Emrah Serbes’in 2006 yılında yayınlandığı Her Temas Bir İz Bırakır romanında beliren, “erken kaybetmiş”, mevkide gözü olmayan, kendine ait bir ahlak paradigmasına sahip vicdan sahibi, distimik depresyondan muzdarip emniyet komiseri Behzat Ç‘nin öyküsü 2008 yılında Son Hafriyat romanıyla devam etti. Yerleşik anlatının kırılmadığı, özgün üretimin yerine klişe ve arketiplerin tekrarı mantığı üzerine dayalı Türkiye televizyonculuğu, Behzat Ç karakterini ekrana tahvil ettiğinde, üç yıl boyunca 96 bölüm yayınlanıp içinden iki sinema filminin (Seni Kalbime Gömdüm ve Ankara Yanıyor) çıkabileceğini kimse tahmin etmiyordu.

Dünya standartlarında kabul görecek bir polisiye örgüsüne sahip olmasa da Behzat Ç’yi, nevi şahsına münhasır bir kült diziye dönüştüren keramet, karakterlerini samimiyet karinesine dayalı inşa etmesinde ve onları gerçek yaşama yakın konumlandırması hasebiyle yarattığı illüzyondan kaynaklanmaktadır. Bu devamlı samimiyet, Behzat Ç’nin polisiye örgüsünden ziyade karakterlerinin ontolojisine sempati besleyen çekirdek bir kitle yaratmıştır. Dizi, biçimsel olarak Türkiye izleyicisinin aşina olduğu biçimsel forma sahipken, baş karakteri -orta sınıf bir polis memuru olmasına rağmen- kuralları kendi vicdanı uyarınca belirleyen, delikanlı bürokratik bir anarşist imajı çizer. Bu husus dizinin Türkiye televizyon tarihindeki özgün konumunun kaynağı olarak düşünülebilir. Behzat Ç, bu toprakların değerlerini içselleştirmiş ama onunla kavgalı da olan sakınımlı bir anti-kahramandır. Yalnızca bu çelişkili durumu açığa vurması bile dizinin devam etmesi için gerekli bir sebeptir.

Klasik Türk dizilerinde kişilerin tümüyle iyi ya da tümüyle kötü olmasının yarattığı sahteliğin içine doğan dizi, hem iyi hem kötü değişken, “gerçek” bir karakter portresi çizdiği için benimsenmiştir. Bununla birlikte, baş karakterin mükemmelliği ilkesine dayalı aynı anlatı, Behzet Ç’de tıpkı gerçek hayatta olduğu parçalanır. Behzat Ç, psikozun sınırlarında yürüyen bir orta yaşlı erkektir. Bununla birlikte yan karakterler de, Oğuz Atay‘ın Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi‘nde kendisine kolaylıkla yer bulacak türden bir maraza sahiptirler. Söz gelimi Fatih Artman‘ın canlandırdığı Harun; kaba saba, espri yeteneği olmayan ve kadınlarla şansı yaver gitmeyen biri olarak çizilmiştir. Eğer Behzat Ç, emperyal bir güç imgesi Sharlock Holmes değilse Harun da kesinlikle Bay Watson değildir. Bilakis, o bütünüyle üçüncü dünya ülkesi kültürüyle yetişmiş ama işini iyi yapan bir polis memurudur. Kendisine benzer profilleri memleket sathında bulmak zor değildir.

Genelde AB sınıfından aldığı ratinge göz kırpan dizi, ürettiği söylemle orta sınıf muhalif entelektüellerin ağzına bir parmak bal çalarken, genel izleyici kitlesinin hoşuna gidecek hamleler yapmaktan geri durmamıştır. Söz gelimi dizide “Angaralılık” ön plana çıkartılmış, baş karakter “tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi” küfür etmiş, gazinolara gitmiştir. Ek olarak Behzat Ç’nin en korkunç rüyalara konu olacak türden sorunlu bir duygusal hayatı vardır. Tüm bu girift atmosfer, Behzat Ç’nin bu topraklara özgü bir senteze kavuşmasını sağlamış, onu benzerlerinden ayıran bir noktaya taşımıştır.