The Terminator serisi, uzun ve çileli yıllar sonunda, doğduğu ellere geriyor. Birer kült sayılan ilk iki filmin yönetmeni James Cameron, tekrar ipleri eline alıyor. Lakin Cameron, yeni filmler için yapımcı koltuğunda bulunacak. Yönetmenlik bayrağı ise, büyük ihtimalle Deadpool’un arkasındaki isim Tim Miller’a geçecek.

James Cameron, 1984 yılında The Terminator ile hayatlarımıza dahil oldu. Hatta 1997’de Titanic‘i çekene kadar, kendisi neredeyse sadece The Terminator ile anılan bir isimdi. Oldukça nadir görülen, “orijinalinden daha iyi devam filmi” örneklerinin başını çeken The Terminatör: Judgement Day ise 1991 yılında izleyicilerle buluştu. Serinini gişeyi fethetmesi ve kısa sürede popüler kültür ikonu haline gelmesine rağmen, James Cameron bir devam filmiyle çıkmadı karşımıza. Seri el değiştirene dek, neredeyse her yıl  yeni spekülasyonlar ortada dolaşsa da, asla hayranların istediği gerçekleşmedi.

Heyecan dolu bekleyiş, 11 yıl sonra sona erdi. Bugün bile hatırlanmak istemeyen bir filmle. Yönetmen Jonathan Mostow, serinin yönetmenliğini James Cameron’dan aldığı The Terminator: Rise of the Machines ile ortaya o kadar korkunç bir iş çıkardı ki, daha başında olduğu kariyeri tarihten silindi. Kristanna Loken’in, T-X modeli Terminator olarak karşımıza çıktığı film, neredeyse hiçbir olumlu yanı olmayan bir yapımdı. Yapımcılar da aynı fikirde olmuş olsa gerek, çünkü başta 3 film olarak hazırlanan yeni seri, ilk işin aldığı tepkiler sonrasında rafa kaldırıldı.

Gelecekten gelen robotumuzun beyaz perdedeki macerası, bu faciadan sonra 6 yıllık bir duraklamaya girdi. Takvimler 2009 gösterdiğinde, seriyi hayata döndürecek yapımcıların, deneyimli bir yönetmenle anlaşmama inatları ikinci kez sahneye çıktı. Charlie’s Angels filmleri dışında herhangi bir işi olmayan McG, filmi yöneteceği açıklanan isim oldu. Arnold Schwarzenneger‘ın yer almadığı ilk ve tek uzun metraj sinema yapımı olan The Terminator: Salvation da, başarısız devamlar filmleri arasında yerini aldı. İşin ilginç tarafı, oldukça iddialı bir oyuncu kadrosu ile karşımıza çıkan film, Christian Bale, Sam Worthington ve Helena Bonham Carter gibi isimlerin dahi, başarılı bir yönetmen olmadan sönük kalacağını gözler önüne serdi.

Arnold Schwarzenneger’ın geri dönüşü ile büyük heyecan yaratan, serinin 2015 yılında vizyona giren son filmi The Terminator: Genisys de başarısız halkaları üçe taşıyordu. Game Of Thrones serisi ile dünya çapında üne kavuşan Emilia Clarke‘ın yanı sıra, Doctor Who rolünü üstlenmiş aktörlerden Matt Smith ve aynı yıl Whiplash ile Oscar alan J.K. Simmons da kadroda bulunmaktaydı. Filmin yönetmen koltuğunda ise, Game Of Thrones, Mad Men ve The Sopranos gibi gelmiş geçmiş en iyi dizler arasında gösterilen yapımlarda yer almış Alan Taylor vardı. Her ne kadar uzun metraj deneyimi olmasa da, bu filmin de başarısız olması, yapımcıları “ölü bir atı tekmeledikleri” fikrine sürükledi. Seri iptal edildi, kontratlar bozuldu.

Tam üç filmlik aradan sonra, proje tekrar James Cameron’ın mutlak kontrolü altına dönüyor. Kendisinin filmin yönetmeni olarak açıkladığı isimse Tim Miller. Geçtiğimiz yıl, Deadpool ile muazzam bir iş ortaya koyan Miller’ın başarılı olması yönündeki temenniler oldukça büyük. Lakin hayranların en çok merak ettiği konu, James Cameron’ın hikaye bazında seride yapacağı eleme. Kendisinin imza atmadığı filmlerin, hikaye dahilinde geçerliliğini kabul etmek, James Cameron’ın ünlü egosunun asla kabul etmeyeceği bir husus. Zaten halihazırda bunu isteyecek tek bir izleyici de yoktur. Merak edilen konu, The Judgement Day’in bittiği noktadan mı ilerleyeceğiz, yoksa seri, şu sıralar popüler olan reboot yöntemi ile, sıfırdan mı kalkış yapacak?

Şu anlık bütün bu sorular için çok erken. Geriye yaslanın ve Tim Miller – James Cameron ikilisinin umut veren fikriyle mutlu olan. Her gelişmeden ilk siz haberdar olmak isterseniz de, TINQ‘i takipte kalın.