İngiliz sahnesinin çıkarttığı kusursuz karakter oyuncularından Bill Nighy ile Victoria dönemi Londra’sına yelken açıyoruz! Golem, kana susamış mitolojik yaratıklar listesine iddialı bir giriş yapacak. Sessiz sedasız geçen bir prodüksiyon sürecinden sonra, hafife alınmaması gerektiğinin altını çizen bir fragmanla karşımızda The Limehouse Golem.

Mitolojik metinlerde kapladığı yer oldukça büyük olsa da, beyaz perde yaratıkları arasında gölgede kalmış bir garabet ile karşı karşıyayız: Golem. Evet, vampirler, mumyalar veyahut cadılar kadar popüler kültürde yer etmese de, bu taştan şeytanların ne denli karizmatik olduğunu inkar edemeyiz. Bill Nighy‘yi başrolde izleyeceğimiz The Limehouse Golem‘de sahne adından da anlaşılacağı gibi bu cani yaratıklardan birine ait olacak. Victoria dönemi Londra’sında, kana susamış bir canavarın izin süreceğimiz filmden ilk fragman da yayınlandı.

Peter Ackroyd‘un 1994 yılında kaleme aldığı Dan Leno And The Limehouse Golem bir Victorian cinayet romanı. Türe aşina olmayanlar akıllarına Jack The Ripper‘ı getirebilirler. Victorian dönemi, Londra’nın tarihinde suç oranlarında bakımından en karanlık yılları temsil ediyor. Son günleri yaşanmakta olan 19. Yüzyılın sancılı geçiş süreci de kendini hemen her motifte göstermekte. Peki Dan Leno And The Limehouse Golem’i diğer binlerce Victorian cinayet romanından ayıran baharat nedir? Elbette ki karakterleri! Tarihi simaları hikayesinin içine katarak bizleri Karl Marx ve Goerge Gessing dönemin Londra’sının ünlü simaları ile karşılaştırıyor. Kitabın başlığında gördüğümüz Dan Leno da, İngiliz komedisinin temelini atmış tarihi bir kişilik.
Yönetmen koltuğunda ise Juan Carlos Medina ile karşı karşıyayız. Bu isim sizlere oldukça yabancı gelebilir. Sonuçta şu ana dek iki kısa metrajın yanı sıra bizlerin karşısına yalnızca 2012 yapımı Insensibles ile çıkmıştı. Film için herhangi bir mecrada yankı uyandırdı diyemeyiz, lakin amatörlüğün etkisini bir kenara bırakırsak oldukça kaliteli yönleri mevcuttu. Bütün işleri fantastik, korku ve gizem türlerinin üçlü ittifakıyla meydana gelen bir isim için Peter Ackroyd’un romanı biçilmiş kaftan. Bu sebeple aradığı çıkışı yakalayabilmesi için Juan Carlos Medina’ya harika bir şans tanınmış oldu. Bizim öngörümüz bu fırsatı kaçırmayacağı yönünde.

Filmin kadrosunda ise İngiliz tiyatrosunun yetiştirdiği muazzam yeteneklerden Bill Nighy başı çekiyor. Fantastik yapımlara özel bir ilgisi olan Nighy, bu projeyi de es geçmemiş. Yakın dönemde Harry Potter serisine Rufus Scrimgeour karakteriyle dahil olan prestijli aktörü, Pirates Of The Caribbean‘in belki de en karizmatik figürü Davy Jones olarak da izledik. Bill Nighy’ye  eşlik edecek isimler ise Me, Earl And The Dying Girl ile ismini duyuran Olivia Cooke ile genç aktör Douglas Booth.

Projenin elindeki en iddialı kozlardan bir tanesi kuşkusuz ki Jane Goldman. Başarılı senaristin öz geçmişinde birbirinden ihtişamlı yapımlar mevcut. Kendisi Kick-Ass, The Kingsman ve X-Men: The First Class gibi çizgi roman tabanlı eserlerde ortaya koyduğu işler ile uyarlama branşında başı çeken isimler arasına yerini kazıdı. Jane Goldman’ın kaleminden çıkan bir senaryonun bugüne dek standartların altında kaldığına bir kez dahi şahit olmadık. The Limehouse Golem bu sebeple prodüksiyon sürecine bir adım önde başladı.

The Limehouse Golem, 1 Eylül’de izleyicilerle buluştuğunda beklenmedik bir başarıya imza atarsa şaşırmayın deriz.