Doğaüstü yeteneklere sahip karakterleri konu alan yapımlar, başta sonsuz bir hayal gücüne ev sahipliği yapabilecekmiş gibi görünse de, gerçek böyle değil. Birkaç istisna dışında, bütün kurguların birbirlerini tekrar ettiği bir konudan bahsediyoruz. Öyle ki, bırakın kompleks senaryolar ve olay örgülerini, söz konusu karakterin doğa üstü yeteneği olduğunda dahi, birkaç ana etmenin farklı varyasyonlarının dışına çıkılmıyor. Çevik, güçlü, psişik, deha gibi birer sıfatla açıklanamayan, özgün tanımlara sahip özel güçler ne yazık ki sık karşılaştığımız bir husus değil. Belki de, Numbers‘ın bu denli büyük ses getiren bir kısa film olmasının ardında da bu yatıyordur.

Nick, açıklayamadığı bir özel yeteneğe sahip. Etrafındaki herkesin tepesinde bir sayı görmektedir. Bu sayı bazen kaç yaşında oldukları, bazen ceplerinde ne kadar  para olduğunu veyahut o gün kaç bira içtiklerini yansıtabilir. Böyle bir güce neden sahip olduğunu açıklamaya çalışırken, kendisiyle aynı yeteneğe sahip bir kadın ile tanışır. Mia, ona bu yetenek hakkında bilmediği pek de fazla şeyi açıklayamaz. Kendisini muhabbetin akışına bırakırken dikkatli olun deriz. Çünkü tek bir diyalogdan ibaret olan Numbers, sizleri trajik bir final ile uğurluyor.

Yönetmen Robert Hloz, elbette ki temiz bir iş çıkartmış. Lakin burada övgülerimizin büyük kısmını, bu denli basit lakin etkileyici bir senaryo ortaya koyan Matias Caruso hak ediyor. Sonuçta, Numbers gibi bir film sizi etkilemeyi 10 dakikadan kısa bir sürede başarıyorsa, bu başlı başına Caruso’nun kaleminin başarısıdır.