Aralık ayında, geçtiğimiz yıla veda etmeye hazırlanırken, hiç de hesapta olmayan bir yapımla karşılaştık. The OA tam anlamıyla sessiz sedasız bir şekilde karşımıza çıktı. Lakin haftalar boyunca adından söz ettirmeyi başardı. Serinin bitip bitmediğinden bile emin değildik ama artık rahatlayabiliriz. Netflix, ikinci sezonu bir teaser ile duyurdu.

The OA yalnızca içeriğiyle değil, olası bütün yönleriyle gizemli bir yapım. İlk sezonu bitirdiğimizde, bir hikayenin sonuna gelip gelmediğimizden dahi emin değildik. Yapımcıların ağzından tek kelime çıkmıyordu. Prairie’nin serüveni, o kadar derin bir muallakta bitmişti ki, bu durum infiale yol açtı. Karşılaştığımız final, hiçbir kesin sonuç sunmamakla beraber, sayısız teoriyi de beraberinde getirdi. “Kim ne anlamak istiyorsa onu anlasın.” vari bir vedayla aramızdan ayrıldığını düşünürken, The OA müjdeli haber getirdi.

İlk sezonu izlememiş olanlar için, seyir zevklerini zedelemeyecek bir özet geçelim. Baş karakterimiz Prairie Johnson‘ın kayboluşunun üzerinden oldukça uzun bir zaman geçmiştir. Hayatta olduğuna dair neredeyse bütün umutlar tükenmişken, genç kız bulunur. Hem de, beklenenden fazlasıyla iyi halde. Öyle ki, kaybolmadan önce görme engelli olan Prairie, artık oldukça net bir şekilde görebilmektedir. Yedi yıl sonra döndüğü kasabasında, başına gelenlerden asla bahsetmemesi bir huzursuzluğa yol açar. Kısa süre içinde “yardım” istediği beş birbirinden taban tabana zıt kişiyle yolları kesişir ve ruhani bir yolculuğa çıkarlar. Bir yandan da Prairie’nin dehşet dolu hikayesini öğrenmeye başlarız.

The OA, Zal Batmanglij ve Britt Marling‘in elinden çıkan bir yapım. İkili, 2011 yılında Sound Of My Voice isimli bilim kurgu/gerilim filminde beraber çalışmışlardı. Prodüksiyonun yetersizliğini bir kenara bırakırsak, Sound Of My Voice orijinal bir kurguydu. Birçok eleştirmen, filmin hatalarını görmezden gelip, kurgunun sürükleyiciliğini ön plana çıkaran yorumları layık gördü. Arkalarında Netflix’in neredeyse sınırsız imkanları olduğu düşünülürse, kalemleri hali hazırda kuvvetli olan bu ikilinin ortaya başarılı bir yapım çıkarması işten bile değildi. Ki hali hazırda görsel olarak oldukça tatmin edici bir diziyle karşı karşıyayız.

İlk sezon finaliyle, The OA deyim yerindeyse izleyicileri ikiye bölmüştü. Hemen herkes hikayenin ilerleyişinden oldukça keyif aldığını belirtse de, final birçok kişiyi hiç de tatmin etmemiş, hatta öfkelendirmişti. Lakin, bu muallak final, acaba ikinci sezonda nasıl kurgulara kanca atacak?