George Lucas. En büyük Star Wars hayranları tarafından bile şiddetli bir şekilde eleştirilen, sinemanın maddi açıdan en değerli fikri mülkiyetinin yaratıcısı. Kuşkusuz ki yaratıcılık, sık sık beslenmesi gereken bir yetenek. George Lucas’ın Star Wars’u yaratana dek dünyada geçirdiği 33 yılda oldukça geniş bir yelpazeden eserlerle yaratıcılığını kamçıladığı su götürmez bir gerçek. Sonuçta Star Wars, kendi yarattığı “Space Opera” türünün bilinen tek eseri. Doğu felsefesinden Nazi Almanyası’na dek uzanan bir coğrafyada, belki de Star Wars’tan önce aynı cümle dahilinde bile kullanılmamış temaları bir potada eritip yeni bir tür yaratmak için ciddi bir okur, izleyici, araştırmacı olmanız gerekir.  Peki, ortaya Star Wars’u çıkaran, George Lucas’ı derinden etkileyen eserler nelerdi, hiç merak ettiniz mi? Sizler için George Lucas’a İlham Veren 15 Eser’i derledik, iyi eğlenceler!

1) Akira Kurosawa filmleriakira-kurosawa-main-imageBahse varız ki, Star Wars ile yakından ilgili okuyucular başlığı görür görmez listenin bir yerinde Akira Kurosawa’yla karşılaşacaklarından eminlerdi. O halde onları fazla bekletmeden, George Lucas’ın “Sinemanın gerçek efsanelerinden biri.” olarak tanımladığı Japon yönetmen Kurosawa’nın yapıtlarıyla başlayalım. Merak etmeyin, size Jedi’ların Samuraylara ne kadar benzediğinden bahsetmeyeceğiz.

The Hidden Fortress (1958):
Düşmanları tarafından bozguna uğratılmış bir klanın prensesi ve ona sonsuz bir sadakatla bağlı, efsanevi fakat yaşı ilerlemiş bir general… Size birilerini hatırlattı değil mi? Bu daha hiçbir şey. Filmin birbirleriyle didişmeden duramayan, biri kısa boylu, diğeri uzun iki de mizah unsuru karakteri var. Hayır, tenekeden yapılma değiller.

Seven Samurai (1954):
27
Jedi’ların Padawan’larıyla olan ilişkileri Star Wars serisinde ciddi manada yer kaplamakta. Lakin hem Lucas’ın hem de Kurosawa’nın konseptleri sıradan bir usta-çırak bağından olduça öte. Seven Samurai’da Kambei ile Katsushiro arasında baba-oğul, öğretmen-öğrenci, iki yakın dost ve silah arkadaşlığı gibi filmlerde sıkça işlenen kalıplardan öte, kendine özgü bir bağ mevcut.

  • Dersu Uzala (1975):
            Kurosawa’nın Star Wars’tan iki sene evvel perdeye yansıttığı filmde, iki protagonist Dersu Uzala ile Kaptan Arseniev’in soğuk geceden sağ çıkmak için verdikleri mücadele, The Empire Strikes Back’te Han Solo ve Luke Skywalker’ın başından geçenler ile benzerlik gösteriyor. Rastlantı olduğunu düşünüyorsanız, Dersu Uzala’daki mevzu bahis sahnede Güneş ve Ayı aynı anda gökyüzünde gördüğümüz dramatik sahnenin Tatooine’de iki ayrı yıldız ile birebir resmedildiğine dikkatinizi çekiyoruz.

2. Flash Gordon serisi (1938)
flash-gordons-trip-to-mars-1938-quad

1977 yılında ne izleyeceklerinden bir haber sinemaları dolduran milyonların 40 yıl boyunca sürecek maceraları uzay boşluğunda kayan yazılarla başladı. Lakin o milyonların taptığı filmin yaratıcısı da birçok eserin sıkı bir hayranıydı. Bunların başında elbette Flash Gordon geliyor. Hatta şöyle diyebiliriz ki, eğer Lucas hayallerini gerçekleştirebilse ve Flash Gordon’ın film haklarını eline geçirseydi, Star Wars hiç var olmayabilirdi. Evet, Lucas’ın aklında olası bir Flash Gordon filmi için yarattığı bütün fikirler Star Wars’a aktarıldı. Hatta Lucas, A New Hope’un posteri için aklında nasıl bir şey olduğunu göstermek adına çizer Dave Struzan’a Flash Gordon çizgi romanlarından Ming’in Flash ile dövüştüğü bir sahneyi kullanacak kadar büyük bir hayrandı.

3. Sergio Leone Western’lerimaxresdefault-3Lucas’ın evreninin büyük bölümü güçlü olanın hayatta kaldığı, yerleşimin derme çatma olduğu uçsuz bucaksız coğrafyalardan oluşur. Bu coğrafyalar vahşi batıya sadece fiziksel olarak benzemez. Kelle avcıları, kaçakçılar, yol kesen haydutlar bu coğrafyanın asıl karakterleridir. Kanun, galaksinin büyük kısmında neredeyse yoktur. Günlük meseleler iyi ve kötünün hikayesinden çok, kimin silahına ilk davranacağı üzerine kurgulanır. Peki ilk kim mi davranır silahına? Tabii ki Han Solo. Orijinal serinin ikilisinden Luke ne Samuray’sa, Han Solo da o kadar Kovboy’dur. Listemizde hemen hepsi benzer mekanikler üzerine kurulu olduğu için spesifik film isimleri vermedik, lakin eğer western ile daha tanışmamız okuyucular nereden başlayacaklarını düşünüyorlarsa, TINQ onlara birçok öneride bulunacaktır.

4. Metropolis – Fritz Lang (1927):
maxresdefault-4George Lucas, ilk bilimkurgu filmi olarak kabul edilen Metropolis’e hak ettiği övgüyü hemen her söyleşisinde dile getirir. Lakin eserinde de bariz bir saygı duruşu vardır. C-3PO’nun tasarımı, Metropolis’in Maschinenmensch’leriyle neredeyse aynıdır. Herhangi bir bilimkurgu yapımının Metropolis’ten hiç etkilenmemiş olma ihtimali zaten hali hazırda oldukça düşük.

5. The Dam Busters – Michael Anderson (1955)dam-busters-poster İkinci Dünya Savaşı pilotlarına dair bu filmde, kahramanların saldırı harekatındaki bombalama stratejisi Luke Skywalker ve X-Wing Pilotlarının Death Star’ı yok etmek için tercih ettikleri planla ciddi benzerlikler taşımakta. Daha da ilginci, The Dam Busters’ta pilotların çatışma esnasında verdikleri tepkileri Star Wars’taki X-Wing pilotları tarafından da dile getiriliyor:

“Get set for your attack run!”

“Look at the size of that thing!”

6. Triumph of the Will – Leni Riefenstahl (1935):26c5f7cb1db9c13fdcf2dfe4e185cf8dSanırım Galactic Empire ve Üçüncü Reich arasındaki benzerlikleri yazmak başlı başına bir liste gerektirir. Bu yaşa dek İkinci Dünya Savaşına dair yapılmış bütün eserlerden uzak durmayı başarabilmiş olanlar için hızlı bir özet geçelim; Stormtrooper adı Strumtruppen isimli birliklerden geliyor, bütün subay üniformaları Nazilerden esinlenilmiş, Vader Almanca baba demek, Order 66 ve Reichstag Yangını neredeyse aynı komplo… Evet, bu listenin bir sonu yok. Lakin Lucas’ın dikkatini çeken en önemli husus Nazilerin propaganda konusundaki uzmanlıklarıydı. Galactic Empire’ın kötülüğü gümüş tepside sunmaktaki başarısı buradan geliyor. Seremonilere ve sembolizme düşkünlükleri de cabası. Elbette bütün bu etmenlerin en somut örneği de Nazilerin ünlü propaganda filmi Triumph of the Will.

7. Lost Horizon – Frank Capra (1937):
poster-lost-horizon-1937_32
Frank Capra’nın şaheserinde, filmin yaşlı bilge figürü High Lama ve Yoda arasındaki paralellik dikkat çekici. Şiddet ve kin karşıtı öğretilerle kahramanlarımıza kılavuzluk eden High Lama ve Yoda’nın en berlirgin ortak özellileri ise oldukça garip bir gramer ve bilmece-vari anlatıma başvurmaları. Lakin Yoda ile benzerlikleri bu kadar değil. İki karakterin trajik ölüm sahneleri neredeyse aynı kurguya sahipler.

8. Casablanca – Michael Curtiz (1942)
poster-casablanca_13

Orijinal seride tam tamına 45 dakika geçirdiğimiz Mos Eisley ile Casablanca neredeyse birbirlerinin aynısı. Atmosferden karakterlere, mimariden coğrafyaya örtüşüyorlar. Hatta, Han Solo’nun bu sahnelerde takındığı tavır, verdiği tepkiler ve hitap olarak sıkça “Kid” kullanması da bize Rick Blaine’i anımsatıyor.

9. Ben Hur – William Wyler (1959):
02-chariot-race-ben-hur
The Phantom Menace’ın birçok sıkı Star Wars hayranına bile gereksiz miktarda uzun gelen pod yarışı sahnesini hatırlayın. Araçlar, önlerindeki iticilere bağlı tek kişilik kabinlerden oluşuyor. Evet, Ben Hur’un ikonik yarış sahnesindeki savaş arabaları. Birçoğunuzun söz konusu savaş arabalarının tarihi birer araç olduğu ve Ben-Hur’la özdeşleştirilmemesi gerektiğini düşündüğünüze eminiz. Lakin sahnelerin kurgusu bu benzerliği tarihi bir ilhamın ötesine taşıyor.

10. Star Trek: The Original Series (1966-1969)
star-trek1

Star Wars ve Star Trek hayranları arasındaki çekişme Soğuk Savaştan daha uzun süredir devam etmekte. Star Trek serisini yeniden canlandıran JJ Abrams’ın yeni seride yönetmen koltuğuna geçmesi buzları eritmeyi pek başaramadı. Peki, Star Trek hayranları iddialarında haklı mı? Gerçekten de Star Wars birçok şeyi Star Trek’ten “arakladı” mı? Bu hususta söyleyebileceğimiz yegane şey Lucas’ın büyük bir Star Trek hayranı olduğu, gençliğinde Star Trek temalı fuarlara gitmek için ülkeyi baştan başa geçtiği.

11. Jason and the Argonauts – Don Chaffley (1963):
jason_and_the_argonauts_1963_hydra_fight
Bundan yarım asır önce, CGI sinemacıların enstrümanları dahilinde değildi. Görsel efektler tamamıyla yaratıcılık ve zanaat ürünleriydi. Jason and the Argonauts’un efektlerinin arkasındaki isim olan Ray Harryhousen, o günlerde stop-motion tekniğini inanılmaz bir ivmede ileri taşıyordu. Öyle ki, orijinal üçlemede gördüğünüz hemen her özel efekt Ray Harryhousen‘ın icat ettiği tekniklerle yapıldı. 2013 yılında kaybettiğimiz deha için Lucas şu sözleri söyledi: “Şüphesiz ki, Ray Harryhousen olmasaydı Star Wars diye bir şey asla olmazdı.”

12. The Guns of Navarone – J. Lee Thompson (1961):
maxresdefault-2Bir savaşın gidişatını bütünüyle değiştirebilecek boyutta bir silah. Kahramanlarımızın aleyhine işleyen zamana karşı bir yarış. Bir tür intihar görevi, sadece bir avuç umut ve imkansız gibi görünen bir plan. Anthony Quinn de Force’u kullanabilseydi sanırım İngiliz Askerlerinin işi de İsyancılar kadar kolay olurdu.

13. The Hero with a Thousand Faces – Joseph CampbellherothousandfacesMitolog Joseph Campbell’ın en önemli eseri olan bu kitap, George Lucas’a “evrende söz sahibi, kendi iradesi olan, gözle görülemeyen bir güç ve onu kullanma yeteneğine sahip olan nadir seçilmiş kişiler” konsepti için ilham vermiş. Birçok Star Wars hayranı, Güç’ün The Phantom Menace ile getirilen “midichlorian” açıklamasına burun kıvırmıştı. Bunun başlıca sebebi ise, orijinal üçlemede Joseph Campbell’ın eserine dayandırılan, “ki” tabanlı “prana” felsefesinin orijinal üçleme ve The Phantom Menace arasında yayınlanan bütün kitaplara ilham vermiş olması. Hayranlar Campbell’in prana’sını, Lucas’ın midichlorian’larından daha çok sevmişe benziyor.

14. Dune – Frank Herbert636018158576515766776238856_dune_concept_art_illustration_01_gary_jamrozListemizin bu maddesindeki benzerlikler Hugo ve Nebula ödüllü başyapıtın yazarı Frank Herbert tarafından bizzat dile getirilmiş. Herbert bir adım ileriye giderek birçok tasarımın, karakterin ve mekanın “çalıntı” olduğunu iddia etmiş. Evet, azımsanamayacak miktarda benzerlik mevcut iki eser arasında. Herbert bu benzerlikleri bir bir saymış ve 37 maddelik bir liste yapmış. O halde biz aradan çıkalım ve okuyucularımız Herbert ile başbaşa değerlendirsin bu iddiayı.

15. New Gods – Jack Kirbycomic-crazy1371971 yılında DC Comics bünyesinde yayımlanmaya başlayan New Gods serisi Star Wars’a ciddi manada ilham vermişe benziyor. Serinin baş karakterlerinden Orion ve Darkseid arasındaki baba oğul ilişkisi ile savaştıkları final sahnesi elbette ki açıklamaya gerek bile duyulmayan bir benzerlik. Lakin size bir de Force’un birebir aynısı olan bir gücün, ki adı da “Source”, hikayenin kilit noktası olduğunu söylesek?