Geçtiğimiz yedi yılda, karşımıza yalnızca 13 bölümle çıkmış bir dizi Sherlock. Biz her ne kadar G.R.R. Martin‘i sadist bir eğlence anlayışına sahip olmak hususunda yargılasak da, Steven Moffat‘in yaptıkları çok daha acımasız. Evet, hemen her bölüm sevdiğimiz karakterleri kaybetmek üzücü, lakin iki sezon arasını tamı tamına 720 gün koymak, Stark’lara yapılanlardan bile daha insanlık dışı! Lakin bugün şikayet etmeyeceğiz. Çünkü bugün, o gün. Hasret sonunda bitti. Sherlock ve Watson, uzun bir aradan sonra, “The Six Thatchers” ile aramıza döndü!

Sherlock, baş rollerdeki ikilinin yanı sıra, dedektif Holmes’ün baş düşmanı Moriarty ve kardeşi Mycroft‘u da merkezine alan bir seri. Çünkü bu iki element, Sherlock’un karakterini oluşturan en önemli yapı taşları. Kardeşiyle olan ilişkisi ve kendisine rakip olarak gördüğü tek kişiyle olan çekişmesi, ünlü dedektifin BBC ekranlarındaki izdüşümünün merkezinde yer alıyor. Elbette Sherlock’u bu denli başarılı kılan asıl cevher, gizemin ta kendisi. Karakterlerimizi geçmişte bir yolculuğa götüren The Abominable Bride bölümü saymazsak, ki hikayenin devamlılığı açısından bir yan macera diyebiliriz, geçtiğimiz iki yıl boyunca merağımız birçok yaratıcı fikri de beraberinde getirdi. Sherlock’un sonraki bölümlerini tahmin etmeye çalışan, sayısız teori var halihazırda. Bunların arasında belki de en popüleri olan, Sherlock ve Mycroft’un bir kardeşlerinin daha olduğu iddiası için, “neredeyse doğrulandı” diyebiliriz.

The Six Thatchers, esasen Arthur Conan Doyle‘ın orijinal hikayelerinden biri olan “The Six Napoleons” üzerine inşa edilmiş bir bölüm. Sherlock’un kardeşi Mycroft Holmes’ü canlandıran Mike Gatiss, bildiğiniz üzere serinin yaratıcılarından biri. Dördüncü sezonun ilk bölümü de kendi kaleminden çıkma. Gatiss, orijinal hikayenin merkezinde gizem olan, Napoelon heykellerinin bilinmedik bir saldıran tarafından vandalizme uğramasını, günümüze oldukça başarılı bir şekilde uyarlamış. Figürleri parçalanan tartışmalı tarihi isim olarak, Napoleon’un yerine, Birleşik Krallığın Demir Leydi lakaplı eski başbakanı Margaret Thatcher‘ı yerleştirilmiş. Sherlock, neredeyse yüzlerce kez işlenmiş, asırlık hikayeleri yaratıcılıkla harmanlayıp, ortaya tamamıyla özgün bir içerik yaratmakta rakip tanımayan bir yapım. Sıfırdan yazılmış, orijinal senaryolarda dahi göremediğimiz yaratıcı kurguyu, 19. Yüzyılda kaleme alınmış eserlerin üzerinde deneyimlemek, alışılmadık bir emeğin ürünü.

Oyunculuklardan bahsetmek, sizin değerli vaktinizi çalmaktan ileriye gidebilecek bir uğraş olmaz. Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman, televizyon tarihinin en iki ikilileri arasında,  kesinlikle en üst sıralarda yer buluyor kendilerine. Aralarındaki uyum, kolay kolay yakalanabilecek bir performans değil. Hollywood, Milyonlarca Dolarlık diziler yapadursun, BBC yapımlarının oyunculuk bakımından geldiği seviyeyi yakalamaları pek mümkün görünmüyor. Şunu belirtmemiz gerekir ki, Martin Freeman’ın canlandırdığı Dr. Watson, The Six Thetchers’ta bir adım daha ön planda. Arthur Conan Doyle’ın eserine en ufak eleştiride bulunmak bize düşmez ama, popüler televizyon yapımının ortaya koyduğu Watson karakteri, orijinaline kıyasla daha derin. Freeman ise bu çok yönlü karakterin hakkını fazlasıyla veriyor.

Dördüncü sezonun açılış bölümü, oldukça trajik bir ölüme ev sahipliği yapıyor. Dr. Watson, geçtiğimiz bölümlerde, işlerden elini eteğini çekmiş bir suikastçi olan Mary Morstan ile hayatını birleştirmiş, bir de çocuk sahibi olmuştur. Hikayeyi bu denli tatlı kılan detaylardan biri de, Watson’a hayat veren Martin Freeman ve Mary’yi canlandıran Amanda Abbington‘ın gerçek hayatta da birlikte olmalarıydı. İkili, birlikteliklerine dördüncü sezon çekimlerinin başlamasından kısa bir süre önce nokta koydu. The Six Thatchers ise, Watson ve Mary’nin, kurgusal ayrılığını gözlerimizin önüne sermekte. Hem de olası en korkunç şekilde. Mary, eski iş ortağı tarafından öldürülüyor. Bölümün finalinde yer alan son veda, eminiz ki ikilinin profesyonelliği sürdürmekte güçlük çektiği bir sahne olmalı. Yakın zamanda hayatınızdan ayrılan bir kişiyle, oyunculuk disiplin dahilinde aynı acıyı bir defa daha yaşamak, hoş olmamıştır.

Sherlock, 8 ve 15 Ocakta sezonun geri kalanını oluşturacak yalnızca iki bölümle daha karşımıza çıkacak. Sonrasında kim bilir bir daha ne zaman göreceğiz kahramanlarımızı. Steven Moffat ile olan sevgi-nefret zikzaklarıyla dolu ilişkimizin istikbali için, bu sefer 720 gün beklememeyi şiddetle tercih ederiz!