Bir film, hedef alıcısı olan izleyici için kurgulanmış seri uyarıcılar bütünüdür. Söz konusu uyarıcı, insani hislerin herhangi biri için tetik mekanizması oluşturmayı hedefleyebilir. Her bir kurgu enstrümanı, birden fazla hissi uyarabilir. Bilinmezlik misal, aynı anda merak ve korkuyu kamçılamak için sıkça kullanılmakta. Peki, söz konusu enstrümanın, ekrana bakmaktan alıkoyduğunu düşünün. O denli rahatsız edici bir görsel ki, filmin amaçladığı olası galibiyet, sizin gözlerinizi kaçırmanız. Uyarılmaktan öte bir provokasyon. Böylesine saldırgan bir tutumla işlenebilecek bir konu geliyor mu aklınıza?

Hipopotamy, skandal bir yapım. Neredeyse her kalburüstü festivali gezdiği 2014 yılı boyunca, üzerindeki tartışmalar asla dinmedi. Kendisine konu olarak seçtiği cinsel şiddet, grafikleştirme hususunda belki de en kırılgan başlıklardan biri. Hipopotamy de işte bu normu sorguluyor. İnsanlığın rezilliği, sinemaya yansıtılırken köreltilmeli mi? Yoksa izleyicinin gözlerine birer bıçak gibi mi sokulmalı? Toplumsal sinemaya verilen destek, konular tehlikeli sulara yelken açtığında olduğu ikiyüzlü bir hal alabilir. Herkesin umursadığı acılar, herkesin karşı çıktığı yanlışlar beyaz perdeye yansıtıldığında, verilen tepkiler sahte bir kırılganlıkla örtülüyor.

Çiftleşme dönemine giren erkek hipopotamların, dişilere tecavüz etmesi doğada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dominantlığını kanıtlama arzusu ile, yer yer ciddi yaralanmalar ve ölümle bitebilen bir tür şiddet ritüeli diyebiliriz. Yalnızca dişi hipopotamlar değil, anneleriyle bağlarını koparamamış yavru da bu korkunç ayin dahilinde ölümle yüz yüze gelirler. Hipopotamy, bu hayvani şiddeti, insanlarla anlatan bir animasyon. Çizimlerden müziğe, kurgudan geçişlere dek, olabilecek her sanat başlığında kusursuz. Tek kelimeyle, kusursuz. Uyarıcısı şiddet, çirkinlik ve tiksinti olan bir yapım.

Katıldığı 32 ayrı festivalden toplamda 8 kez büyük ödülle dönmesi, onun başarısının tacı değil. Hipopotamy, hedeflediği başarıyı, ondan nefret eden kesim sayesinde yakalıyor. Birçok sinema eleştirmeni, filmi rahatsız edici buldu. Film, birçok festivalin jürisi tarafından reddedildi. Bunun ardındaki başlıca sebep ise, Hipopotamy’nin, toplumun herkesçe nefret edilen bir çirkinliğini, olası en sert dille anlatması. Filmin maruz kaldığı ikiyüzlülük bununla da sınırlı değil. Ottawa‘da, büyük ödülü kaldıran Hipopotamy, filmin ödül töreni sonrasındaki gösteriminde, beyaz perdede yuhalandı. İzleyiciler görüntülerden rahatsız olduklarını ve filmin durdurulmasını talep ettiler. İşte bu, Hipopotamy’nin hedeflediği başarıydı.

Polonya sineması, muazzam bir tarihe sahip. Yeryüzünde, belki bir elin parmakları kadar ülkenin, bu denli özgün ve başarılı bir sanat anlayışı olabilir. Burada elbette ki en büyük pay Polonya’nın sinemadaki akademik gücünde saklı. Avrupa’nın en iyi film okulları tartışılırken, birinci sıranın en büyük adaylarından biri her zaman için Lodz‘dur. Hipopotamy’nin yönetmeni Piotr Dumala da Lodz’un akademik kadrosu dahilinde bir isim. Dumala, uzun metraja geçtiğimiz yıl çektiği Elderly ile giriş yaptı ve oldukça olumlu geri dönüşler aldı.