Sundance başta olmak üzere festivalleri fetheden bağımsız komedi The Big Sick vizyona girmeye hazırlanıyor. Silicon Valley ile tanıdığımız Kumail Nanjiani’nin başrolünü üstlendiği filmden ilk fragman sonunda yayınlandı. Etnik farklılar ve stereotipler üzerine kurulu, muazzam bir romantik komedi bizleri bekliyor.

Komedi türü dahilinde kalite ve gişe başarısı arasında ne yazık ki ciddi bir paralellik yok. Bir başka deyişle, kendini tekrar eden, basit mizah öğeleri ticari kaygıları olan yapım şirketlerinin ilgilerini daha fazla çekiyor. Lakin bu durumun sektörde yarattığı ayrışma, beklenmedik derecede olumlu bir sonuç verdik. Zekice yazılmış komedi eserleri, artık bağımsız filmler olarak karşımıza çıkmakta. Hem de onları sınırlayan sektör hudutları ve zorla serpiştirilen bayat öğelerden kurtulmuş bir şekilde. The Big Sick de bu muazzam akımın son örneklerinden biri gibi duruyor.

Kumail Nanjiani The Big Sick’in hem başrolünü üstleniyor, hem de filmin senaryosu  kendi gibi komedyen olan eşi Emily V. Gordon’la beraber kaleme almışlar. Eh, bundan daha doğal bir şey olamaz, çünkü The Big Sick zaten onların hikayesi! Elbette ki mizahi yaratıcılık dahilinde eklemeler – değişiklikler bolca yapılmış olsa da, filme ilham veren temelin biyografik olduğunun altını çizelim.
Söz konusu hikaye ise, Kumail ve Emily’nin kendi isimlerini taşıyan karakterlerinin arasındaki imkansız aşkı konu alıyor. Hemen heyecanlanmayın, bahsettiğimiz imkansızlık hali bir tür Romeo ve Jülyet çıkmazı sayılmaz pek. Kumail’in Pakistan kökenli ailesi, İslami geleneklerini de yaşatmak adına görücü usulü bir evlilik istemekteler oğulları için. Söz konusu kız elbette ki Pakistan kökenli ve ailenin inançlarını paylaşan biri olmalıdır. Diğer tarafta ise kızlar Emily’nin gönlünü kaptırdığı gencin ait olduğu kültüre dair birçok ön yargısı, aklında yer etmiş afaki stereotipler bulunan Amerikalı bir anne-baba. Düğüm ise Emily’nin sebebi dahi bilinmeyen, amansız bir hastalığa yakalanmasıyla atılır. Kumail şimdi iki ailenin arasında bir köprü olmalı ve sevdiği kadının yaşam mücadelesine destek vermelidir.

Yukarıda okuduğunuz satırlardaki naif ciddiyeti hemen aklınızdan silin. Çünkü konu her ne kadar içinizi ısıtacak, sosyal mesajlı bir aile draması gibi görünse de karşımızda absürt bir komedi var. Hem de muazzam bir kadroyla! Emily rolünde efsanevi yönetmen Elia Kazan‘ın torunu Zoe Kazan‘ı izleyeceğiz. Everybody Loves Raymond‘ın yıldızı Ray Romano ise Emily’nin babasını canlandıracak. Tuhaf ve hafif sosyopat anneyi ise romantik komedilerle özdeşleşen Holly Hunter üstlenmiş! Fragmanda tanık olduğumuz üzere, ekip kusursuz bir sinerji yakalamışa benziyor. Kimyaları uyuşan komedyenler, bu tür yapımlarda başarıyla giden formülün kuşkusuz ki en önemli parçalarından biri.
Eleştirmenlerin eleğinden tam notla geçmiş bir yapımla karşı karşıyayız. Komedi filmlerine ön yargılı yaklaştığını itiraf edebileceğimiz dünyaca ünlü sinema portalı Roger Ebert‘in yazarlarından Brain Tallerico “Yıllar sonra karşımıza yaratıcı ve zekice bir romantik komedi örneği çıktı.” gibi iddialı bir cümleyle tanımlıyor filmi. Variety‘nin deneyimli kalemi Geoff Berkshire da The Big Sick’in sektörün geri kalanına örnek teşkil etmesi gerektiğini savunuyor. Komedi yapımları hakkında bilirkişilerden sayabileceğimiz Matt Donelly ise The Wrap‘te yayınlanan yazısında dikkatlerin Kumail Nanjiani’nin potansiyelinin üzerine çekilmesi gerektiğinin altını çizdi.

The Big Sick an itibariyle ülkemizde vizyon programlarına dahil olamadı. Eğer bir mucize olmazsa, coğrafyamız sanatsal açıdan biraz olsun değeri olan komedi yapımlarından uzun bir süre daha mahrum kalacak. Lakin üzülmeyin! Temmuz ayına daha çok var. Bu sürede en azından iki Recep İvedik daha çekilecektir.