Tony “Lanet Olsun” Montana, beyaz perdeye dönüyor. Çağımızın “vebası” olarak görülen, bir zamanların kült filmlerinin yeniden çevrimleri , kendisine son kurban olarak Scarface’i seçti. Bir yıla yakın süredir ön prodüksiyon evresinde olan projeden yeni haberler getirdik.

Herkesin projeye dair merak ettiği en önemli unsur ile başlayalım. Al Pacino‘nun, neredeyse her repliği efsane haline gelen performansı, yeri doldurulması imkansız bir iş çıkartıyor. Adayın bu işin altından kalkıp kalkamaması tartıştığımız mesele değil. Hiçbir kariyerli aktör, efsane bir isimle özdeşleşmiş role adım atmak istemeyecektir. Bu sebeple, gerekli riski alabilecek, genç bir oyuncuya ihtiyaç duyuluyor.

Eğer son dakikada bir değişiklik yaşanmazsa Tony Montana rolü Diego Luna‘ya emanet edilecek. Meksika kökenli aktör, geçtiğimiz yılın gişe galibi Rogue One: A Star Wars Story için canlandırdığı Cassian Andor karakteriyle popülerliğini üst düzeye çıkardı. Kariyerinde, Milk ve The Terminal gibi başarılı yapımlarda, göz dolduran yan roller bulunmakta. Diego Luna, fiziksel açıdan oldukça tatmin edici bir seçenek gibi duruyor. Lakin, sorun ortaya koyacağı jest ve mimiklerde yatıyor. Eğer Al Pacino ile paralel bir yansıma çıkartırsa, en iyi ihtimalde başarılı bir taklit olacak. Özgün bir karakter ise, izleyiciler tarafından hoş karşılanmayabilir.

Geçtiğimiz yıl, projenin başına geçtiğini duyurduğumuz Antoine Fuqua, yönetmen koltuğunda bulunmayacağını açıkladı. Kendisi, Danzel Washington‘ın başrolünü üstlendiği The Equalizer filminin devam halkalarını yoğunlaşmak istediğini belirtti. Lakin gerçek bu olmayabilir. Çünkü David Ayer ile beraber yarattıkları Scarface varyasyonu, tepki çekebilecek seviyede “yenilikçiydi”. Yapımcıların bu konuya el attıklarını düşünmek için yeterince sebebimiz var. Fuqua’nın bu durumdan hoşnut olmayıp, proje ile yollarını ayırdığını düşünüyoruz.

Yönetmen koltuğunu kimin devralacağına dair şu anlık bir bilgi yok. Hayranların fikirleri ve arzularından öte, elle tutulur bir adaya da sahip değiliz. Lakin, TINQ olarak bir öneride bulunmamızı isterseniz, aklımıza gelecek ilk isim Paul Thomas Anderson olurdu. There Will Be Blood ile Oscar Adaylığına nail olan yetenekli isim, son yıllarda ise Inherent Vice gibi eşi benzerine az rastlanır bir yapımla karşımıza çıktı. Scarface’in atmosferiyle taban tabana uyuşan kamerasıyla, Paul Thomas Anderson, kült filmin kendisinden bile daha iyi bir iş çıkarabilir.

Projenin senaryosunda da değişikliğe gidildi. David Ayer tarafından kaleme alınan ilk metin, yapımcılar tarafından tutarsız ve başarısız bulunmuştu. Geçtiğimiz yıl Suicide Squad‘ın yönetmen koltuğunda izlediğimiz Ayer’in senarist olarak ortaya koyduğu performans, neredeyse hiç kimsenin beğenisini toplayamıyor. İkinci bir metin hazırlamak üzere Terrence Winter ile anlaşıldı. Winter, efsanevi dizi Sopranos ile tanınıyor. Kendisinin nadir uzun metraj işlerinin başında ise The Wolf Of Wall Street bulunmakta.

İlk geri dönüş değil
Yaygın bilinenin aksine, Al Pacino’nun efsane performansıyla kült statüsüne yükselen, Brian De Palma filmi, orijinal bir eser değildi. Scarface, ilk olarak 1932 yılında, Howard Hawks tarafından tarafından aynı adlı romandan uyarlandı. Elbette ki orijinal versiyondaki Tony karakteri Küba kökenli değildi. Dönemin sosyopolitik şartlarını yansıtan film, İrlanda göçmeni bir gangsteri konu alıyordu. Bu yüzden, eğer proje finale ererse, Scarface ikinci değil , üçüncü beyaz perde macerasına çıkacak.