Hemen her yönetmenin birkaç favori oyuncusu vardır. Aktör ve aktrislerin, onları yönlendiren ses ile iyi bir iletişime sahip olması, ciddi bir avantajdır yapım için. Öyle ki, izleyiciler oldukça basit bir gözlemle hissedebilirler bu diyaloğun yoğunluğunu. Bazı ikonik yönetmenler, bu durumu bir adım daha ileriye taşırlar. Kemikleşmiş ekiplerini, ufak rotasyonlarla bütün filmlerinde koruma gayesi güderler. Lakin hiçbir tekil örnek, Uzak Doğu Sinemasının, tartışmasız en büyük ismi Akira Kurosawa ile neredeyse bütün filmlerinde baş rolü emanet ettiği Toshiro Mifune arasındaki bağ kadar kuvvetli değildir. Bize sorarsanız, Mifune ve Kurosawa, telepatiyi keşfedip, bir yıl arayla gerçekleşen ölümlerine dek bu sırrı sakladılar.
mifune_last_samuraiÜnlü belgeselci Okazaki, üç yıl süren bir çalışma sonucu, Toshiro Mifune’yi anlattığı Mifune: The Last Samurai belgeselini 2015 yılında bitirdi. Lakin izleyicilerle buluşması oldukça uzun bir süre aldı. Bunun sebebi, Mifune: The Last Samurai’ın çok yoğun bir festival takvimi geçirmiş olması. Venedik Festivali ile giriş yaptığı listeden, Londra’daki son gösterimiyle çıktı başarılı yapım. Son bir fragman vererek, dünya gösterimlerine adım atacağının müjdesini, Okazaki bizimle sonunda paylaştı.

Mifune’nin bu denli önemli olmasının birçok sebebi var. Kurosawa’nın dünya sinemasına yön veren bütün yapımlarında rol almasından da öte bir sebep. Kendisi, Kurosawa’nın Feodal Japonya’ya dair çektiği tarih filmlerde, başta Samurai’lar olmak üzere birçok figürü canlandırdı. Bu denli muazzam filmler kolay yaratılmadılar. Mifune, gireceği rollere o kadar yoğun bir hazırlık süreciyle çalıştı ki, mevzu bahis dönem için bir akademisyen seviyesinde donanımlı hale geldi. Başta batılı aktörler olmak üzere, Feodal Japonya’da geçen bir yapımda rol alacak herkes, Mifune’nin ortaya koyduğu işi bir ders gibi okumakta.

Mifune’nin Kurosawa ile olan muazzam dostluğunun en önemli örnekleri, Rashomon, The Seven Samurai, Yojimbo ve Throne Of Blood. Yine de herhangi bir filmi, Kurosawa’nın baş rolü Mifune’ye verip ortaya koyduğu 16 yapımdan ayıramıyoruz. Birlikte geçirdikleri her dakika, ikilinin emeğiyle ortaya çıkan her sahne başka bir şaheser.
mifune-the-last-samurai
Japon asıllı Amerikalı yönetmen Steven Okazaki, kendini tamamıyla belgesellere adamış bir isim. Hem de oldukça geniş bir yelpazede. Sektörde geçirdiği 20 yıllık sürede, öncelikle politik içerikli konulara yöneldi. Amerikan medyasında yer almasına asla izin verilmeyen, İkinci Dünya Savaşı sıranda Birleşik Devlet Hükumetinin, kendi Japon kökenli vatandaşları için kurduğu toplama kampları ilk konusuydu. Bu hususta yapılan ilk belgesel olan Unfinished Business sebebiyle Okazaki, milliyetçi çevrelerin linç kampanyalarına maruz kaldı. Sonrasında Nagasaki ve Hiroshima’ya atılan atom bombalarının ardındaki insanlık suçunu irdelediği White Light/Black Rain ile Emmy ödülüne laik görüldü. Eroin bağımlılarının dramını gözler önüne serdiği Black Tar Heroin de ciddi anlamda dikkat çekti.
kurosawa-mifune-veniceÜlkemizde, ne yazık ki beyaz perdede belgesel izleme alışkanlığı bulunmuyor. Lakin, Okazaki, vizyon sürecinden sonra, Mifune: The Last Samurai’ın ücretsiz olarak, internet üzerinden yayınlanacağını müjdeledi.