Sinema asla unutmaz! Eğer bir kereliğine dahi, adınız kötü bir filmle anılırsa, kariyeriniz nihai sonla burun buruna gelebilir. Uçurumun kenarından dönmüş aktörlerin geri dönüş hikayeleri umut verse de, herkes bunu başaramıyor. TINQ sizler için, kariyerleri tek bir rol ile dibe vurmuş, bugün hala eski günlerine dönemeyen isimleri listeledi!

Hemen herkes, en azından bir kere kariyerinde kötü tercihlerde bulunur. Tatmin etmeyen bir iş, veyahut gençliğinizden çalacak bir pozisyon, sizleri dönemlik düşüşlere sürükleyebilir. Rocky Balboa ünlü repliğinde ne diyordu hatırlayın: “Kimse hayat kadar sert vuramaz. Ama önemli olan ne kadar sert vurduğu değil, aldığın ağır darbelere rağmen yoluna devam edebilmendir!”. Lakin bugün sizleri, kariyerlerinde yer verdikleri bir rol ile yedikleri silleden sonra, ister istemez havlu atmış isimleri derledik. Sinema sektörünün, içinde yer alan hiç kimsenin gurur duymadığı ürünleri tarafından nakavt edilmiş 5 aktörle karşınızdayız!

John Travolta / Battlefield: Earth (2000)

Sinema asla unutmaz! Eğer bir kereliğine dahi, adınız kötü bir filmle anılırsa, kariyeriniz nihai sonla burun buruna gelebilir. Uçurumun kenarından dönmüş aktörlerin geri dönüş hikayeleri umut verse de, herkes bunu başaramıyor. TINQ sizler için, kariyerleri tek bir rol ile dibe vurmuş, bugün hala eski günlerine dönemeyen isimleri listeledi!

Hemen herkes, en azından bir kere kariyerinde kötü tercihlerde bulunur. Tatmin etmeyen bir iş, veyahut gençliğinizden çalacak bir pozisyon, sizleri dönemlik düşüşlere sürükleyebilir. Rocky Balboa ünlü repliğinde ne diyordu hatırlayın: “Kimse hayat kadar sert vuramaz. Ama önemli olan ne kadar sert vurduğu değil, aldığın ağır darbelere rağmen yoluna devam edebilmendir!”. Lakin bugün sizleri, kariyerlerinde yer verdikleri bir rol ile yedikleri silleden sonra, ister istemez havlu atmış isimleri derledik. Sinema sektörünün, içinde yer alan hiç kimsenin gurur duymadığı ürünleri tarafından nakavt edilmiş 5 aktörle karşınızdayız!

 

John Travolta / Battlefield: Earth (2000)

Listemizin ilk sırasında John Travolta‘yı yerleştirdik, çünkü diğer hiçbir aktör, bu denli kendi elleriyle getirmemiştir mutlak yıkımı. Umarız Scientology kavramına yabancı değilsinizdir. Hollywood ünlülerinin ciddi bir kısmın müritleri olduğu, dünyanın kalanın ise anlam dahi veremediği bir tarikat Scientology. Yaratıcısı ise L. Ron Hubbard isimli bir bilim kurgu yazarı. Xenu uygarlığı olarak adlandırılan bir uzaylı türünün, insanlığı yarattığına dair söylevleriyle bir din ortaya çıkardı Hubbard. Bugün dünya üzerinde milyonlarca müridi mevcut. Bunlardan biri ise Grease ve Pulp Fiction gibi eserlerdeki kült rolleriyle tanıdığımız John Travolta. Ünlü aktör, yıllar süren bir mücadelenin sonunda tarikat liderinin eserlerinden biri olan Battlefield: Earth’ü beyaz perdeye uyarladı. Yapımcı koltuğuna geçip, baş rolü de üstlenen Travolta, birçok eleştirmence 2000’li  yılların en kötü filmi olarak kabul ediliyor. John Travolta da, söz konusu filmden sonra elle tutulur hiçbir sinema filminde rol alamadı. Yüksek sosyete, kendisinin akıl hastası olduğu yönündeki iddialarla çalkalanırken, bir zamanların efsane aktörünün kariyer, bir proje ile tarihin tozlu raflarına kalktı.

Halle Berry / Catwoman (2004)

Kaf dağının tepesinden yere çakılması yalnızca iki yıl sürmüş bir isimle karşı karşıyayız. Takvimler 2001’i gösterirken, Halle Berry, gözyaşlarına boğulduğu o ünlü an ile tanınmıştı. Monster’s Ball‘da ortaya koyduğu performans ile sahneye davet edilip, En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’ı kucakladı. Sonrasında ise Die Another Day kadrosuna katılarak, Bond Kadınları arasındaki yerini de alıyordu. Her şey, bir nevi rüya gibi ilerlerken, o bahtsız kontrata imza attı. DC evreninin popüler karakteri Catwoman‘ı canlandıracağı duyruldu. Çizgi roman filmlerinin, üçüncü dünya ülkelerinden daha büyük bütçelere sahip olmadığı yıllarda, bu tip roller riskliydi. Genellikle faciayla sonlanırdı. Lakin Halle Berry, X-Men serisinin ilki filmindeki Storm rolünün hakkını vermiş ve bu tecrübesine güveniyordu. Belki sizlere bir gün, gelmiş geçmiş en kötü çizgi roman filmlerinin listesini yaparız. Baş köşeye yerleştireceğimiz film hakkında ofisimizde ciddi bir tartışma dönecektir, lakin en büyük adaylardan biri kuşkusuz ki 2004 yapımı Catwoman. Hollywood’da böyle düşünüyor olmalı ki, yalnızca iki sene önce Oscar’a layık gördüğü Halle Berry’ye bir daha asla önemli bir filmde yer vermedi.

Hayden Christensen / Star Wars Episode II (2002) & Episode III (2005)

Star Wars serisinin lanetli olduğu ile ilgili ciddi iddialar var. Parmakla gösterilebilecek, hali hazırda kendini kanıtlamış isimler haricinde, kadroya dahil olan hiç kimsenin bir geleceği olmuyor sinema sektöründe. Anakin Skywalker‘ın, oğlu Luke ile en büyük benzerliği ise, kendilerini canlandıran Hayden Christensen ile Mark Hamill‘in kariyerlerini büyük ölçüde bitirdikleri gerçeği. Bu satırları okumakta olan bütün Star Wars hayranları, Christensen’in bir kurban olmadığını, yanlış bir kast tercihi olduğunu iddia edecekler. Lakin kendisi sandığınız kadar korkunç bir aktör değil. The Virgin Suicides‘da üstlendiği rol, kariyerinin Star Wars’la kesişmeden önceki kısa döneminde gelecek vaat ettiğini sizlere gösterebilir. Velhasıl, çok daha büyük bir kanıtımız da var. Star Wars serisinde yer aldığı II. ve III. halkaların kamera arkası videolarına bir göz adın. Hayden Christensen’in, ciddi anlamda mizah malzemesi olmuş olan sahneleri, George Lucas‘ın ciddi ısrarlarıyla, o göz kanatan antipatikliğe ulaşmış. Bahtsız oyuncu, kendi ağzıyla da, hayatında yaşadığı en korkunç yanlış yönlendirmelere, söz konusu filmlerin setlerinde maruz kaldığını dile getiriyor.

Kevin Costner / Waterworld (1995)

Yalnızca Kevin Costner değil, adaşı yönetmen Kevin Reynolds‘ın kariyerini de “batırdı” Waterworld. Çekildiği dönemde, gelmiş geçmiş en pahalı yapım unvanına nail olan kıyamet-sonrası temalı film, tanıtım ve dağıtım giderleri de eklendiğinde, yaklaşık 65 milyon Dolarlık bir zarara uğradı. Waterworld’ün bütçesi açıklandığında, herkes yıllarca konuşulacak bir yapımla karşı karşıya olduklarından emindi. Lakin hiç kimse, yıllar boyunca konuşulacak konunun, filmin can sıkıcı vasatlığı ve gişedeki skandal başarısızlığı olacağını düşünmemişti. Waterworld, Hollywood’a bir gerçeği kanıtladı. Bir makaranın üzerine yeterince para atarsanız, ortaya en azından gişede başarılı olacak bir film çıkacağına dair inanç ne yazık ki batıldır. Hem En İyi Yönetmen hem de En İyi Oyuncu Oscar‘larından birer tane rafında bulunduran, Kevin Costner kadar büyük bir isim bile, Waterworld faciasının altından kalkamadı. Kendisini bir daha kaliteli yapımlarda, spot ışığının merkezinde göremedik. Waterworld için bunu söyleyemesek de, Kevin Costner’ın kariyerinin kalanı, tam anlamıyla muazzam bir “kıyamet sonrası distopya”  hikayesi.

Sean Connery / The League Of Extra-Ordinary Gentlemen

Yalnızca Kevin Costner değil, adaşı yönetmen Kevin Reynolds‘ın kariyerini de “batırdı” Waterworld. Çekildiği dönemde, gelmiş geçmiş en pahalı yapım unvanına nail olan kıyamet-sonrası temalı film, tanıtım ve dağıtım giderleri de eklendiğinde, yaklaşık 65 milyon Dolarlık bir zarara uğradı. Waterworld’ün bütçesi açıklandığında, herkes yıllarca konuşulacak bir yapımla karşı karşıya olduklarından emindi. Lakin hiç kimse, yıllar boyunca konuşulacak konunun, filmin can sıkıcı vasatlığı ve gişedeki skandal başarısızlığı olacağını düşünmemişti. Waterworld, Hollywood’a bir gerçeği kanıtladı. Bir makaranın üzerine yeterince para atarsanız, ortaya en azından gişede başarılı olacak bir film çıkacağına dair inanç ne yazık ki batıldır. Hem En İyi Yönetmen hem de En İyi Oyuncu Oscar‘larından birer tane rafında bulunduran, Kevin Costner kadar büyük bir isim bile, Waterworld faciasının altından kalkamadı. Kendisini bir daha kaliteli yapımlarda, spot ışığının merkezinde göremedik. Waterworld için bunu söyleyemesek de, Kevin Costner’ın kariyerinin kalanı, tam anlamıyla muazzam bir “kıyamet sonrası distopya”  hikayesi.

Sean Connery / The League Of Extra-Ordinary Gentlemen

Listemizin en nevi şahsına münhasır parçasını sona sakladık. Evet, seçkinin geri kalanı sizlere “oldukça berbat filmler sonrası kariyeri düşüşe geçen isimler” gibi bir izlenim bıraksa da, size asıl vaadimiz kariyer bitiren rollerdi. Buradaki kastımız, illa ki aktör ya aktrisin kontrat bulmakta zorlanması değil. Sir Sean Connery, efsanevi çizgi roman yazarı Alan Moore‘un The League Of Extra-Ordinary Gentlemen adlı muazzam eserinin adaptasyonuna, baş rol sıfatıyla katılırken, hali hazırda emekliliği düşünüyordu. Aklındaki fikir, önünde beş yıllık süreçte seçici davranıp, yalnızca gerçekleşmesine katkıda bulunmaktan keyif alacağı yapımlara dahil olup, sonrasında emekliliğini açıklamaktı. Sinema tarihinin en prestijli aktörlerinden olan Sir Connery, uzun yıllar burun kıvırdığı yönetmenlik koltuğuna geçmeyi bile aklından geçirmekteydi. Lakin, yönetmen Stephen Norrington ile çalıştıktan sonra, filmin galasını takip eden birkaç günde, oldukça sert bir açıklamada bulundu. Bırakın kendisini, üç gün giydiği bir smokin bile herhangi bir filmde baş rol oynayabilecek kapasitede olan Sean Connery, şu sözlerle emekliliğini açıkladı: “Sinema sektörü berbat bir yöne gidiyor. Beni o yöne sürükleyemezsiniz. Bırakıyorum”. Efsanevi bir aktörü, hala daha milyon dolarlık kontratlar bulabilecekken sinemadan soğutmak, büyük bir başarı olsa gerek.