Göçmenlik kavramı, eğer bir Amerikan Mitolojisi oluşturulmak isterse, bütün doğa üstü karakterlerin merkezinde ufak dokunuşları olabilecek bir nosyon. Paul Bunyan başta olmak üzere, Amerikan Folklor öğelerinin ortasındaki, doğa üstü kavramlarla karşı karşıya kalan işçi sınıfı kahramanı, sayısız halk imgesinin dışa vurumunu temsil ediyor.  Boniato, bütün bu kültürel etmenleri tek bir kazanda kaynatmış. Lakin kazan, Meza-Valdes kardeşlerin kendileriyle özdeşleştikleri korku tanımı. Ortaya çıkan iş, tüylerinizi diken diken ederken, alt metinler ile de aklınız meşguliyete sürükleyecek.

Elisa, hakkında pek fazla şey bildiğimiz bir protogonist değil. Bir motosikleti var ve kuzeye gitmesi gerekiyor. Bu basit eylem, esasen oldukça karmaşık gibi arka plandan kaçabilmek adına ortaya koymuş. Lakin, Elisa’nın kaçtığı şey, onu kendi evrenine çekmeye kararlı. Tek yardım umudu ise, “Boniato” tarafından uzatılan bir el. İşte burada, gizeme karşı duyulan merak hissi ile korkunun esareti arasında bir açmaza sürükleniyoruz. Bu muazzam kurgu, bizi bir elimizle gözlerimizi kapamaya iterken, bir yandan da sonraki karede ne olacağını hayal etmekten alıkoyamıyor.

Andres ve Diego Meza-Valdes, kısa filmleriyle sık sık gündemimize gelen isimler. Yalnızca bu projede, yönetmen koltuğunu üçleyip, prestijli yapımlarda dublörlük yapmakta olan Eric Mainade’yi de aralarına almışlar. Sundance 2016’da final beşlisine kalan yapım, üçlüye ödülü diğer bütün adaylar kadar hak ettirmişti. Kısa filmlerin kutsal toprağı Sundance, bu seviyedeki bir başarının, heykelciği eve götürmek hiç de aşağı kalır bir yanının olmadığı festivallerden. Meza-Valdes kardeşler, önümüzdeki ay festivallerde boy göstermeye başlayacak yeni kısa filmleri Omniboat ile, TINQ sayfalarına yakın bir zamanda tekrar konuk olacak gibi duruyor.