Film boyunca giydiğim o beyaz elbiseyi hatırladınız mı? George, çekimlerin ilk gününde yanıma geldi. Elbiseye bir bakış attı ve dedi ki: “O elbisenin altına sütyen giyemezsin.”

“Pişman olacağım ama soruyorum.” dedim, “Neden?”, o da cevap verdi: “Çünkü… uzayda iç çamaşırı yoktur.”

Bunu gerçekten inanarak söyledi. Hani, sanki uzaya çıkmış, etrafa göz gezdirmiş ve bir tane bile sütyen veyahut don görememiş gibi.

Şöyle açıkladı: “Uzaya çıkarsın ve vücudun ağırlığını yitirir. Sonrasında vücudun genişler lakin sütyenin aynı kalır. Bu yüzden kendi sütyenin tarafından boğazlanarak ölürsün.”

Bunun mükemmel bir ölüm ilanı olacağını düşündüm. Benden genç olan arkadaşlarıma, her nasıl ölürsem öleyim, haberlerde böyle söylenmesi istediğimi söyledim. Sütyenim tarafın boğazlandım; ayışığında boğuldum.”

– Carrie Fisher, Wishful Drinking

Kendisinin vasiyetine saygısızlık etme ihtimalimiz yoktu. Star Wars filmleri, bir bilim kurgu yapımı olarak düşünüldüğünde, fena halde “cahilce” yazılmış eserlerdir. Hemen her karesinde binlerce bilimsel hata bulabilirsiniz. Şu ana dek çekilen sekiz filmi izlediğinizde, uzaya dair öğrenebileceğin tek bilimsel gerçek Carrie Fisher’ın evrene sığmak için fazla büyük olduğudur.

İsterseniz, bir wikipedia sayfasında, Carrie Fisher’ın kariyeri, eğitimi, ailesi hakkında sayısız bilgi bulabilirsiniz. Ya da bunun yerine, “kurtarılmaya ihtiyacı olmayan prensesi”, asla ödün vermediği kişiliğiyle tanımak istersiniz. Kendisi, toplamda 10’a yakın eseri olan bir yazardı. Kendi hayatından esinlenerek yazdığı, yarı-biyografik romanı Post Cards From The Edge ile başlayabilirsiniz. Wishful Drinking ve Princess Diarist ile de, bir film yıldızının asla erişemeyeceği dürüstlükle okuyabilirsiniz hikayesini.

Misal, her şeyin nasıl başladığı sorulduğunda kendisine şöyle diyor Prenses Leia: “Rolü kapabilmek için ineğin biriyle yattım. Umarım George’dur. O aralar kafam fena iyiydi, hatırlamıyorum.”

İnsanlar, özellikle ünlüler, akli dengelerinin sallantıda olduğuna dair bir gerçeği asla paylaşmazlar sizinle. Elbette bunun üzerinden prim yapmaya çalışmıyorlarsa. Carrie Fisher ise, kendisi gibi bipolar teşhisi konmuş insanlarla mektup arkadaşlığı ediyordu. Onlara verdiği tavsiyelerle birlikte, ortalama bir film yıldızının sırf duyulmasın diye milyonlarını harcayabileceği şeyleri gazetelerde yayınlatıyordu.

Söz konusu Star Wars filmlerine geldiğinde, oyunculuğunun bir hayli “boktan” olduğunu iddia etmekten yılmadı. “İyi olmasını bekleyemezdiniz, neredeyse her an kokain kullanıyordum.” diye açıklıyor bunu. Evet, bir jenerasyonun en büyük kadın figürü, kendisine galaksi çapında bir şöhret ve servet kazandıran rol için böyle diyordu. Her sahnesinde kafasının iyi olduğu, “boktan” bir iş.

“Blues Brothers setinde bana zorla yemek yediriyorlardı, çünkü aşırı zayıftım. Bir brüksel lahanasını yutmaya çalıştım, lakin genzime takıldı. Yanım oturan Dan Aykroyd başta güldüğümü sandı ama aslında boğuluyordum. Dan, boğulduğumu fark ettiğinde beni kurtardı, sanırım Heimlich Manevrası falandı. Birkaç gün sonra bana evlenme teklif etti. Eh, bir sonraki boğulma tehlikemde yalnız olmamam gerektiğini düşündüm. Nişanlandık, bütün o kağıt işlemlerini yaptık. Sonra Paul Simon’ı özlediğimi fark ettim, ona geri döndüm.”

Yeryüzünde Dan Aykroyd ile Paul Simon arasında kalabilecek pek fazla kadın yoktur. Hayır, iki ünlü ismi de kendisine aşık edebilmekten bahsetmiyoruz. Birbirinden bu kadar farklı iki adama yakınlık duyabilecek kadar anlık, farklı, önyargısız biri olmak kastımız. “Gitarlarından biri ve adıma yazılmış 9 şarkı.”, gelmiş geçmiş en büyük müzik gruplarından Simon And Garfunkel’ın Paul Simon’ıyla olan kısa süreli evliliğini de böyle hatırlıyordu Carrie Fisher.

Eğer Carrie Fisher sizin için büyük bir önem teşkil ediyorsa, bu Aralık gecesini gözyaşları dökerek geçirecekseniz, kendisini anmak adına durduk yere Star Wars izlemeyin. Veyahut sosyal medya akışınızı onun fotoğraflarıyla süslemeyin. Kurtarılmayı beklemeyen prensesi, ona yakışan şekilde onurlandırın. Carrie Fisher, sayısız yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışmaktaydı. Onun şöhretini değil, verdiği savaşı yaşatmak isterseniz, katkıda bulunabileceğiniz adresleri derledik.

Uluslararası Bipolar Vakfı
The Midnight Mission
Alzheimer Vakfı

“Bedenimi, zihnimin bir yan etkisi gibi görüyorum.” – Carrie