DC Sinematik Evreni için gereken umut ışığı sonunda bizlerle buluştu. Wonder Woman, uzun süredir izlediğimiz, tartışmasız en kaliteli süper kahraman filmi. Warner Bros. yakaladıkları ivmeyi korumakta kararlı görünüyor. Öyle ki, Justice League ekibinin bir başka üyesi olan The Flash’in kendine ait yapımında yönetmen koltuğu için ince elenip sık dokunuyor. Sizin için öne çıkan üç adayı değerlendirdik.

Amatörce hataların bol sıfırlı prodüksiyonlara yakışmadığını yalnızca biz değil, Warner Bros. da fark etmiş olmalı. Bu sebeple artık risk almak istemiyorlar. Genç yönetmenlere şans vermek, riskli isimlerle kumar oynamak yok. Eğer bizi bir kere daha yanıltmazlarsa DC Evreninde artık kamçı yalnızca kendini ispatlamış ve türe aşina isimlerde olacak. Bu tanıma uyabilecek isimlerin başında da doğal olarak Matthew Vaughn geliyor. Warner Bros.’un Vaughn’a bir teklif götürüp götürmediği şu anlık net değil, lakin kulislerde başarılı yönetmenin yapımcıların rüyasını süslediği konuşuluyor.

Matthew Vaughn, mizah ve aksiyonu muazzam katmanlarda bir araya getirebilen bir isim. Lakin bu ciddi projelerde aksadığı anlamına gelmiyor. X-Men: First Class‘ta ortaya koyduğu işin üzerine herhangi bir iş koymasa dahi, DC Sinematik Evrenini bir üst seviyeye taşıyacaktır. Kendisi an itibariyle Kingsman serisinin ikinci halkasını oluşturacak The Golden Circle‘ın post-prodüksiyonu ile meşgul. Takviminde de an itibariyle I Am Pilgrim isimli bir drama bulunuyor. Lakin burada altı parçalık filmografisinin dördü çizgi roman uyarlamalarından oluşan bir isimden bahsediyoruz. Eğer Ezra Miller’ın canlandıracağı Flash, DC Sinematik Evreninin tek eğlenceli öğesini oluşturacaksa, Matthew Vaughn bu görev için biçilmiş kaftan.
Robert Zemeckis, sinemaya ait neredeyse bütün türlerde, en az bir başarılı yapım ortaya koymuş bir yönetmen. Back To The Future üçlemesiyle, belki de beyaz perdenin en büyük hayran kitlelerinden birini yarattı. Bilimkurgu çatısında daha derin bir adım atmak adına ortaya koyduğu Contact, bugün hala birçok filme ilham vermekte. Tom Hanks ile olan iş ortaklığı ortaya 6 Oscar’lı Forrest Gump’ın yanı sıra, gişe canavarı Cast Away’i de ortaya çıkardı. Kariyerini animasyonlara ayırdığı 5 yıllık dönemde, Beowulf, The Polar Express ve A Christmas Carol gibi, şaheser olmasalar da kalburüstü filmlerle buluşturdu bizleri. Kısa süreli The Walk ile bozan Robert Zemeckis, bir kez daha beğenileri toplamıştı. Lakin geçtiğimiz yıl karşımıza çıkan Allied, iddialı kadrosuna rağmen bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Süper kahraman filmleriyle herhangi bir geçmişi bulunmayan Zemeckis bu açıdan diğer iki ismin bir miktar gölgesinde kalıyor. Lakin başka bir açıdan bakmamız gerekirse, Matthew Vaughn ve Sam Raimi’nin kariyerleri de Robert Zemeckis ile kıyaslandığında oldukça sönük bir görüntü çizmekte. Burada verilecek karar biraz da, çizgi roman uyarlamalarının doğası ile genel geçer sinema normlarının ne denli kesiştiği üzerine bir yaklaşım olacak. Sonuçta, oldukça yetenekli isimlerin de söz konusu kendine ait kuralları olan çizgi romanlar dünyasında bocaladığına tanık olduk. Robert Zemeckis’in yöneteceği bir The Flash yapımını hayal etmek oldukça zor bir uğraş. Aklımızda tam olarak neyin canlanması gerektiğinden emin değiliz.
Çizgi roman uyarlamalarının ikinci sınıf yapımlar olmaktan çıkıp, büyük bütçeli gişe canavarlarına dönüşmesindeki öncü adımı Sam Raimi’nin yönettiği 2002 tarihli Spider-Man atmıştı. Geçmişe dönüp baktığımızda, günümüzün yapımlarına dahi kafa tutabilecek kadar özenli bir işin ortaya konduğunu görebiliriz. Tobey Maguire ve Kristen Dunst’lü kadro, devam filmi için buluştuğunda da kaliteden ödün verilmemişti. Lakin Sam Raimi’nin süper kahramanların dünyasıyla arasının açılmasına sebep olan halka, serinin üçüncü filmiydi. An itibariyle popüler kültürde bir mizah öğesi haline gelen Spider-Man 3, yalnızca seriye değil Tobey Maguire’ın kariyerine de ağır bir yara açtı.

An itibariyle bu üç adaydan biriyle yola devam edileceği neredeyse kesin. Sizin favoriniz hangi isim?