Alien: Covenant’ın bizlerle buluşmasına sayılı günler kala, aklımızın köşesinde hala aynı soru var: Neill Blomkamp’ın yöneteceği, Alien Serisinin kronolojik olarak bir sonraki halkası olacak projeye ne oldu? Ne yazık ki haberler kötü.

Ridley Scott, tam üç film sonra, Alien evreninin iplerini yeniden ele almaya karar verdi. Lakin hikayeyi ileriye taşıması oldukça imkansız bir hal almıştı. Zemin size ait olsa da, sıkça hoşnut olmadığınızı dile getirdiğiniz üç filmlik kurguyu bir kenara atamazsınız. Ne yazık ki, seriyi kabul edip, başkalarının çıktığı katların üzerine tuğlalar koymak da karakterine uymuyor Ridley Scott’ın. Bu sebeple, usta yönetmen belki de verebileceği en doğru karara vardı: Bir “prequel”, başka bir deyişle, hikayenin bir önceki basamağına gitmek. Kendi yönettiği Alien filminin öncesini kurgulamak ve yarattığı evrenin köklerine gitmek. Ridley Scott, 2012 yılında vizyona giren Prometheus’u ilk duyurduğunda, bu filmin Alien serisine bir köprü kuracağı yalnızca bir hurafeydi. Lakin bu beklenti boşa çıkmadı ve Prometheus’un finali, bize Xenomorph’larla aynı evrende olduğumuzu gösterdi. Artık saklayacak bir sürprizi olmadığı için, Ridley Scott da serinin orijinal ismine geri döndü.

Lakin aklımızın bir köşesinde hala Ripley‘nin başına neler geleceği sorusu var. Sigourney Weaver‘ın canlandırdığı efsanevi karakterin Xenomorph ile bir sonraki buluşması için biçilen tarih çoktan geride kaldı. Neil Blomkamp‘ın yöneteceği açıklanan proje ilk duyurulduğunda bizleri bir heyecan fırtınasının ortasına çekmişti. Lakin her geçen gün ve ön prodüksiyon hususunda adam akıllı bir adımın atılmaması bu heyecanı yavaşça söndürdü. Herkes neredeyse umudunu yitirmişti, lakin dosyayı tamamen kapatan sözler Alien: Covenant’ın tanıtım etkinliklerinde konuşan Ridley Scott’tan geldi.

“Hiçbir zaman bir senaryo yoktu. Yanılmıyorsam 10 sayfalık bir tretmanın ilerisine asla gitmedi. Bana prodüktör rolü biçilmişti, lakin bir türlü ilerleme kaydedilemedi. Bir süre sonra Fox, projeyi gerçekleştirmek istemediklerini duyurdu ve her şey sona erdi.”
Bu haber bu denli büyük yankı uyandırmasının ardındaki sebep, oldukça büyük bir potansiyelin çöpe atıldığı hissi. Eğer yeni nesilden herhangi bir yönetmen Alien Serisini devam ettirecekse, Neill Blomkamp kuşkusuz ki en iyi adaylardan biri. Şu ana kadar ortaya koyduğu üç uzun metraj yapımın da bilim kurgu türü dahilinde olduğunu önden belirtelim. Neill Blomkamp’ı uluslararası düzeyde üne kavuşturan District 9, politik arkaplanıyla da tür ile alakalı olmayan kitleleri dahi hayran bırakan bir yapımdı. Sonrasında gelene Elysium ve Chappie de, ortalamanın üzerinde başarıyla Güney Afrika’lı yönetmenin yerini sağlamlaştırdı. Bilim kurgu sinemasına bu denli yürekten bağlı biri için, Alien gibi bir kültün başına geçmek muazzam bir fırsat olabilirdi. Blomkamp’ın bu şansı boşa harcamayacağından da neredeyse herkes emindi.

Dev isimlerin ellerinden geçen bir seri
Xenomorphlar, kuşkusuz ki sinema tarihinin en şanslı yaratıkları. Ancak bir avuç aktör veyahut aktris, Alien serisinin ana-erkil parazitlerinin elinden geçen fırsatlara nail olabildi. 1979 yılında başlayan Alien macerası dört ayrı yapımdan oluşuyor. Bu dört filmin her biri ise farklı bir yönetmen tarafından çekildi. Xenomorph’ları bu denli şanslı yapan da bu. Söz konusu dört yönetmen de sinema tarihinde kendilerine kalıcı birer yer edinmiş, oldukça esaslı isimler. Serinin yaratıcısı olan Ridley Scott, başta Blade Runner olmak üzere sayısız kült filmin yönetmeni. Bayrağı Scott’tan devralıp, 1986 yapımı devam filmi Aliens’ın arkasında ise James Cameron var. İlk iki film de, kusursuz prodüksiyonlarını ürünü. Hangisinin daha iyi olduğu tartışmalara konu olsa da, bu unvan için serinin geri kalanında bir aday yok.
Altı yıllık bir aradan sonra, üçüncü halkayı tamamlama görevi ise, David Fincher‘a verilmişti. Evet, şu an David Fincher tartışmaya açık olmayan bir kariyere sahip sinemacılar arasında olsa da, 1992 yılında onu kimse tanımıyordu. Fincher bir gün Seven ve Fight Club gibi filmleri yaratacak olsa da, ilk yönetmenlik denemesinde afallamıştı. Alien3, birçok yönden muhteşem bir seriye, bir nevi üvey evlat gibi katılıyordu. Delicatessen ve The City Of Lost Children gibi, akli sınırların uçlarında seyahat eden yapımların yönetmeni Jean-Pierre Jeunet‘in, serinin dördüncü filmi Alien: Resurrection‘ı yöneteceği açıklandığında, beklentiler oldukça büyüktü. Jeunet, ne yazık ki bu beklentilerin altından kalkamadı. Scott, Cameron, Fincher ve Jeunet. Böyle bir dörtlü tarafından yorumlandıktan sonra, Xenomorph yaratıcısına geri dönüyor.