemeyecek olması. Çizgi romanların oldukça derin ve felsefi hikayeleri olabiliyor elbette. Scott’ın bu konuda herhangi bir karşı argümanı yok. Lakin söz konusu yapımcıların, sığ olmayan bir kurgu talep etmediklerini dile getiriyor. Ridley Scott’a göre sorun materyalde değil, işleniş hususunda. Seri halinde devam eden yapımların ve aynı evreni kullanan filmlerin, zincirleme hikaye ilerleyişi ile filmlerin tekil değerini düşürdüğünü de belirtmeden geçmiyor.

İyiyle kötü arasında gişe başarısının ciddi bir fark yaratmaması da can sıkan etmenlerden biri. Marvel gibi bir markanın, en popüler karakterlerinden bir düzinesini aynı anda bünyesinde barındıran bir yapım, baştan aşağı rezalet bile olsa, gişede muazzam bir gelir elde edecektir. Bundan yıllar önce, tek bir başarılı çizgi roman uyarlaması görmek için yalvarırken, bugün söz konusu türün sinemaya olan zararından bahsetmekteyiz. Ne dilediğinize dikkat edin, bakarsınız gerçekleşir.