Gelmiş geçmiş en iyi animelerden biri olarak kabul edilen Ghost In The Shell, çizgilerden çıkmaya hazırlanıyor. Yakında gösterime girecek filmin başı şu aralar “beyazlaştırmayla” dertte. Asyalı karakterlerin, batılı aktörlerce canlandırılması büyük tepkilere yol açıyor.

Scarlett Johansson, son günlerde eleştiri oklarının merkezindeki Ghost In The Shell’de başrolü üstleniyor. Esasen Japon kökenli bir karakter olan Motoko Kusanagi’yi canlandıracak olan Johansson, bu rol için neden Asyalı bir oyuncunun seçilmediği yönündeki agresif sorularla boğuşuyor. Marie Claire dergisine verdiği röportajda bu konuyla ilgili şu sözleri dile getirdi:

“Başka bir etnik kökenden herhangi bir karakteri canlandırarak haddimi aşmak istemem. Bu yapmak isteyeceğim son şey olur. Etnik çeşitlilik Hollywood için oldukça önemli, bu durumun karşısında olmayı asla arzu etmem. Sırtımda sorumluluğun yükünü taşıyorum.”

Scarlett Johannson’ın tam olarak ne demeye çalıştığına hiç kimse anlam veremedi. Bir cevap vermek yerine, durumu özetleyen Johansson, sanki Motoko Kusanagi’nin Asyalı olduğunu bilmiyor gibi. Eğer bu durumdan bihaberse dahi, filmin neredeyse bütün kadrosunun beyaz aktör ve aktrislerden oluştuğu da dikkatini çekmemiş olmalı.

Sinema sektörü, azınlık hakları hususunda bir türlü tatmin edici bir eşitlikçiliğe ulaşamıyor. Söz konusu etnik çeşitlilik olduğunda, Hollywood neredeyse her konuda sınıfta kalıyor. Bu ayrımcı muamelelerin sayısız farklı formda gözlemleyebiliyoruz. Lakin geçtiğimiz yıllarda en fazla gündeme geleni “whitewashing” yani beyazlaştırma.

Beyazlaştırma, bir karakterin etnik arka planını hiçe sayıp, rolün beyaz bir aktör veyahut aktrise verilmesi için kullanılan bir tabir. Elbette ki whitewashing, neredeyse sinema tarihi kadar eskiye gidiyor. Beyaz perdenin ilk yıllarında, beyaz oyuncuların yüzlerini boyayarak siyahi karakterleri canlandırması gayet normal karşılanıyordu. John Wayne, Moğol İmparatoru Cengiz Han’ı oynadığında, hiç kimse “Neden Asyalı bir aktör tercih edilmedi?” demiyordu. Lakin günümüzde, farkındalık kavramı oturmaya başladı ve bu hususta doğru tepkiler veriliyor.

Son günlerde whitewashing ithamlarıyla boğuşan yapımlardan biri de Ghost In The Shell. Esasen projenin olumsuz bir eleştiri aldığı konuların listesi oldukça uzun. Muazzam bir animenin, neden Hollywood yeniden çevrimine ihtiyaç duyduğunu neredeyse herkes sorgulamakta. Ticari kaygıların, gişede başarıya ulaşması neredeyse kesin bir fikri reddetmeyi güç kıldığını anlayabiliyoruz.

Zaten whitewashing de altında ticari kaygılar yatan bir eylem. Motoko Kusanagi rolü için, neden Japon kökenli bir aktris tercih edilmedi sorusunun altında, ırkçılık yatmıyor. Esasen stüdyonun bu karakteri canlandırması için Scarlett Johansson’la anlaşması, yalnızca maddi motivasyonlara sahip. İzleyiciler, beyaz oyuncuları gördüklerinde, filme olan ilgileri kat ve kat artıyor. Elbette sinema endüstrisinden beklenen, onurlu hareketi yapıp, izleyicilerin beklentisine ters düşen seçimleri yapmak. Lakin ortada birkaç Yüz Milyon Dolar olduğunda, idealizm pek de mümkün olmuyor.

Ghost In The Shell, 31 Mart’ta vizyona girecek.