Star Wars serisinin yıldızlarından, Luke Skywalker olarak tarihe geçen Mark Hamill, Sundance Film Festivali sırasında Heroic Hollywood dergisine bir röportaj verdi. Konu, 1999 yılında ilk halkası yayınlanan, serinin ikinci üçlemesine geldiğinde ise, oldukça sert bir açıklamada bulundu. Anakin Skywalker karakterinin çocukluğunu canlandıran, o günlerde yalnızca 10 yaşında olan Jake Lloyd hakkındaki eleştiriler başta olmak üzere, birçok hususta öfke dolu olduğunu dile getirdi. Mark Hamill’in açıklamalarında en çok dikkat çeken kısım ise şöyleydi:

“Jake hakkında yazılanlara inanamıyorum. Yalnızca 10 yaşındaki bir çocuktan bahsediyorsunuz! İnsanların bu kadar acımasız olabilmesi korkutucu. Jake’in performansı hakkında söylenen bazı şeyleri aklım almıyor. O çocuğa davranış biçimlerine hala çok kızgınım. İnanın bana, George ondan ne istediyse yaptı. Bütün o acemice yazılmış diyalogları anlayabiliyorum.”

Eğer Mark Hamill’ın iddiasına yoğunlaşırsak, altını çizmemiz gereken başlıca cümle kesinlikle “George ondan ne yapmasının istediyse onu yaptı.” olmalı. Çünkü, Star Wars serisinde ortaya koydukları başarısız performans sebebiyle topa tutulan başka isimler de, bu durumdan sıkça söz ediyor. Anakin Skywalker’ın gençliğini canlandıran Hayden Christensen, mizah öğesi haline gelen kötü performansının, tamamıyla George Lucas’ın yanlış direktifleri sebebiyle ortaya çıktığında ısrarcı. Aynı şekilde, ikinci üçlemenin yıldızlarından Natalie Portman da, birçok sahnede George Lucas ile tartıştığını, kendisinin “iyi oyunculuk” tanımının bir hayli garip olduğunu dile getirmişti. Belki de, Star Wars serileri ile ilgili en ciddi eleştirilerin kaynağı olan “zayıf” ve “çiğ” oyunculuk, Lucas’ın kötü damak tadıyla alakalıdır.

Jake Lloyd, Star Wars’un yıllar sonraki dönüşü için, Anakin’i canlandırmak adına neredeyse binlerce çocuk arasından seçilmişti. The Phantom Menace için denemelere girdiğinde, hali hazırda birkaç popüler yapımda oynmaış olan Jake, gelecek vaat eden, yalnızca 10 yaşında bir çocuktu. Lakin hayallerinin rolü, onun için kabusa döndü. Hem sette, hem de film yayınlandıktan sonra eleştirmenlerce büyük bir baskı altına sürüklenen Lloyd, bir daha asla kamera karşısına geçmedi. Geçtiğimiz yıllarda hakkında şizofreni teşhisi konulduğu yönünde haberler dahi çıkmıştı. George Lucas’ın başarısız oyuncu yönetmenliği, başarılarla dolu bir hayata mal olmuş olabilir.

Mark Hamill’in özellikle belirttiği kısım ise “acemice yazılmış diyaloglar”. Sanırım Skywalker Ailesinin tamamı bu durumdan mustarip. Eğer elinize verilen metindeki replikler bu denli başarısız ve uyumsuz ise, iyi bir oyunculuk ortaya koymak imkansız hale gelebilir. Başta Attacks Of The Clones olmak üzere, serinin bütün filmleri ne amaçla eklendiğine akıl sır erdirilemeyen ikili konuşmalarla dolu. Hayden Christensen, Mark Hamill ve Jake Lloyd’un üçünün de başarısız oyuncular olma ihtimalleri, George Lucas’ın oldukça zayıf bir diyalog yazarı olmasından kat ve kat düşük bir ihtimal gibi görünüyor bu sebeple.

George Lucas, Star Wars’un toplamda 6 filmlik ilk serisinde, yalnızca The Empire Strikes Back ve The Return Of The Jedi halkalarında yönetmen koltuğuna oturmadı. Her şeyi bir kenara bırakıp, bu iki filmin, sert eleştirilerle yüzleşmesi gerekmeden serinin en iyi filmleri olarak gösterilmesi, belki de Lucas’ın yalnızca yaratıcı olarak kaldığında daha iyi iş çıkardığına delalet olabilir. A New Hope‘ta Mark Hamill’ın ortaya koyduğu performans pek de övgü toplayamamıştı, lakin aktörün yıldızı The Empires Strikes Back ile parladı. Belki de gerçekten de, Lucas kameradan ne kadar uzaklaşırsa, Star Wars filmleri o denli kaliteli hale geliyordur?

Belgeseli bile yapıldı
İsveçli yönetmen Alexandre O. Phillipe, 2010 yılında komedi/belgesel türünde bir Star Wars taşlamasıyla karşımıza çıkmıştı. The People vs. George Lucas adıyla yayınlanan yapım, Star Wars külliyatının bu güne dek yüzleştiği en sert eleştirilere ev sahipliği yapıyordu. Neredeyse her cümlesinde George Lucas’ı yerden yere vuran film, hiç de yüzeysel olmayan bir araştırmanın sonucu. Öyle ki, ünlü sinema eleştirmeni Bryan Young, The People vs. George Lucas hakkında “Evet, tek taraflı bir belgesel. Lucas’ın tarafında olanlara kendilerini savunma şansı tanımıyor. Ama bu bütün iddiaların doğru olmadığı anlamına gelmiyor. Güçlü bir belgesel, komik bir yapım.” diyor.

Mark Hamill, geçtiğimiz gün verdiği röportajında, The People vs. George Lucas’tan bahsetmeyi de unutmadı. “Az kalsın o belgeselde, hani şu George’a saldıran, yer almayı düşünüyordum.” diyen ünlü aktör, fikrinin değişmesinin ardındaki sebebi de şöyle anlattı: “Lakin vazgeçtim. Çünkü George’a kızmak için başkasının filmine ihtiyacım yok. Bunu ne zaman istesem bir telefon açıp yapabiliyorum. Lakin nefret kampanyasını bir kenara bırakırsanız, yapımın ciddi anlamda haklı olduğu kısımlar var.”