Geçtiğimiz ay yayınlanan ilk fragman sonrasında, Ghost In The Shell’in 2017 yılında vizyona girecek Hollywood uygulamasına karşı bir miktar yumuşama olduğu söylenebilir. Film ilk bakışta, çoğunluğun beklediği üzere mide bulandırıcı değildi. Lakin birçok kişi de tatmin olmadığını açıkça dile getirdi. Fragmanın yarattığı olumlu bulutlar dağılır dağılmaz, bu projenin bir sanat ayıbı olduğu fikri tekrar yüzeye çıktı. Çünkü, Mamorou Oshii‘nin animesi ve Masamune Shirow‘un mangası sanatı, yaratıcılığı ve emeği temsil ederken, bu eserlerin Hollywood uyarlaması olacak film, toplumumuza dair yanlış olan her şeyi temsil ediyordu. Paramount Pictures, bu fikri yıkmak ve önyargıyı yumuşatabilmek adına bir adım attı. Filmin, en az orijinali kadar büyük bir sanat projesi olduğunu savunmak adına bir kitap hazırlatıldı. The Art Of Ghost In The Shell adı verilen kitap, filmin yapımı sırasında emek verilmiş bütün konuları ve yaratıcı üretim sürecini ele alıyor.

Üzerinde hala çalıştığınız, bitmemiş bir eseri, ortaya çıktığı an önyargı  akbabalarına kaptırmak, her sanatçının günlük kabusları dahilindedir. Elbette bu önyargılar, sebepsiz veyahut mantık dışı değiller. Kalıplaşmalarına sebep olmuş sayısız kötü emsal, hali hazırda emek vermeye devam ettiğiniz projenize bakışların katı ve negatif olmasını tetikleyecektir. Hollywood, bir eseri daha Uzak Doğudan Yavan Batıya taşıyor. Şu ana dek, bu formülün kaç kez iyi bittiğini söyleyebiliriz? Neredeyse hiç. Bu sefer söz konusu olan yapım, kusursuzluğu tartışmaya dahi mahal vermeyen kült manga ve muazzam uyarlamaları: Ghost In The Shell.

Bütün geçmişi, vasat bir pamuk prenses uyarlaması çekmekten ibaret olan Rupert Sanders, anime ve manga dünyalarının her ikisinde de kolay kolay eşi benzeri bulunmayacak saygınlıktaki Ghost In The Shell’i kameraya alıyor. Bu hususta Sanders’a güvenmek için tek bir sebebiniz dahi yok. Dürüst olalım, tamamıyla gişe için yapılmış, berbat bir film bekliyoruz. Beklentilerimiz o kadar düşük ki, filmi sonuna kadar sinir krizi geçirmeden tamamlayabilmek bizi şaşırtacak. Bunun tek sebebi de Sanders değil. Masamune Shirow’un kışkırtıcı bir derinlikle kurgulanmış mangası, iki adet deneyimsiz senarist tarafından senaryolaştırıldı. Jonathan Herman ve Jaime Moss‘un bu proje için seçilmiş olmaları esasen size ilham verebilir. Bu CV’ler ile Ghost In The Shell gibi bir yapıma dokunmanıza izin veriliyorsa, siz de istediğiniz herhangi bir işe çekinmeden başvurabilirsiniz.

İlk paragrafa dönelim. Rupert Sanders şu an önyargı akbabalarıyla çevrilmiş olan sanatçımız. Hikayeye bakış açınız biraz değişti, değil mi? Sanki akbabaların bu önyargısının arkasında yatan haklı sebepler, bir miktar olsun kabul edilebilir geldi. Paramount Pictures da öyle düşünüyor olmalı. Öyle ki “Burada sanat yapılıyor, gerçekten gişe oltasından ibaret değil.” hissiyatını vermek amacıyla bir kitap hazırlattı. Filmin konsept tasarımlarını, karakterlerin dizayn sürecini, sanat yönetmenliği ve üretimini konu alan bir eser. Kuşe kağıda basılmış illüstrasyonların en denli büyük birer fetiş objesi olduğundan haberdar olmalısınız. “The Art of Ghost In The Shell” isimli eser, bir kotarma operasyonunun bütün klişelerine sahip.

Kitabın reklamı, 5 Oscar ödüllü Richard Taylor tarafından yapılıyor. Özel efektler, makyaj, sanat yönetimi, dekor, kostüm, ışık… Richard Taylor’ın başta Lord Of The Rings serisi olmak üzere, görsel tatminin sınırlarını zorlayan birçok yapıma kattıkları, sayısız ayrı başlıkta ve tasvir edilemeyecek kadar büyük. Richard Taylor bu projedeyse, en azından görsel olarak iyi bir iş bizi bekliyor olmalı diye düşünebilirsiniz. Lakin Taylor’ın bu projede olduğunu söylemedik. Hayır, kendisinin Ghost In The Shell filmiyle hiçbir bağı yok. Yalnızca, The Art Of Ghost In The Shell kitabının ön sözünü kaleme almış. Yine de kitabın afişinde ismi en üstte yazıyor. Paramount Pictures, tarihinin en başarısız yılları arasına girecek 2016’ya müthiş bir final yapıyor bu kotarma projesiyle.

Scarlett Johansson başta olmak üzere, birçok ünlü isim Ghost In The Shell’in batılı beyaz adam tarafından gişe tanrılarına kurban edilişinde rol alacak. Film, eğer stüdyo yaptıkları yanlıştan dönmezse, 31 Mart 2017’de vizyona girecek.