2016, ABD/Birleşik Krallık, 163 dk.
Yönetmen: Andrea Arnold
Oyuncular: Sasha Lane, Shia LeBouf
Vizyon Tarihi: 13 Ocak

Yol hikayeleri, insanlık eline bir kalem aldığından beri, her zaman için en popüler edebi dal olmuştur. Homeros‘un İlyada’sından Easy Rider‘a kadar, farklı sanat kollarında, bambaşka formlarda gördük yol hikayelerini. Sinemanın, masaya özgün bir takım öğeler getirdiği sürece, yol filmlerinden bıkması pek mümkün görünmüyor. Bu yılın, hakkında en fazla konuşulan yol hikayesi ise Andrea Arnold‘dan geldi. Wasp isimli 23 dakikalık kısa filmiyle Oscar’ı kucakladığı 2003 yılından beri takip ediyoruz Arnold’u. Kendisi, Fish Tank ve Red Road gibi, birbirinden özgün iki ortalama üstü yapımla bizi oldukça heyecanlandırmıştı. Lakin 2011 yılında, kendiyle taban tabana çelişen bir adım attı. Emily Bronte’nin, zaten sinemaya binlerce kez uyarlanmış eseri Wuthering Heights‘ı bir kendisi yorumlamak istedi. Elbette ki ortaya başarısız bir yapım çıktı. Geçtiğimiz beş yılda dürüst olmak gerekirse unutmuştuk Andrea Arnold varlığını. Bize kendisini Cannes ve British Independent Film Festival‘dan toplam 6 Altın Heykelcik toplayarak hatırlattı.

American Honey, Sasha Lane‘in canlandırdığı Star isimli bir genç kızın hikayesini anlatıyor. Star, yalnızca 18 yaşında, iki küçük kardeşime bakmanın sorumluluğu altında ezilmektedir. Kelimenin tam anlamıyla korkunç bir adam olan babasının tacizleri ise, hayatını zindana çevirir. Yaşadıkları küçük kasabaya uğrayan bir grup gezgin, onun hayatını tamamen değiştirir. Birleşik Devletlerin uçsuz bucaksız otoyollarını bir minibüs ile boydan boya geçen grup, durdukları kasabalarda kapı kapı dolaşarak dergi abonelikleri satmaktadır. Star, bu gezgin gruptan Shia LeBouf‘un karakteri Jake ile tanışır. Jake, ona kaybedeceği bir şey olmadığını, her şeyi geride bırakıp onlara katılmasını teklif eder. Star, bir adımla, kozasından çıkan bir kelebek vari, bambaşka biri olabilme ihtimalinin peşinden yolculuğa atılır.

1- American Honey, “yol filmi” kavramına bir yenilik katıyor mu?
“Yol filmleri”, oldukça soyut bir küme. İki nokta arasında hareket etmekte olan herhangi bir karakter, bir alt başlık yaratmak için oldukça geniş. Elbette bu türle özdeşleşmiş anlatı elementleri mevcut. Karakterlerin, yolculuk kavramını yalnızca fiziksel olarak yaşamamaları bunun en önemli örneklerindendir. Yol, kahramanlarımızı değiştiren bir alegori olarak işlenir. Bu yönleriyle American Honey, yol filmlerinin bütün kalıplarına uyuyor. Masaya bir yenilik getirdiği söylememiz zor. Tek bir alternatif çıkış dışında. Bir yere varmayı hedefleyen bir yapım değil American Honey. Yukarıda belirttiğimiz gibi iki nokta arasındaki bir doğru parçası değil. Kaybedecek hiçbir şeyin olmadığı noktadan, herhangi bir yöne ilerleyen bir ışın. Star’ın, olduğundan daha kötü bir ihtimale yelken açma şansının düşüklüğü, onu bu maceraya itiyor. Macera, filmle beraber bitmiyor. Biz, onun kendini bulma yolcuğunun ilk adımlarını izliyoruz sadece.

2- Sasha Lane de kim?
Andrea Arnold, filmin baş rolünü, ki baş rol yeterince kuvvetli bir tanım değil çünkü bütün yapım Star karakteri üzerine kurulu, Sasha Lane’e emanet etmiş. American Honey öncesinde, Sasha Lane’in tek bir oyunculuk deneyimi dahi bulunmuyor. Hatta, Andrea Arnold onu keşfedene dek, aklında sinemayla alakalı hiçbir plan da yoktu. Yönetmen Arnold, Sasha Lane’e sahilde güneşlenirken denk gelmiş. American Honey projesi, henüz daha bir senaryo eskizinden ibaretken, aklındaki karakterin bire bir tasviriyle karşılaşmak Anrea Arnold’ı fazlasyıla etkilemiş. Kendi deyimiyle bunu “kaderin reddedemeyeceğiniz bir teklifi” olarak nitelendiriyor. Sasha Lane’i böylesine önemli bir yapımda tercih etmek büyük bir kumar, lakin şans Arnold’un da yanında olmuş. Lane, American Honey’de ortaya koyduğu performans ile, 2017 yılı için dört ayrı projeye imza attı. Kendisini sık sık göreceğimizi düşünüyoruz.

3- Oyuncu kadrosunun kalanı ne kadar başarılı? 
Shia Lebouf, ortalamanın üstünde seyrediyor. Kendisini En İyi Aktör dalında adaylığa layık gören British Independent yine de biraz cömert davranmış. Dediğimiz gibi, övülecek veyahut yerilecek bir tarafı yok. Yine de şunu belirtelim ki, oyunculuğunu “küçük” tutabilmesi disiplinli bir davranış. Sasha Lane ile olan sahnelerinde, filmin ana elementini örtmüyor. Aynı şekilde, aralarında oldukça pozitif de bir uyum söz konusu. Mad Max: Fury Road‘ta güzelliği ile gözlerimizi kamaştıran Riley Keough, oyunculuğunun da yabana atılmaması gerektiğini göstermiş oldu. Gözden kaçırılmaması gereken, oldukça ufak bir rolle olsa da dikkatimizi çeken isim Arielle Holmes. Pagan isimli, oldukça orijinal bir karakteri canlandıran genç oyuncu, kendisine ayrılan kısıtlı süreyi ustaca kullanmış. Umarız ki, gelecekte daha büyük rollerde kendisini gösterebilir.

4- Filmi, Cannes’da Jüri Ödülüne taşıyan unsur ne?
Ekip çalışması. American Honey için oluşturulan kamera arkası ekibi tek kelimeyle muazzam. Andrea Arnold hali hazırda birçok ödüle layık görüldüğü için, American Honey’de ortaya koyduğu yönetmenliği övmenin çok da manası yok. Lakin filmin gerçek kahramanları olarak adlandırabileceğimiz iki isimden bahsetmemiz gerekiyor. Öncelikle İrlandalı görüntü yönetmeni Robbie Ryan‘ı tanıtalım sizlere. Bu yıl, kuşkusuz ki onun yılı oldu. Cannes’da Altın Palmiye’yi kucaklayan Ken Loach şaheseri I, Daniel Blake ve American Honey gibi yılın en çok ses getiren iki filminde işinin hakkını verdi. İlginç olan ise, bu iki filmin sunduğu görsel şölenler, birbirlerine taban tabana zıt. Robbie Ryan’a saygılarımızı iletiyoruz. Bahsetmek istediğimiz ikinci isim ise, We Need To Talk About Kevin ile tanıdığımız Joe Bini. Kendisi bir kurgu üstadı ve American Honey’i bu ödüle uzanan yolda taşıyan en önemli sütunlardan.

5- Peki, American Honey neden izlenmeli?
Öncelikle, geride bıraktığımız yılın kendisinden en fazla söz ettiren filmleri arasında yer alıyor American Honey. Cannes’da iki ayrı ödüle layık görülmesi elbette ki rastlantı değil. Robbie Ryan’ın dokunuşları sayesinde, film muazzam bir gerçekçilik sunuyor bizlere. Yalnızca tek bir kararla, bir günde bütün hayatını değiştiren insanların hikayelerine alışığız. American Honey, bize bunun olabilecek en nadir formunu sunuyor. Star’ın macerası, yarın yola çıkıp sizin de yaşayabileceğiniz bir hikaye. İddialı ve cesur kurguların, gerçekçiliğin antitezi olmadığını ortaya koyuyor. Eğer yeni kapattığımız yılın, öne çıkan eserlerini izlemeden geçmeyenlerdenseniz, zaten American Honey’i kaçırmanız beklenemez. Lakin, böyle bir motivasyonunuz olmasa bile, bu nevi şahsına münhasır yapıma zaman ayırın.