2016, ABD, 111 Dakika
Yönetmen: Barry Jenkins
Oyuncular: Mahershala Ali, Shariff Earp Alex R. Hibbert,Ashton Sanders,Trevante Rhodes.
 Vizyon tarihi: 17 Şubat 2017

Moonlight, saygıdeğer sinema kurumlarından aldığı ödüllerle 2016 yılının en nitelikli filmlerinden biri olduğunu kanıtladı denebilir. Yalnızca otoriteler tarafından değil seyirci tarafından da takdir gören filmin başarısında, baş karakterinin fiziksel ve psikolojik olarak gelişimini gözlemlemeye imkân sağlayan sinema dilinin büyük payı var kuşkusuz.  Tüm bunların yanında ataerkil sisteme, ekonomik eşitsizliğe, cinsiyet kodlarına ve kimlik sorununa yönelik geliştirdiği eleştiri onu bütünüyle izlenesi bir yapım haline getiriyor. Golden Globe başta olmak üzere, sayısız kurum ve kuruluşun düzenlediği ödül törenlerinden, 104 ödül toplamış bir filmle karşınızdayız. Oscar sezonunun henüz başlangıcında, en iddialı yapımlar arasında  kendine yer buluyor Moonlight.

Bir modern zaman trajedisi veyahut ajitasyonla mı karşı karşıyayız?
Yönetmen Barry Jenkins‘in, kadrajını toplumun sinir uçlarına kasti olarak yönelttiği söylenebilir lakin filminin hiçbir dakikasında -patetik temanın ağırlığına rağmen- arabeske yönelmiyor. Öyle ki Moonlight’ı bu denli övgüye layık kılan öğenin; eşcinsellik ve kimlik krizi, ekonomik eşitsizlik, gettonun kriminalize oluşu ve sair konuları sorunsallaştırıp araçsallaştırmaması olduğu söylenebilir. Bu; Moonlight’ı nitelikli bir sinema olayı, bir modern zaman trajedisi haline getirmiştir. Senaryo, tüm kısıtlayıcıları kapsamlı bir sistem eleştirisi oluşturmak gayesiyle bir parfümün üst, orta ve alt notaları olarak katmanlaştırmış, sorunları iç içe geçirip derdest etmiştir.

Moonlight yeni bir Boyhood mu?
Hayır, bir coming-of-age filmi olarak Moonlight; zamansal olarak Chiron‘un çocukluktan yetişkinliğe geçişini gösteren “Küçük”, “Chiron” ve “Zenci”  (Görüntü yönetmeni James Laxton tarafından her bölüm ayrı bir sinematografiyle adlandırılarak) üç bölüme ayrılmıştır. Bu bağlamda, kurgusu Boyhood‘u andırsa da, değindiği sorunların sosyolojik yükü bakımından ondan tümüyle ayrılırıyor Moonlight. Öyle ki, Moonlight’ın başarısı, sinemanın en kalıplaşmış türlerinden birini tamamıyla değiştirecek, ve hatta çoktan değiştirmiş olabilir. Karşınızda, kendi türünü oluşturduğunu söyleyebileceğimiz nitelikte bir yapım var. Ülkemizde oldukça popüler olan Jose Maura de Vasconcelos‘un Şeker Portakalı isimli eseri, eğer aklınızda Moonlight’a yakın bir anlatım canlandırmak istiyorsanız, verebileceğimiz en net örnek.

Film nasıl bir atmosferde geçiyor?
Tarell Alwin McCraney‘in In Moonlight Black Boys Look Blue adlı oyunundan uyarlayan senarist Barry Jenkins, Moonlight’ta; sosyolojik gerçekliğin olabildiğince keskin bir şekilde görünür kılınması için, baş karakteri Chiron’un dünyasını, onun için olabilecek en zor şartlarla kodladığı söylenebilir. Durumlar ve karakterler özellikle Chiron’un pathosunu seyirciye hissettirmek amacıyla yan yana getirilmiş gibidir. Chiron, “eşcinsel”, “zenci” ve “fakirdir.” 80’lerde Miami’nin Liberty City isimli bir banliyösünde yaşamaktadır. Çocukken çelimsiz olduğu için arkadaşları tarafından aşağılanmış ve dövülmüştür. Babası evi terk etmiştir annesi ise uyuşturucu bağımlısıdır. O sebeple Chiron’un, sistemin onu dışlayışına karşı geliştirdiği her tepki bir bakıma, sistemi eleştiren performans sanatına dönüşmüştür. Neredeyse dışlanmak için varoluşmuş bir birey olarak Chiron’un tüm yapıp etmeleri, kimliğini onaylamayan sisteme karşı giriştiği bir başkaldırıdır. Bundan ötürü Chiron’un bu gerçeklik içinde büyüyüşü/ya da büyümeye çalışması filmi bir uyumsuzluk öyküsü zeminine oturtmaktadır. Şunu da eklemek gerekir ki, filmimizin yönetmeni ve senaristi, söz konusu banliyöde doğup büyümüş sanatçılardır. Liberty City’de asla karşılaşmayan ikilinin yolları, yıllar sonra o coğrafyayı anlatacak bir film için kesişir.

Kadroda tanıdık isimler var mı?
Filmde Chiron’un çocukluğunu Alex R. Hibbert, ergenliğini Ashton Sanders, yetişkinliğini ise Trevante Rhodes oynuyor. Bu noktada yönetmenin, üç oyuncuyu da ustalıkla kalibre ettiğini vurgulamak özellikle gerekiyor. Ek olarak en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazanan -ve muhtemel hayatının en iyi performansını sergileyen-House of Cards’tan tanıdığımız Mahershala Ali,  banliyönün iyi kalpli uyuşturucu satıcısı rolünü başarıyla ifa ediyor. Mahershala Ali için Moonlight, kuşkusuz ki kariyerini değiştiren yapım olacak. Kendisini, yakın gelecekte birçok başarılı yapımda göreceğimize dair en ufak kuşkumuz yok.

Filmi neden izlemeliyim?
Moonlight; bir kimlik belirli bir toplumdaki geçerli değerlere haiz değilse nasıl yalnızlaştırılır ve yabancılaştırılır sorusunun cevabını arayan toplumbilimsel bir turnusol kağıdı olarak düşünmek gerektiğinden izlenmeli. Bu bağlamda film, seyircinin “madunla” empati kurabilmesini sağlamak için güvenli bölgede yer almayan ya da alamayan baş karakterini seyircinin gözü önünde ateşe attığı söylenebilir. Moonlight’ın seyirci ve baş karakteri arasında empati kurdurma yetisi, ajite etmeyen senaryosu, oturaklı sinamatografisi ve Nicholas Britell‘in sahnelerin yoğunluğunu arttıran müzikleriyle her sahnede daha sofistike hale geliyor.