Dünya üzerinde en azından bir film fikri olmayan sinema izleyicisi yoktur. Herkes, en azından bir defa hayallere dalıp “Aslında böyle bir film çeksem ne güzel olur!” diye düşünmüştür. Bize göre sinemayı bu denli sihirli yapan da bu. Başka hiçbir sanat dalı için dünya üzerindeki herkesin yaratıcı bir heves taşıdığını söyleyemeyiz. Lakin, başka hiçbir sanat dalı da bu denli göz korkutucu değildir. Kendi alanlarında yetenekli sayılabilecek bir ekibi bir araya getirmek, gerekli ekipmanı ve envanteri toplayabilmek, filmi izleyiciyle buluşturacak enstrümanlara sahip olmak… Birçok sinema hayalinin asla gerçeğe dönüşememesinin arkasında yatan, bu uzun ve meşakatli yol. Kim bilir kaç yaratıcı film fikri bu yokuşu tırmanırken yarı yolda kaldı. Karamsarlığa kapılmayın, çünkü dünya değişiyor.

Eğer fikrinizin sağlam olduğundan eminseniz, bütün kapıları açabilecek tek anahtar mevcut. Ne yazık ki bu anahtar para. Ticari kaygısı olsun olmasın, bütün sinema eserlerinin, en azından hak ettiği gibi işlenebilmesi için belli bir bütçeye ihtiyacı olduğu malum. Bu bütçe projenin büyüklüğüne göre birkaç bin liradan, bol sıfırlara dek geniş bir yelpazede değişkenlik göstebilir. Yakın zamana kadar bu hususta en sık tercih edilen yöntem, yapım şirketlerinin kapılarında sabahlamak ve fikrinizi sizin kadar benimseyebilecek yatırımcılar bulmaktan geçiyordu. Bu sürecin ne kadar acı dolu olabileceğini, varsa etrafınızdaki amatör sinemacılara sorabilirsiniz. İşte bu yapımcılar tiranlığının hükmü günümüz itibariyle sallantıda. Çünkü artık alternatif bir patika var. Dünya, özgür sinemaya giden bu yola crowdfunding, yani kitlesel fonlama diyor.

Peki nedir bu crowdfunding çılgınlığı? Neredeyse herkes hali hazırda kickstarter ve indiegogo başta olmak üzere, dünyayı kasıp kavuran bağış tabanlı web sitelerinden haberdar. Hayatı kolaylaştıracak bir buluştan, bilimsel bir araştırmaya, bir bilgisayar oyunundan tutun da müzik piyasasına kadar bir yatırıma ihtiyaç duyabilecek her branş crowdfunding dünyasında şansını deniyor. Büyük bir kısmı da başarıya ulaşılıyor. İş planı basit, görsel ağırlıklı bir sunumla dünyanın dört bir yerinden internet kullanıcılarına fikrinizi sunuyorsunuz. Söz konusu fikrin hayata geçmesi için gerekli bütçeyi yapılandırıp, kendinizi bağışlara açıyorsunuz. En sık kullanılan iş modelinde, daha önceden belirlediğiniz hedef tutara ulaşılma şartı ile yatırımınıza kavuşuyorsunuz. Piyasanın en ileri gelen sitelerinde ortalama yayımcı payı %4-6 bandında. Bir başka deyişle topladığınız bağışların neredeyse tamamı size kalıyor. Kuşkusuz ki, aldığınız yatırımı vaat ettiğiniz proje için harcayacağınıza dair hukuki bir müeyyide altına giriyorsunuz. Hayalinizdeki projeyi gerçekleştirmek işte bu denli basit artık. Tek ihtiyacınız olan etkileyici bir fikir, o fikrin başarılı bir sunumu.

Bağış yapacak internet kullanıcılarını projenizin bir parçası gibi hissettirmek en önemli gayelerden biri. Sinema ekipleri, size bu hissiyatı sağlayabilmek adına her gün birbirinden yaratıcı fikirlerle geliyorlar. En sık başvurulan yöntem ise teşekkür hediyeleri. Önceden belirlenmiş belli başlı miktarlarda bağışta bulunduğunuz takdir, size çeşitli yollarla minnettarlıklarını gösteriyorlar. Misal, 10 dolarlık bir bağışınız karşılığında, bütün ekibin imzalayacağı bir poster adresinize gönderiliyor. Bağışınız 200 doları bulursa, filmdeki bir karaktere isminiz bile verilebilir. Bu konuda yaratıcılığın sınırlarını ciddi manada zorlayan ekipler de mevcut. Bir seferde 1.000 dolar bağışladığınız takdirde oğlunuzun vaftiz babası olmayı vaat eden yönetmenlerle bile karşılaştık.

Neden yatırımcıların korkutucu labirentinde yolumu bulmayı denemek yerine kitlesel fonlamayı tercih edeyim mi diyorsunuz? Cevap sorunun içinde gizli olmakla birlikte, sizin için kitlesel fonlamanın yararlarını detaylandıralım.

Öncelikle eserinizin üzerinde tam bağımsızlık egemenlik. Yapımcıların eleştirileri üzerinden filminizi kesip biçmek zorunda değilsiniz. Yaratıcı özgürlüğünüzün tek kıstası karşınızdaki kitlenin beğenisini kazanmak. Sonrasında kapitalinizi kontrol altında tutan bir gücün ticari kaygıları veyahut şahsi zevki sizi yönlendiremiyor. Prodüksiyon şirketlerinin, yapımcıların, stüdyoların gölgeleri artık filminizin üzerine düşmeyecek. Hiçbir sanat dalı sinema kadar endüstriyelleşmenin
lanetiyle boğuşmuyor. Kitlesel fonlama ise bu karanlık piyasada sanatçı kimliğinizi koruyabilmeniz için bir kapı aralıyor.

Oyuncular ve set ekibinin emeklerinin karşılığı, ışık ve ses gibi teknik öğeler, filminizin tanıtımı ve reklamı, dağıtım için başvuracağınız medya enstrümanları… Bütün bunları topladığınızda filminizin toplam bütçesiyle karşı karşıya kalırsınız. Bir yapımcı, eğer size bu meblayı nakit olarak veriyorsa, yatırımının karşılığı birkaç katı olarak isteyecektir. İşte yapımcının bu projedeki rolünü, kitlesel fonunuza katılacak binlerce, belki milyonlarca kişi paylaşabilir. Kitlesel fonlamayı mucizevi kılan size, bu söz konusu binlerin, milyonların projenize yapacağı yatırımın karşılığı olarak tek bir şey beklemeleri: İyi bir film. Böylece, filminizin başarılı sayılabilmesi için ulaşması gereken hasılat bütçenin birkaç katı olmak zorunda değil. Bakiyeniz eksiye düşmediği sürece amacınıza ulaştınız demektir.

Beklenen hasılatın düşük olması, filmime nasıl bir katkı sağlayacak ki diye düşünüyor olabilirsiniz. Açıklayalım o halde. Diyelim ki, sinema izleyicileri dahilinde göreceli olarak azınlık sayılabilecek bir kesime hitap ediyorsunuz. Projeniz oldukça spesifik bir alt türe ait. Ticari kaygılar sebebiyle, yatırım alacağınız stüdyo, filminizin hitap edeceği kitleyi mümkün olduğunca geniş tutmak isteyecektir. Sonuçta sizin için izleyici olan bu kalabalık, onlar için müşteri demek. Bu da filminizde değişikliklere, birçok durumda “basitleştirilmeye” gidilmesi demek. Lakin, size gerekli yatırımı sağlayacak kaynağın, herhangi bir geri dönüş beklemiyor olması bu noktada sizin için yaratıcı özgürlük demek. Daha az kişiye hitap edecek yapımlara, çekinmeden girişebilirsiniz. Çünkü doyurmanız gereken, kapitalini katlamayı planlayan bir gücün tekelinde değilsiniz artık. İsterseniz yeryüzünde sadece birkaç bin insanın ilgisini çekecek bir fikre bile yoğunlaşabilirsiniz. Hatta, daha da güzel, projenize başlar başlamaz bu söz konusu birkaç bine ulaşabilir, filminizi bizzat onlar için ve onların desteğiyle çekebilirsiniz.

Başta televizyon dizileri olmak üzere, yayın hayatı bir sürekliliğe konu olan yapımların gelecekleri her zaman için risk altındadır. Yayın akışı dahilinde, daha büyük gelir getirebileceği düşünülen yeni bir yapıma yer açmak adına bir projeye son verilebilir. Bu trajik kadere yol açabilecek tek sebep de bu değil. Profesyonel çalışma ortamında yaşanacak sorunlardan tutun da, dizinin yayın hayatı boyunca geçireceği evrim bile zamansız vedalaşmalara götürebilir. Mevzu bahis yapıma değer veren, takipte olan kitle hiçbir zaman sıfıra inmeyecektir. Yarıda bitirilen bütün dizilerin, günümüzde hala kemik bir hayran grubu mevcut. İşte bu durumda da imdadımıza kitlesel fonlama yetişiyor. Çeşitli anlaşmazlıklar sonucunda yayın hayatına erken nokta koyan iki büyük prodüksiyon, Blue  Mountain State ve Veronica Mars yakın zamanda crowdfunding’e başvurdu. Sonuç ise zamanında bu projelere son veren yapım şirketlerine tokat gibi bir cevap verdi. İki dizi de oldukça büyük fonlar oluşturarak sevenleriyle yıllar sonra tekrar buluştu. Kitlesel fonlama, bir zafer daha elde etti.kick_starter_1-2e16d0ba-fill-780x438Projelerine kitlesel fonlamayla kaynak bulmaya çalışanlar yalnızca amatör sinemacılar, veyahut sektörde tutunmaya çalışan küçük çaplı ekipler değil. Aksine, ödül rafları kalabalık, gişe başarıları da göz dolduran yönetmenler dahi crowdfunding’i sektörün umut ışığı olarak görüyor. Bu hususta en önemli örneklerden biri Spike Lee. Sinemayla yakından ilgili olan takipçilerimiz kendisinin asi ruhundan haberdardır. Lee, prodüktörlerle girdiği laf dalaşlarıyla kendinden sıkça söz ettiren, bağımsız sinemanın bayrak adamlarından biri. Kendisi, hemen her fikri için yapımcıları kuyruğa dizebilecek bir üne sahip olmasına rağmen, kitlesel fonlamaya yöneldi. 2014 yapımı Da Sweet Blood of Jesus filmi için de bu yöntemle aradığı fonu buldu. Kendisi bu yöntemi seçmesinin ardındaki sebep olarak, projelerinde tam bağımsızlığı hedeflediğini, bazı fikirleri hakkında yapımcılardan “aşırıya kaçtığı” yorumunu duymaktan bıktığını dile getiriyor. Ticari kaygı gütmeyen, bağımsız sinemanın büyük isimlerinin de kitlesel fonlamaya yavaş yavaş kayması, sektörün geleceği konusunda ciddi ipuçları veriyor.

1- Innocente  52.000 ABD Dolarıinocente-1200x6882- God Help The Girl, 121.000 ABD Dolarıgod-help-the-girl-1200x6883- Super Troopers II 5.000.000 ABD Doları super-troopers-2-1200x6884- Blue Mountain State, 2.000.000 ABD Dolarıblue-mountain-state-1200x688 5- Veronica Mars, 6.000.000 ABD Dolarıveronica-mars-1200x688