The Matrix Üçlemesi de yeniden çevrimlerden payına düşeni alacak. Warner Bros. açgözlülüğün kurbanı olacak bir sonraki efsane olarak The Matrix’i belirledi. Eğer bir mucize olmazsa, yeteneksiz isimlerin elinde kirletilecek bilim kurgu efsanesi için başrolde Michael B. Jordan düşünülüyor.

Sinema sektörünün son yıllardaki kanseri artık sınır tanımıyor. Yeniden çevrimler 70’lerin 80’lerin kült yapımlarını aşarak, günümüze oldukça yakın tarihlerde çekilmiş filmlere dahi sıçradı. Warner Bros.‘un uzun yıllardır planladığı, lakin tepkilerden çekinerek durduğu The Matrix yeniden çevrimi ise piyasanın bu konudaki zayıflayan standartlarını fırsat bildi. Kapalı kapılar ardında, efsanevi bilim kurgu üçlemesinin yeni versiyonları için düğmeye basıldığı haberi yankılanıyor.

Warner Bros.’un efsanevi seriyi baştan çekme planında attığı ilk adım ise, hikayeyi kaleme alacak bir isim bulmak oldu. Süper kahraman filmleriyle tanınan Zak Penn ile el sıkışıldığı kulislerde dolaşan haberler arasında. Penn, X-Men serisinin ikinci ve üçüncü halkaları, The Avengers, The Incredible Hulk ve Elektra gibi filmlerle tanınıyor. Bu denli ağır bir bilim kurguda deneyimi olduğunu söyleyemeyiz. Bu husustaki ilk sınavını, her ne kadar “yumuşatılmış Hollywood bilim kurgusu” olarak nitelendirecek olsak da, Spielberg‘ün yeni projesi Ready Player One ile verecek. Wachowski Kardeşlerin bizzat yazdıkları orijinal metin üzerinden ilerleneceğini düşünmüyoruz. Bunun büyük bir saygısızlık olacağını bir kenara bırakırsak, kimse hali hazırda gişe rekortmeni olmuş modern bir kült ile kıyaslanmak istemez.
Senaryonun tamamıyla baştan kaleme alınacağını düşünürsek, an itibariyle Neo karakterinin merkezde olup olmayacağını bilmiyoruz. Tamamıyla farklı bir kurgu ile de karşılaşabiliriz. Lakin başrolü üstlenecek isim konusunda Warner Bros.’un aklında bir fikir var: Fruitvale Station ile parlayıp, Rocky efsanesinde bayrağı Apollo Creed’in oğlu olarak devralan Michael B. Jordan. Gelmiş geçmiş en kötü süper kahraman filmi olmaya aday Fant4stic‘te Jonathan Storm olarak yer aldığını da hatırlatalım. Kendisi oldukça inişili çıkışlı performanslara imza atmış, genç bir aktör.

The Matrix Trilogy, 1999 yılında bizlerle buluştuğunda sinema dünyasına yaptığı etki bir filmden fazlasıydı. CGI teknolojisinin ilkel örneklerine bir set çekerek, deyim yerindeyse beyaz perdeye çağ atlatmıştı. Eğer Warner Bros. bu işe tekrar girişecekse, en az orijinali kadar devrimsel teknik yeniliklere ihtiyaç duyacaktır. Günümüzde ise, sinema teknolojisinin geometrik ivmeyle ilerlediğini düşünürsek, çağ atlatacak bir proje tasvir edilmesi dahi güç meblağlarda bir yatırım ister. Warner Bros. bir tür kendini imha planıyla karşı karşıya olabilir.