Geçtiğimiz yıl Deadpool ile başta çizgi roman fanatikleri olmak üzere hemen herkesin beğenisini kazanan Ryan Reynolds, ne yazık ki kostümlü kahramanlar ile muazzam bir geçmişe sahip değil. Kendisinin baş rolü üstlendiği, 2011 yapımı faciadan sonra, Green Lantern beyaz perdede bir kez daha şansını deneyecek. Justice League projesinin ikinci etabında izleyeceğimiz film, DC Sinematik Evreninin gedikli senaristi David S. Goyer ve Justin Rhodes tarafından kaleme alınacak.

David S. Goyer, süper kahraman filmleri ile başka hiçbir senaristin olmadığı kadar içli dışlı. Christopher Nolan‘ın Dark Knight üçlemesinin tamamını kaleme alan Goyer, serinin sıfırlanmasına rağmen rolünü kaybetmedi. Bu sefer de, DC Sinematik Evreninde boy gösterecek olan karakterler kendisinin sorumluluğuna verildi. Projenin miladı olan Man Of Steel ile kabul edilebilir bir iş koysa da, geçen yıl bizleri Batman v. Superman: Dawn of Justice ile ciddi bir hüsrana uğrattı. Nevi şahsına münhasır bir DC karakteri olan Constantine ile yolları ise, talihsiz bir şekilde iptal olan televizyon dizisinde kesişti. David S. Goyer bir yandan da, Neill Gaiman‘ın gelmiş geçmiş en iyi çizgi romanlar arasında gösterilen baş yapıtı Sandman’in senaryoya uyarlamakta.

İlk kez 1940 yılında, Martin Nodell‘in kaleminden yayın hayatına başlayan Green Lantern, ciddi bir külliyata sahip. Belki de, ana akım bir tekil süper kahraman hikayesinde göremeyeceğiniz kadar büyük bir kadrosu var. Çünkü Green Lantern, esasen bir karakterin adı değil. Galaksinin, bilinen her köşesinde üyeleri bulunan, kozmozun tamamını kapsayan yetki alanında, kötülüğün olası her formuyla savaşan bir polis birimidir Green Lantern Corps. Sayısı, milyonlarla hesaplanabilecek kahraman, kendileri için belirlenmiş sektörlerde, bu yıldızlar arası örgütün doğrularını temsil etmekte. Her biri de, kendi sistemlerinin Green Lantern’ıdır.

Justice League projesi başladığından bu yana, hemen herkesin gözlemlediği en büyük eksik Green Lantern’dı. Hali hazırda Batman, Superman, Wonderwoman, Cyborg, Aquaman ve Flash‘ın dahil olduğu ekip, çekirdek üyelerinden yalnızca bir fire veriyor. Lakin bir projenin sonraki etabında, Green Lantern’ın da ekibe katılacağı kesinleşti. Peki ama hangi Green Lantern? Çizgi romanın yayınlandığı 77 yıl boyunca, bu kostümü birçok karakter giydi. Justice League projesine dahil olduğunu öğrendiğimizden beri, hangi karakterin seçileceği ciddi anlamda merak edilmekteydi. Bir kısım takipçi, açık ara en favori karakter olan Hal Jordan‘da ısrarcıydı. Yenilikçi kısım ise, Guy Gardner, John Stewart veyahut Kyle Rayner gibi beyaz perdede daha önce görmediğimiz isimleri istiyordu. Tartışmalar devam ederken, an itibariyle neredeyse eminiz Green Lantern kostümünü kimin giyeceğine. Ya da kimlerin mi demeliydik?

Green Lantern Corps. adını taşıyacak yapım, bir değil iki baş karaktere sahip olacak. Hayranların favorisi Hal Jordan ve John Stewart, beraber rol alacaklar. Eğer yanılmıyorsak, bir tür “meşaleyi devretme” konulu yapım bekliyor bizleri. Bu doğru bir varsayımsa, Hal Jordan’ı bir daha görmeyeceğimiz anlamı da çıkıyor. Belki de, çizgi roman filmlerinin tarihine geçebilecek kadar trajik bir ölüm sahnesi ile veda edebiliriz kendisine. Elbette şu anlık bütün bunları konuşmak için fazlaca erken. Çünkü hali hazırda, David S. Goyer ve Justin Rhodes’un akıllarındaki birer fikir bulutundan fazlası değil film. Yakın zamanda hangi aktörlerin Green Lantern’ları canlandıracağını duyacağımızı düşünüyoruz. Heyecanlı olduğumuz bir gerçek

Durun, daha bitmedi. Size oldukça rahatsız edici bir gerçekten bahsetmek istiyoruz. Batman’i izlediğimiz son iki film olan, Nolan üçlemesinin son halkası The Dark Knight Rises ve geçtiğimiz yılın en büyük hayal kırıklığı Batman v. Superman: Dawn of Justice bir ortak elemente sahiplerdi. İki film de, oldukça klişe bir hikayeye, beklenmedik derecede kötü yazılmış diyaloglara ev sahipliği yaptı. İkisi de David S. Goyer’in kaleminden çıkmış, oldukça zayıf senaryolar. Hatta, prodüksiyondan oyuncu seçimlerine, karakter tasarımlarından kostümlere kadar takdir toplayan Batman v. Superman, deyim yerindeyse yerden yere vuruldu. Bütün eleştirilerin merkezinde ise, filmin nereden tutsanız elinizde kalan, mantık dışı senaryosu yatıyordu. Ortalama bir çizgi roman meraklısının bile, birkaç haftada daha iyisini yazabileceği bir olay örgüsünden bahsediyoruz. Çizgi roman tarihinin en derin karakterlerinin, sayısız eserde farklı açılardan işlenmiş ilişkilerini, annelerinin isimlerine indirgeyen, anlamsız bir senaryo ortaya çıkarmıştı David S. Goyer. Bu sebeple kendisinin bizdeki kredisi uzun zaman önce tükendi.