Berlin Uluslararası Film Festivalinin seçkisine dahil edilen The Dinner, ilk fragmanıyla karşımıza çıktı. Şu ana dek üç defa beyaz perdeye uyarlanan Herman Koch’un aynı isimli romanı, iddialı bir kadroyla tekrar karşımıza çıkıyor.

Hollandalı yazar Herman Koch’un 2009 yılında, toplamda 24 ayrı ülkede best-seller olan kitabı Het Diner, sinemada kısa sürede oldukça popüler bir materyal haline geldi. Hali hazırda, kitap piyasaya çıkalı yalnızca 8 yıl olmasına rağmen, üçüncü defa beyaz perdeye uyarlanıyor. İtalyanca ve Flemenkçe adaptasyonlarından sonra, bu sefer de Birleşik Devletler’den bir film karşımızda.

 

The Dinner, gala için kendisine oldukça iddialı bir sahne seçti. Berlin Uluslararası Film Festivalinde boy gösteren yapım, jürinin de dikkatini çekti. Berlinale, ev sahipliği yaptığı filmler hususunda oldukça seçici davranıyor. Eğer The Dinner özel gösterimler seçkisinde kendine yer bulabildiyse, sıradan bir yapımla karşı karşıya olmadığımızın altını çizebiliriz.

 

Stan Lohman isimli karakterimiz, eşi, başbakanlığa oynayan politikacı kardeşi ile bir restoranda buluşur. Lohman çiftinin çocukları, yakın zamanda vahşi bir suç işlemiştir lakin kimlikleri henüz ortaya çıkmamıştır. Ailelerin bu konuda ne yapılacağına karar vermesi gerekir. Olayların kamu oyuna yansıyıp yansımayacağı tartışılırken, televizyonda kara haber görünür. Diyalog üzerinden ilerleyen film, muazzam bir akıcılığa sahip. Şu ana dek gelen bütün eleştiriler bu yönde.

 

Yönetmen koltuğunda gördüğümüz Oren Moverman, bu branşta vasatın üstünde bir eser çıkaramadı şu ana dek. Lakin senaristliği büyük beğeni topluyor. The Messenger’ın senaryosunu kaleme alarak, bir Oscar Adaylığına da layık görülmüştü. Filmin başrollerinde, ünlü aktör Richard Gere ve The Prestige’den hatırlayacağınız Rebecca Hall bulunuyor.