Kadrosu ile bir yıldızlar topluluğu olarak niteleyebileceğimiz Masum’dan ilk fragman geldi. Ülkemizde, amatör ve yarı-profesyonel örneklerine rastladığımız internet dizilerine, artık bir de büyük kardeş ekleniyor. Masum, ilk olmak için oldukça geç kalsa da, büyük bir prodüksiyon  ortaya koyarak, bu hususta bir öncü olacağa benziyor.

Masum hakkında ilk dikkat çeken element, kuşkusuz ki kadrosu. Yerli dizilerde nadiren tanık olabileceğimiz bir karmayla karşı karşıyayız. Baş rolde, Türk Sinemasının en iyi oyuncularından bahsederken, ismi hep en üst sıralarda geçen Haluk Bilginer var. Türk dizi sahnesinin, farklı kulvarlardaki büyük yıldızları Ali Atay ve Okan Yalabık da ön plandaki rollerde. Haluk Bilginer’e eşlik edecek aktris ise, iki kez Altın Portakal’da En İyi Oyuncu onuruna layık görülen Nur Sürer. Televizyon izleyicilerinin açık ara favori karakter oyuncusu Serkan Keskin de kadronun başka bir üyesi. Bal ve Meleğin Düşüşü gibi filmlerle dram oyunculuğuna ne denli yatkın olduğunu gösteren Tülin Özen ile Bartu Küçükçağlayan‘ı izleme şansına da nail olacağız.

Çoğunluk adlı yapımıyla, 2010 yılında, Altın Portakal Film Festivalini tam anlamıyla fetheden Seren Yüce, Masum’un yönetmen koltuğunda. Kendisi, geçtiğimiz yılın ses getiren yapımlarından Rüzgarda Salınan Nilüfer ile de dikkat çekmişti. Fragman anladığımız üzere, yerli dizilerde alışık olmadığımız bir görüntü yönetmenliği ile karşı karşıyayız. Başka bir deyişe, ilk kez bir seriyi yöneten Seren Yüce, bizlere bir televizyon dizisinden çok, sekiz parçaya bölünerek sunulmuş bir uzun metraj yansıtacak gibi duruyor. Günümüzde, televizyon artık başlı başına bir branş değil. İzleyiciler yalnızca oyunculukta değil, hemen her parametrede sinema profesyonelliği istiyor. Yapımın yönetmen tercihi bu sebeple muazzam.

Masum, modern Türk tiyatrosunun en usta kalemlerinden Berkun Oya’nın elinden çıkma. Esasen bir tiyatro oyunu olarak hazırlanan eser, Berkun Oya’nın bizzat kendisi tarafından senaryolaştırıldı. Bu, birçok adaptasyonun erişemediği bir şans. Dizinin konusu ise, birinci elden şu cümlelerle tasvir ediliyor;

“Emekli Komiser Cevdet ve karısı, ömürlerinin son yıllarını şehirden uzaktaki küçük çiftlik evlerinde huzur içinde geçirmektedirler. Ta ki küçük oğulları bir gece yarısı korkunç bir haberle eve gelene kadar…”

Sezon boyunca, her biri en azından doksan dakikalık, ortalama 35 bölüm. Türk Televizyonculuğunun vebası, işte bu dizi formatı. Bu denklem, Avrupa ve Birleşik Devletler yapımlarının matematiğine işlendiğinde, yılda 70 bölüm demek. Sevdiğiniz yabancı dizilerin yılda 70 bölüm yayınladığını hayal edebiliyor musunuz? Prodüksiyon, yazarlık, oyunculuk ne kadar iyi olursa olsun, hiçbir ekip bu şartlar altında başarıya yakınlaşamaz bile. Bu sebeple birbirinin aynısı, hiçbir yere varmayan sayısız yapımınız olur. Son dönemlerde, hemen her sezon, yerli dizilerin reytingleri bu sebeple düşmekte. Bilhassa genç jenerasyonlar, herhangi bir elle tutulur özelliği olmayan bu yapımların yanından bile geçmiyor.

Netflix, adım attığı coğrafyaların talep ve beklentilerini büyük ölçüde değiştiriyor. Burada aklınıza, yalnızca materyalin ulaşım enstrümanı gelmesi. Seri yapımları veyahut televizyon filmlerini, sihirli kutunun içinden çıkarıp, internetten erişilebilir hale getirmek, Netflix’in yaptığı devrimin yalnızca ilk adımı. Bilindiği üzere, ülkemizdeki televizyon yapımlarının, kalite konusunda yaşadığı noksanlık, belli başlı sebeplerle açıklanıyor. İçerik, her ne kadar en önemli kıstas gibi görünse de, form bu denli ilkel olduğu sürece, ortaya başarılı eserlerin çıkması imkansız.

Bu şartlar altında, Netflix’e yerli bir rakibin gelmesi kaçınılmazdı. D-Smart platformunun, internet portalı olan BluTV, Türk dizileri için bir tür “batılılaşma devrimi” planlıyor. Yalnızca 60 dakikalık bölümlerden oluşacak ve sezondan sekiz bölüm yayınlanacak masum, bu yönüyle umut vaat ediyor. Yapımcıların aç gözlülüğü ile, içinde tek damla yaratıcılık kalmayana kadar uzatılmış dizilerin kaderini paylaşmayacak olması, onu başarıya giden yolda hali hazırda birkaç adım öne taşıyor.

Bizleri Behzat Ç. ile de tekrar buluşturacağı rivayet edilen BluTV’ye giriştikleri zorlu yolda başarılar dileriz. Masum, 29 Ocak tarihinde izleyicilerle buluşacak!