Barry Jenkins’in Moonlight’ını izlemiş ve Uzak Doğu Sinemasının ikinci milenyuma en büyük hediyelerinden biri olan In The Mood For Love’ı hatırlayan sinemaseverler, aradaki benzerliği çoktan kurmuşlardı. The Criterion Collection ve Alessio Marinacci ise, bu kesişimi birer video haline getirdiler.

Gelecekte bir gün, geri dönüp 2016 yılına baktığımızda -yaşadığımız onca ayıp kaybın ardında- aklımızda kalacak birkaç film var. Dünya, La La Land hegemonyasında kavruladursun, Barry Jenkins‘in renkleri bir şair gibi kullandığı Moonlight görsel sanatları taçlandırıyor. Görüntü yönetmeni James Laxton‘la beraber, girdikleri hiçbir ödül kulvarından hak ettiğiyle ayrılamayacak bu yıl Moonlight ekibi. Sonuçta, La La Land gibi bir sektör güzellemesine  karşı, her cephede deplasmanda sayılırsınız.

Söz konusu karşılaştırma videolarının ilki, YouTube‘da muazzam ve öğretici Alessio Marinacci‘ye ait. Marinacci, her iki filmin sahne geçişlerindeki paralelliğe dikkat çekiyor. Kadrajın merkezine alınan objelerin hareketsizliği de değinilen bir husus. Renkler ve kompozisyon konusundaki akademik içeriğimiz ise, söz konusu bir filmi en ufak parçalarına ayırıp incelemek olduğunda akla gelen ilk mecralardan olan The Criterion Collection tarafından yayınlandı.

Barry Jenkins’in ortaya koyduğu muazzam kompozisyon bize aklımızdan kolay kolay çıkaramadığımız başka bir yapımı hatırlatıyor. Geçtiğimiz günlerde ise, hislerimizde yalnız olmadığımızı öğrendik. Moonlight’ın her bir karesindeki, gökkuşağından süzülmüş melodram, Wong Kar-Wai tarafından 2000 yılında kalbimizde açılmış ve asla kapanmayan yarayla öylesin örtüşüyor ki! In The Mood For Love izlerken bizi etkisi altına alan his, tam 16 yıl sonra Moonlight’ın karelerinde yeniden doğmuş.

Her iki yapım da, bütün elementlerin karamsarlığın en derin köşelerinden çıkıp geldiği eserler. Lakin, filmin merkezinde, kaynağının ne olduğunu bilmediğimiz, zayıf bir umut ışığı mevcut. Böylesine karmaşık bir hissiyatı yansıtmak için, dahiyane bir renk paletine ihtiyaç var. Barry Jenkins ve Wong Kar-Wai, aradığımız dahiler. Burada ortaya çıkan benzerliğin, Jenkins’in ve Moonlight’ın özgünlüğüne gölge düşürdüğünü düşünmeyin. Söz konusu kesişim, yalnızca ilhamdan ibaret.

Moonlight’a hak ettiği yeri verebilmek, dünyadaki bütün Altın Heykelcikleri toplasanız dahi kolay bir iş değil. Yine de, sinema tarihi onu modern bir kült olmaya doğru olan yolculuğuna davet etti bile.