Modern toplumun çözüme bağlayamadığı, uzun ve acı dolu geçmişe sahip konuları işlemek her zaman için zordur. Yine de birilerinin elini taşın altına koyup, toplumcu eserleri halka sunması gerekiyor. Sinema, göz ardı edilmemesi gereken acı gerçekleri büyük kitlelere ulaştırmak için muazzam bir enstrüman. Lars Pedersen, ödüllü filmi Beast’te bu enstrümanı ustalıkla kullanıyor. Beast, bir mesaj kaygısı taşıyan başarısız filmlerin düştüğü, o yaygın hatadan kendini sıyırabiliyor: Plastikleşmek. Film, sizi, gözünüze sokmaya çalıştığı motifleri, sanatı ikinci plana atmadan veriyor.
436627056_1280x720Aile içi şiddet, en gelişmiş toplumlarda dahi çirkin örneklerini ortaya koymaya devam ediyor. Beast’in merkezinde de, annesine uyguladığı şiddet ile Benjamin’in hayatını kabusa çeviren bir baba var. Benjamin yalnızca şiddetin değil, annesinin bu bedbaht durumu hiç kimseye bildirmemesinin de farkındadır. Lakin Benjamin, annesinin yaşadığı işkenceye sona erdirme konusunda kararlıdır. Bu konuda oldukça riskli bir plan yapar. Babasının, birçok fuarda ödül alan köpeğini rehin alır. Tek istediği ise annesinden dilenecek basit bir özürdür. Ne yazık ki babası, bu erdeme sahip bir adam değil.

Beast, başta Aix-en-Provence ve New York Short Film olmak üzere beş ayrı festivalde büyük ödüle layık görüldü. Lars Pedersen, sekizinci ve son kısa filmi ile ödülü rafını biraz da geliştirdi. Beast’in 2009’daki gösterimlerinden bu yana, yaklaşık 8 yıldır kendisinden ses alamadığımız Pedersen yeni bir kısa bekliyoruz.