Biyografiler, sinemanın vazgeçilmez bir parçası. İzleyiciler, tarihe geçmiş şahsiyetlerin hayat hikayelerini beyaz perdede görmekten büyük haz duyuyor. Diktatörlerden futbolculara, edebiyatçılardan gangsterlere kadar, adını tarihe bir şekilde kazımayı başarmış neredeyse her isme dair, hali hazırda bir biyografik yapım mevcut. Yakın zamanda biyografilerin popülerliğinden bir ivme yitirmesini beklemiyoruz. Senaristler, yapımcılar ve yönetmenler, tarihin tozlu raflarında hala filmi yapılmamış önemli isimler bulacaklardır.

Tarihe damga vurmaktan söz ediyorsak; yirminci yüzyıl, şu ana dek yaşadığımız bütün çağlardan farklıydı. Çünkü iletişim evrensel boyuta ulaştı, dünya çapında üne kavuşan sanatçılar doğdu. Her şeyden önemlisi, TINQ’in tutkusu sinema, bu dönemde kendine yedinci sanat olarak yer buldu. Sinema gündelik hayatın bir parçası oldu. Gençler odalarını sinema yıldızlarının resimleriyle süslemeye, kadınlar kuaförlerde sevdikleri aktrislerin saç kesimlerini talep etmeye başladı. Sinema, tarihe adını kazımaya niyetli yeteneklerin, bir numaralı kulvarı haline geldi.
katharine-hepburn-oscar-record-cate-blanchett-winner-oscars-trivia-oscars2015Dünya çapında üne kavuşmuş, ikon haline gelmiş her şahsiyet gibi, sinemacılar da biyografik yapımlar için harika birer kaynak oluşturuyor. İşin keyifli yanı ise, onların hayatlarının yine sinemacılar tarafından çekilecek, yine oyuncular tarafından oynanacak olması. Oyunculuğunuz ne kadar kusursuz olursa olsun, başka birinin oyunculuğunu kopyalamak zor olsa gerek. Bir de söz konusu karakterin, neredeyse yeryüzündeki herkes tarafından tanındığını hayal edin. Taşın altına elini koymuş ve alnının akıyla çıkmış örneklere saygımız sonsuz. Bu sebeple TINQ, sizin için, başka sinema efsanelerine hayat vermiş isimleri derledi.

1- Life And Death Of Peter Sellers (2004)

Komedi sahnesinde, Peter Sellers kadar büyük yer kaplayan oldukça az isim vardır. Dr. Strangelove’da ortaya koyduğu üçlü oyun, hala daha gelmiş geçmiş en iyi kara komedi performansı olarak gösterilir. Life And Death Of Peter Sellers‘ta kendisini Akademi Ödüllü aktör Geoffrey Rush canlandırıyor. Rush’ın, Sellers’ı oldukça iyi etüt ettiğini söyleyebiliriz. Film belki de kusursuz değil lakin Geoffrey Rush kesinlikle öyle. Life And Death Of Peter Seller’taki tarihi karakterler saymakla bitecek gibi değil. Stanley Tucci, Kubrick’i canlandırırken, Sophia Loren rolünde de Sonia Aquino var.

2- Chaplin (1992)

Sinemanın ilk yıldızı Charlie Chaplin. Tek kelime dahi etmeden, herkese adını ezberletmeyi başarabilen aktör. Robert Downey Jr’a Oscar Adaylığı getiren Chaplin rolü, hemen herkes tarafından beğenildi diyemeyiz. Sonuçta, Chaplin’in karakter oyunculuğuna aşina olsak da, kendisinin kameralar kapalı olduğunda nasıl biri olduğuna dair oldukça az kaynağa sahibiz. Filmde, bir diğer üstat olan Douglas Fairbanks’i ise Kevin Kline canlandırıyor. Robert Downey Jr, oldukça zor bir işten, ufak eleştiriler haricinde başarıyla çıktı, lakin Kline’ın Fairbanks’i de başlı başına bir film olmayı hak ediyor.

3- James Dean (2001)

James Franco, toy bir delikanlıyı canlandırdığı Freaks And Geeks’teki ilk sahnesinden beri, James Dean‘e olan benzerliğiyle adından söz ettiren bir aktör. Bu filmin çekilmesi bu sebeple kaçınılmazdı. Size, James Franco’ya Altın Küre kazandıran bu performans hakkında birkaç ürkütücü detay verelim. Franco, Dean’i canlandırmak için metot oyunculuğunu o kadar ileri taşıdı ki, bazı mimikleri kalıcı olarak değişti. Mizahla karışık olarak, Franco’nun bu rolden hala çıkamadığı yönünde yapılmış hatırı sayılır miktarda yorum mevcut. Dean’in trajik hikayesinin anlatıldığı filmde, efsanevi yönetmen Elia Kazan’ı da Enrico Colantoni canlandırıyor.

4- Aviator (2004)

Evet, bu film  Howard Hughes hakkında. Kendisi, sayısız defa yapımcı, iki kez de yönetmen olarak sinema dünyasında var olmuş bir isim. Lakin filmin bu listeye girme sebebi, Di Caprio’nun performansı değil. Cate Blanchett gibi bir aktrisin, Katherine Hepburn’ü canlandırmasını izlemek, kusursuz bir seyir zevki. Blanchett bu rolle kazandığı Oscar Ödülü’nü sonuna dek hak ediyor. Büyük bir abartı olabileceğinin farkındayız, lakin Cate Blanchett’ın yorumuyla, Katherine Hepburn’ü izlemek, filmdeki diğer her şeyin önüne geçiyor.

5- Man On The Moon

Andy Kaufman, gerçekle kurgu arasındaki çizgiyi ortadan kaldıran adam. Öyle ki, kendisinin ölmediğine, bütün bunların oldukça uzun süren bir şakanın parçası olduğuna ciddi manada inananlar mevcut. Bu denli nevi şahsına münhasır bir dehayı canlandırmak yeterince zor. Bir de Kaufman’ın hayat verdiği birden fazla ölümsüz karakteri de canlandırmanız gerek. Bir insanın bu kadar değişken rolleri canlandırabilmesi için plastikten yapılmış olması gerekir. Neyse ki öyle birini tanıyoruz. Jim Carrey’in ortaya koyduğu Andy Kaufman performansı, listede TINQ’in şahsi favorisi.