Televizyon dünyasına 1966 yılında merhaba diyen Star Trek, yeryüzünde belki de ileri seviye hayranı olmanın en zor olduğu fenomenlerden biri. Sayısız bölümden oluşan iki ayrı seri, onlarca ve hala devam etmekte olan film. Elbette şikayet etmiyoruz. Belirtmek istediğimiz husus, Star Trek evreni dahilinde neredeyse “öylesine” yerleştirilmiş hiçbir girdi olmaması. Bu durum yalnızca karakterleri, gezegenleri veyahut ırkları kapsamıyor. Star Trek tarafından izleyicilerle buluşturulan objeler dahi, oldukça ciddi bir yaratım sürecinden geçmiş, bilimsel gerçekliğe dayanan hayal gücü ürünleri.

İşte bu sebeple, Star Trek izleyicileri, diğer yapımların arasındaki çok nadir örneğin tam anlamıyla bilim kurgu olduğunu kabul ediyor. Bu iddiamızı, herhangi bir esaslı Star Trek hayranının yanında Star Wars’un bir bilim kurgu olduğunu söyleyerek test edebilirsiniz. Yaratacağınız infial sırasında size doğrultulacak argümanlardan biri de, Star Wars uzay samuraylarının hikayesini anlatırken, Star Trek’in geleceği öngördüğü olacak. İki yapımdan da oldukça keyif aldığımız gerçeğini bir kenara bırakırsan, Star Trek bu hususta gerçekten de rakip kabul etmiyor. Öyle ki, yer yer öngörüde çığır açtığı bile oldu.

İşte biz de size, Star Trek’in bilim müneccimliğine soyunduğu 7 icadı derledik. Peşin peşin söyleyelim, ortalama bir insanın, hali hazırda mevcut olan oldukça ilkel versiyonları üzerinden hayal edebileceği, basit teknoloji ürünlerini dahil etmedik. Bir başka deyişle, cep telefonu veyahut büyük erkanlı televizyonlar gibi girdiler yok bu listede.

Tricroder

Esasen “TRIple function reCRODER” tanımının kısaltması olan Tricorder, özellikle keşfedilmemiş gezegenlerde geçen maceralarda, başta Sulu olmak üzere birçok karakterin favori aletiydi. Söz konusu üç fonksiyon ise algılama, hesaplama ve kayıt olarak belirlenmişti. Günümüzde, hemen her sektör, kendi iş koluna hizmet eden bir analiz cihazına sahip. Yaptıkları tam olarak bu. Veriyi algılıyor, hesaplıyor ve kayıt ediyorlar. Elbette bütün branşların kullanabileceği ortak bir veri analiz cihazına sahip değiliz. Bunun ardında yatan sebep ise mümkün olmamasından çok, daha derin kullanım seçenekleri sunabilmek.

Göz-üstü Bilgisayar

Durun, aklınıza Google Glass gelmesin. Başarısız olduğu fikrini artık Google’ın bile kabullenmeyi başladığı ürün, Star Trek tarafından öngörülene pek yakın değildi. Çünkü Google Glass’ın amaçlı, hologram gerçekliği ile size bir tür sanal etkilemiş simülasyonu yaratmak değildi. Lakin Star Trek versiyonuyla taban tabana uyuşan bir kullanıma sahip ürün, Microsoft tarafından geliştiriliyor. Söz konusu icadın ismi işe HoloLens.

Görüntülü Çağrı

Star Trek, 1966 yılında, uzun mesafeler arasındaki telekomünikasyon ağının, yalnızca ses transferiyle kalmaması gerektiğini ortaya atmıştı. Bırakın Skype’ı, daha bilgisayarlar kişisel kullanıma dahi açılmamışken, Enterprise mürettebatı, galaksiler arası görüntülü çağrıda bulunuyorlardı. Şimdilik o kadar uzak mesafelere gidemiyoruz. Lakin dünyanın herhangi iki yerindeki insanlar, birbirleriyle görüntülü iletişim kurabilmenin rahatlığını yaşıyor.

Yiyecek Replikatörü

Kaptan Jean-Luc Picard’ın “Çay, Earl-Grey, Sıcak!” diye bağırdığında onu isteğiyle buluşturan cihazı hatırladınız mı? Evet, dünyamızda artık, gerekli ham maddeden yiyecek üretebilen 3d yazıcılar mevcut. En önde gelen patenti, Foodini isimli ürün olmak üzere, günümüzde istediğinizi yiyeceği “yazdırabileceğiniz” aletlere erişimimiz var. Şu anlık oldukça pahalı olan bu teknolojinin, Star Trek versiyonundan tek eksiği ise, sesle komut verilememesi.

Phaser

Star Trek evreninin favori silahı, esasen dünyamızda uzun bir süredir mevcut. Irak Savaşından bu yana, Dazzler adı verilen teknoloji, aynı Enterprise mürettebatı gibi, yaralamayı hedeflemeyen bir alternatif sunuyor Amerikan Ordusuna. Phaser ve Dazzler’ın çalışma prensipleri de oldukça paralel. Radyoaktif ışıma sayesinde, kurbana geçici körlük ve fiziksel kontrol kaybı yaşatıyorlar. Elbette Phaser, işler çirkinleştiğinde bir ışın tabancası olarak da kullanılabiliyor. Umarız bu özellik, insanlığın eline asla geçmez.

Evrensel Tercüman

Galaksinin en ücra köşelerine seyahatlerde bulunan bir uzay gemisi, sayısız farklı dili konuşan bir ton farklı yaşam formuyla da karşılaşacaktır. Gelecekte, mütercim tercümanların iş bulmakta ne kadar zorlanacağını bilmiyoruz, lakin Star Trek mürettebatı böyle bir istihdam yaratmak yerine, neredeyse her dili bilen ve cümleleri algılayıp, çeviren bir cihazı tercih ediyordu. Bugünlerde akıllı telefonlarınıza bu özelliği ekleyecek sayısız yazılım bulunmakta. Hatta aralarında 90 ayrı dili destekleyenler bile var.

Tablet Bilgisayar

Bilgisayarların, kişisel kullanıma uygun portatif hiçbir versiyonunun olmadığı yıllarda, Star Trek tabletleri öngörmüştü. Hatta, bir adım daha ileri gitmek gerekirse, dünya üzerinde en yaygın kullanılan modelin isim babası bile Star Trek diyebiliriz. Enterprise mürettebatının kullandığı tablet formundaki bilgisayarların adı Personal Access Data Devices olarak geçiyordu. Kısaca PADD. Evet, belki de şu an TINQ‘e bir benzerinden ulaşıyorsunuz, iPad.

Sırada hangi Star Trek icadı var sizce? Işınlanma mı? Yoksa hyperdrive mı? Fikrinizi merak eden 50.000 TINQ kullanıcısı sizi bekliyor!