2016, ABD/Almanya, 134 dk.
Yönetmen: Oliver Stone
Oyuncular: Joseph Gordon-Levitt, Shailene Woodley, Melissa Leo
Vizyon Tarihi: 6 Ocak

Eğer dünyayı, hiç kimseye hesap vermeden yönetmek istiyorsanız, kahramanların doğmasını engelleyecek bir sisteminiz olmalı. Neredeyse çeyrek asırdır yeryüzünde süren hüküm de, bu önemli kuralı asla gözardı etmiyor. Tabii ki, standart hata payı diyeceğimiz, insanoğlundan beklenmeyecek cesarette birkaç Promete de çıkıyor karşımıza. Bunların belki de hala hayatta olan birkaç örneğinden biri Edward Snowden. Yıllarca CIA ve NSA‘de çalışıp, Birleşik Devletlerin istihbarat ağı adı altında kişilerin özel hayatlarını takip etmelerine ilk elden tanık oldu kendisi. Aklınıza, George Orwell‘ın 1984‘ünü getirin. Edward Snowden bize, bu kitabın artık bir distopya değil, realite olduğunu gösterdi. Kendisi, uzun bir süredir politik sığınmacı olarak Rusya’da yaşamakta. Film, Snowden’in 2013 yılında belgeselci Laura Poitras ile yaptığı röportaj ve gerçeklerin basına açıklanışını milat kabul edip, hikayenin öncesi ve sonrasını anlatıyor. Poitras, Snowden’in ortaya çıkardığı gerçekleri, 2014 yılında büyük ses getiren Citizenfour isimli belgeselinde izleyicilerle buluşturmuştu. Film, Poitras’ı da canlandırarak, aynı olay hakkında yapılmış bir belgeselin yaratılış sürecini de yansıtıyor.

Oliver Stone muhalif olmayı, yönetmen olmaktan daha fazla seviyor. Biz bunu Born on the Fourth of July, Platoon, Nixon ve JFK‘de gördük ve takdir ettik. Elbette, başta JFK olmak üzere, birçok yapımında o denli iç içeydi ki gerçek kanıtlarla, filmlerine “canlandırma” bile diyebiliriz. Aklınıza ucuz reality showlar gelmesin bu kelimeden dolayı. Geçtiğimiz yıl büyük tartışmalara yol açan Ukraine On Fire ve skandal yapım Untold History of The United States, Oliver Stone’un belgeselciliğe de yatkınlığını kanıtlıyor. Kendisi, Birleşik Devletleri karşısına almayı seven isimlere de özel bir ilgi duyuyor. Şu ana dek Hugo Chavez ve Fidel Castro‘yu anlatan birer yapım ortaya koyduğunu hatırlatmak gerek.

1- Karşımızda tam anlamıyla bir biyografi mi var?
Hem evet, hem hayır. Senaryo, büyük ölçüde Luke Harding‘in Snowden Files isimli best-seller kitabından uyarlandı. Bu sebeple, filmin merkezinde Snowden’in kişiliğinden çok, kendisinin ortaya çıkardığı Küresel Takip Skandalı var diyebiliriz. Lakin, biz film dahilinde, Snowden’in hayatına dair bu kadar bile içerik beklemiyorduk. Bu sebeple hem evet, hem hayır diyoruz. Film, bizim beklentilerimize kıyasla fazlasıyla yer vermiş kahramanın ardındaki insana. Lakin bu onu, klasik anlamda bir biyografi yapabilecek kadar ön planda da işlenmemiş. Snowden, insanlık tarihi boyunca yapılmış en cesur hamlelerden birini işleyen, tamamıyla gerçeklere dayalı bir politik gerilim filmi.

2- Kadroda tanıdık isimler var mı?
Edward Snowden’i, 500 Days Of Summer ve Inception’dan hatırlayacağınız Joseph Gordon-Levitt canlandırıyor. Kendisi, Snowden’i politik sığınma dahilinde ikamet ettiği Rusya’da defalarca ziyaret etmiş. Snowden, ailesinin filmi izlediğindeki şaşkınlığını sıkça dile getiriyor. Snowden Ailesi, Gordon-Levitt’in ortaya koyduğu performansın gerçeğe yakınlığından oldukça etkilenmişe benziyor. Divergent serisinin baş rolü Shailene Woodley ise Snowden’in kız arkadaşı rolünde karşımıza çıkıyor. Oscar Ödüllü oyuncu Melissa Leo‘yu, Snowden’in ortaya çıkardığı gerçekleri ilk elden yayınlayan belgeselci Laura Poitras rolünde. Filmde küçük rollerde Timothy Olympant ve Nicholas Cage‘e de yer verilmiş. Bunlara ek olarak, gelmiş geçmiş en büyük müzik grupları arasında sayılan Genesis ile hatırlayacağınız, film müzikleri hususunda da muazzam bir geçmişi olan Peter Gabriel da, film için The Veil isimli özgün bir parça yazdı.

3- Oliver Stone, bu film için doğru yönetmen mi?
“Politik”, bir film türü dahilinde dile getirmek için fazlasıyla geniş bir terim. Oliver Stone’u dünya çapında üne taşıyan filmlerin neredeyse yarısına politik diyebiliriz. Lakin bu filmlerin birçoğu, yalnızca konularını siyasi figürler veyahut olaylar üzerine kurmakla yetinmiyor. Oliver Stone, bir hususa dair olan görüşlerini filmlerine aktaran bir yönetmen. Born on the Fourth of July ve Platoon’da savaş karşıtı tutumunu muazzam betimlemelerle gözlerimizin önüne serdi. İki Oscarlı JFK ve yaratıcısı olduğu belgesel dizisi The Untold History of The United States, kendisinin Birleşik Devletler hükumetini karanlık ve sırlarla dolu bir yapı olarak anlattığı birçok yapımından önce çıkanlar. Bütün bunlar ele alınırsa, eğer sinema denizinin en büyük balıkları arasında sayılan yönetmenlerden biri, Edward Snowden’i bir kahraman olarak gösterecek bir film çekecekse, bu Oliver Stone olmak zorundaydı.

4- Edward Snowden, kendisini anlatan film hakkında ne düşünüyor?
Bu soruya uzun uzadıya cevap verip, çıkarımlarda bulunmanın pek de manası yok. Size Edward Snowden’in film hakkında söylediği, bütün bir paragrafa bedel tek cümleyi sunalım:“Bir film ne kadar gerçekçi olabilirse, o kadar gerçekçi.”

5- Peki, Snowden’i neden izlemeliyim?
Edward Snowden çağımızın, geriye ne yazık ki pek az sayıda kalan kahramanlarından biri. Sonuçta, Amerika Birleşik Devletlerini karşısına alacak cesareti bulabilecek fazla insan yok. Oliver Stone’un bu tip konuları ele almaktaki başarısı da ortada. Sinema sanatı açısından bir şaheser beklemeyin. Sizi görsel olarak tatmin edeceği hususunda bir iddiamız olamaz. Lakin eğer kendinizi politikayla içli dışlı biri olarak tanımlıyorsanız, Snowden sizin bilgi dağarcığınızı genişletebilir.

Küçük bir eleştiri: NSA ve CIA, bugün bu denli büyük yaptırım gücüne sahip ve insan hayatının gizliliğine tecavüz hususunda donanımlıysa, bunda Oliver Stone’un da küçük bir parmağı vardır. Bu kurumlara, akıl almaz seviyelerde yetki ve insan haklarını ihlal hususunda rahatlık tanınması, 11 Eylül saldırılarının argüman göstererek tanınmıştır. O dönem, Birleşik Devletler dahilinde, böylesi bir sistemin distopik sonuçlar doğuracağını anlatmaya çalışan herkes, kendilerini vatanperverlikleri sorgulanır pozisyonda buldular. Oliver Stone’un, 2006 yılında, olası en şovenist dille beyaz perdeye yansıttığı World Trade Center isimli film de, bu meşrulaştırma propagandasına en büyük hizmeti yapan enstürmanlar arasında. Başka bir deyişle, Edward Snowden’in ortaya çıkardığı insanlık rezaletinin kökeni olan yetkiler, Oliver Stone’unda katıldığı bir kervanın yanıltıcı ses kirliliği dahilinde tanındı.