Başta pazar sabahları aileyle birlikte izlenen filmler olmak üzere, köpekler sinemanın her yerinde mevcutlar. İnsanın en sadık dostu, Yedinci Sanatın icrasında da yardımını esirgemiyor. Hatta birçok yapımda, diğer bütün oyuncuları gölgede bırakıp, baş role soyunduğu dahi oluyor dört ayaklı yıldızların. Köpeklerin film dünyasındaki yeri, neredeyse sinemanın kendisi kadar eskiye dayanıyor. Bu süreçte sayısız köpek dostumuz, oyunculuklarıyla kendilerini ayakta alkışlattı. Birçoğu, oynadıkları karakterle o denli özdeşleşti ki, ünlüler geçidi diyebileceğimiz yapımlardan bile daha büyük hasılatlara ulaştılar.

Köpeklerin sinemadaki yolculuğunda, yetiştiricilerin emekleri oldukça büyük. Her ne kadar yeterince takdir edilmeseler de, bu köpeklerle iletişim kurabilmek oldukça büyük bir yetenek. Sonuçta, köpekler de insanlardan pek farklı değil. Bazıları gerçekten birer yıldız olarak doğuyorlar. Hatta bazılarının karizmasını, film setine ilk patisini attığı andan itibaren hissedebilirsiniz. Biz de sizler için, sinema tarihine saygıdeğer bir oyuncu olarak geçmiş, yıldız köpeklerin en ünlülerini derledik.

Yazımıza geçmeden önce hatırlatmalıyız ki kış mevsimindeyiz. Hava şartları kısa süre içerisinde oldukça sertleşecek. Bu süreçte vücutlarını sıcak tutması gereken köpek dostlarımız, yiyecek bulmakta birçok zorluk çekecekler. Onları yalnız bırakmayın. En yakın dostlarınızın yardıma ihtiyaçları var!

Rin-Tin-Tin
Öne çıkan rolü: Rinty

Koltuğunuza sıkı tutunun. Size kolay kolay kabullenemeyeceğiz bir bilgi vereceğiz. Rene Goscinny’nini ülkemizde Red Kit olarak bilinen karakterinin asıl adının Lucky Luke olduğunu duymuşsunuzdur. Ne yazık ki, Lucky Luke’un köpeğinin adını da bunca zaman yanlış bildiniz. Orijinal hikayede kendisine verilen isim “Rin-Tan-Plan”. Rene Goscinny bu ismi, zekası ve cesaretiyle nam salmış Rin-Tin-Tin’e gönderme olması için seçmiş. Çünkü Rin-Tan-Plan taban tabana zıt bir karakter. Asıl Rin-Tin-Tin ise gazi unvanı taşıyan, 1918 doğumlu bir Alman Kurdu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Saint-Michel Cephesinde bir Amerikan askeri tarafından bulunup kurtarılmış. Hollywood kariyeri boyunca 31 filmde oynayan Rin-Tin-Tin, az kalsın Oscar ödülü de kazanıyordu. 1929 yılında, Akademi Ödüllerini belirlemek için açılan oylamada, birçok kişi ciddi bir seçim yapmaktansa, Rin-Tin-Tin’in adını yazmayı tercih etti. Bu espri kısa sürede büyüdü ve Rin-Tin-Tin oyların neredeyse yarısını aldı. Lakin Akademi, çirkeflik yaparak ödülün yönetmelikteki tanımında “insan” ibaresini ekledi. Rin-Tin-Tin’in ödülünü geri verin alçaklar!

Terry
Öne çıkan rolü: Toto

Dorothy’nin artık Kansas’ta olmadıkları bilgisini ilk paylaştığı arkadaşı Toto, bir Cairn Terrier’di. Toto’nun asıl ismi, 1939 yapımı efsanevi yapım Wizard Of Oz’a kadar esasen Terry idi. Hatta Terry, o tarihlerde Dorothy karakterini canlandıran Judy Garland’dan çok daha ünlüydü. Garland’ın o tarihe kadar elle tutulur bir rolü olmamasına karşın, Bright Eyes’da bir başka çocuk oyuncu olan Shirley Temple ile sahne alan Terry, tanınan bir dört ayaklı film yıldızıydı. Wizard Of Oz, hem Judy Garland’ın hem de Terry’nin hayatlarını büyük ölçüde değiştirdi. Rol, o kadar benimsendi ki, sahibi Carl Spitz de dahil olmak üzere, herkes Terry’ye Toto demeye başladı. Judy Garland, bütün film elinde taşıdığı Terrier’e fazlasıyla bağlanmıştı. Sahibine yükle miktarlar önermesine, hatta bazı iddialara göre yalvarmasına rağmen, Toto’yu sahiplenmesine izin verilmedi. Elbette ki Toto veyahut Terry de sahibinden ayrılmayı hiç istemezdi.

Blair
Öne çıkan rolü: Rover

Beyaz perde macerası yalnızca 6 dakika sürmüş olsa da, Blair sinema tarihinin ilk köpek oyuncusu. Lewin Fitzhamon’ın ortaya koyduğu, ilkel sinemanın muazzam örneklerinden Rescued By Rover, yalnızca dört ayaklı bir karakterin ilk kez sahnelediğini film değildi. Blair, tam anlamıyla baş rolde bulunuyordu. Dadısının bir anlık dalgınlığı ile kaybolan küçük bir kız çocuğu, şehrin tehlikelerinden kahraman köpek Rover tarafından kurtarılır. Rover’ı canlandıran Blair, birçok sahnede ciddi anlamda ikan olmuş küçük kızın tehlikede olduğuna. Kıza yaklaşmaya çalışan birçok set çalışanı, Blair’ın dişlerinden nasibine düşeni tatmış. Elbette ki bunun sebebi, Blair’ın bir metot oyunculuk sergiliyor oluşudur. Bilirsiniz, ünlü yıldızlar film bitene dek rolden asla çıkmazlar.

Pal
Öne çıkan rolü: Lassie

Lessie bize bir şey anlatmaya çalışıyor. Sinemanın gelmiş geçmiş en ünlü köpeği, Lassie rolü ile tanıdığımız Rough Collie cinsi Pal olmalı. Pal esasen aristokrat olarak sıfatlandırılabilir. Soyu 18. Yüzyıla kadar giden, İngiltere’nin en ünlü Collie ailesinden geliyor. Öyle ki, yavrularını alabilmek adına yıllar öncesinden sıraya girmeniz gereken bir aile. Pal, ilk olarak Lassie Come Home filmiyle tanındı. O da oynadığı rol ile ismi fazlasıyla özdeşlemiş köpeklerden. Hayranlık uyandıran zekası ve neredeyse 40 kompleks komutu yerine getirebilmesiyle, kısa sürede dünya çapında bir üne kavuştu Pal. Neredeyse bütün sinema yayınları, Pal’ı gelmiş geçmiş en iyi dört ayaklı oyuncular listesinin başına koyuyor. Kendisinin ölümünden sonra, Lassie Junior adı verilen yavrusu da babasıyla özdeşleşen rolü uzun süre devam ettirdi. Bugün, Pal’ın soyundan gelen bir yavru, yaklaşık olarak 10 Milyon Dolar gibi değere sahip. Elbette ki Pal’ın sinema tarihi için olan değeri, paha biçilemez.

Chris
Öne çıkan rolü: Beethoven

Karşınızda sinemanın en çok kazanan köpeği Chris. Beethoven ve devam filmi Beethoven 2, tabiri caizse birer gişe canavarıydı. Ünlü köpek eğitmeni Karl Lewis Miller, daha yalnızca beş haftalıkken eğitmeye başladığı Chris’in, büyük bir yıldız olacağından hep emin olduğunu söylüyor. Tamı tamına 7 filmlik serinin yalnızca ilk iki halkasında Beethoven rolünü Chris üstleniyor. Kariyeri boyunca başka herhangi bir rolde göremediğimiz Chris için, imza günlerinden tutun da söyleşiler dahi düzenlenmiş. Bir Hollywood aktörünün hayatını bire bir yaşayan dört ayaklı oyuncu, ciddi miktarlarda gelir elde edip, emekliye ayrıldı. İlki 1992’de vizyona giren film serisi sebebiyle, boyutları ve yarattıkları kargaşa sebebiyle genellikle burun kıvrılan St. Bernard cinsi, dünya üzerindeki en popüler tür haline geldi. Hatta, köpeklere verilen en yaygın isimler listelerinde, hala en başta gelir Beethoven’ın adı. Chris, bugün dahi, sinema tarihinin en popüler köpeği olma unvanını hiç kimseye kaptırmıyor.

Max
Öne çıkan rolü: Milo

The Mask kadar çılgın bir karakterin köpeği, ancak ve ancak bir Jack Russell Terrier olabilir. Max, söz konusu rol için 900 köpek arasından seçilmişti. Bunun başlıca sebebi ise, bitmez tükenmez bir enerjisinin olmasıydı. Lakin Milo dışındaki hiçbir rol kendisine göre değildi. Yetiştiricileri, diğer bütün karakterlerin, Max için fazlasıyla yavaş kaldığını, Max’in yalnızca temposu oldukça yüksek yapımlardan keyif aldığını söylüyordu. Çünkü Max söz konusu roller için biçilmiş kaftandı. Öyle ki, Jim Carrey, bir röportajında, şu ana dek çalışmaktan en fazla keyif aldığı rol arkadaşı sorulduğunda Max’in adını veriyor: “Size yemin ederim, Max doğaçlama yapıyordu. Ben şahsen bunu sıkça yaparım ve insanların nasıl göründüğünü bilirim doğaçlarken. Max komutları anlıyor ve role bir şeyler katmak istiyordu. Delirdiğimi düşünebilirsiniz ama köpek ne yaptığını biliyordu.”