Logan gişeyi tam anlamıyla alt üst etti. Her ne kadar Hugh Jackman ile özdeşleşen Wolverine’e veda etmenin burukluğu içimizde olsa da, muazzam bir filmle karşı karşıyayız. Peki, süper kahraman filmlerinin bu derece tek düze bir hal aldığı günümüzde, Logan bu başarıya nasıl ulaştı? Cevabı basit: R rating.

Uzun zamandır heyecanla beklediğimiz Logan, geçtiğimiz cuma günü ülkemizde de vizyona girdi. Takipçileri üzerinde büyük beklentiler yaratan proje izleyici karşısında rüşdünü ispat etmiş gibi görünüyor. Gelmiş geçmiş en iyi X-Men projesi sıfatını Days Of The Future Past‘in elinden başta IMDb olmak üzere birçok mecrada aldı bile. Yönetmen koltuğunu devraldığında aklımızda soru işaretleri oluşturan James Mangold da, neden aksiyon filmleri yerine dram yapımlarında ustalaşmış bir ismin tercih edildiğini bizlere oldukça net bir şekilde açıklıyor.

Çizgi roman fanatiklerinin karşına ilk kez 1975 yılında çıkan Wolverine, seneler içinde diğer X-Men üyelerini gölgede bırakarak milyonların gönlünde taht kurdu. Hugh Jackman‘ın performansıyla ete kemiğe bürünen Logan, sinematik evrende de takım arkadaşlarından hep bir adım önde oldu diyebiliriz. Serinin yapımcılığını üstlenen Fox’un, bu büyük ilgiyi göz ardı etmeyerek Logan’ın kişisel hikayesini de bir seriye dönüştürmesi kaçınılmazdı. Logan karakterini tam sekiz kez beyaz perdeye taşımış olan Hugh Jackman artık bu karakter gibi görünmek için harcanması gereken eforu karşılayamadığını, son bir projede daha yer alıp Wolverine’lik mesleğinden emekli olmak istediğini belirtmişti. Sanıyoruz ki bu durum final projesini kült Wolverine hikayesi Old Man Logan üzerine kurmaya itti.
Yine de filmin bu başarısının altında yatan asıl nedenin gişe beklentilerini bir kenraa bırakıp ”R rated’‘ bir proje olarak izleyici karşına çıkmakta yattığını düşünüyoruz. Çizgi roman uyarlamalarının en büyük handikabının çocuksu bir kurguya sahip olması hepimizin malumudur herhalde. Bu durumun ”prodüksyon şirketlerinin başındaki rakamlara bakan amcalar” tarafından çıktığı da artık tartışılmaz bir gerçek. Olaya bir kültür öğesi yaratmaktan ziyade en çok bileti kesecek gösteriyi yönetmek gözüyle bakan bu büyük biraderler çok uzun süre çizgi roman filmlerinin çocuklara yönelik filmler olduğunu var sayarak projelere yön verdiler. Bu konuya daha derinlemesine girmeden önce dilerseniz jargona uzak okuyucularımız için ”R Rated” film nedir onu açıklayalım.

Sinema filmlerinin değerlendirilmesi sınıflandırılması Birleşik Devletler’de MPAA (Motion Picture Association of America) tarafından yapılmaktadır. Bu kurul, Hollywood kökenli her filmi gözlemler ve belli başlı kriterler doğrultusunda yapımın hangi yaş grubuna uyup uymadığına karar verir. Bu süreçten sonra belli kodlarla ayrılan filmler sinemalarda MPAA kararı doğrultusunda izleyiciye sunulur. R kodu MPAA tarafından 18 yaş altı için uygun bulunmayan filmleri belirtir. Filmin çok miktarda küfür, şiddet veya görsel cinsellik içerdiği anlamına gelir. R şeklinde kodlanan filmler yetişkin içeriği olarak kabul görür.

Aksiyon sinemasının bu kodu artık ayıplı olmaktan çıkarıp iyi aksiyon için bir madalya gibi taşıdığını söyleyebiliriz. Yine daha önce bahsettiğimiz rakamlarla ilgilenen büyük biraderler uzun bir süre çizgiroman ”piyasasını” çocuk eğlencesi olarak görmeye devam ettiler. Bir çok yapım bu tutumdan ciddi zarar gördü. Dünyanın sonunu rafting macerası gibi gösteren hikayeler, aman şu küfürü kesin de 13 yaş sınırı almayalım diyerek kırpıla kırpıla kuşa dönen sahneler.
Neyse ki insanlar artık geçmiş hataların farkına varıyorlar. Birçok çizgi romanın yetişkin içerikle yazıldığı gibi artık çizgiroman filmleri de R Rated çekilmeye başladı. Deadpool ile başlayan bu furya Logan ile iddiasını büyütüyor. Çocukluğu çizgiromanlarla geçmiş Y kuşağı artık yetişkin olduğunu, bu esnada çocukluk kahramanlarından kopmadığını ama yetişkin içeriklerle buluşmak istediğini deklare ediyor.

Logan bu deklerasyonu göz ardı etmeyerek Wolverine’in hikayesine muhteşem bir final yazıyor. Dünyada geçirdiği iki asırlık ömrü türlü acılarla bezenmiş, yara almanın bedel ödemenin her türlüsünü yaşamış bu kahraman; Marvel dünyasında, göreceği zararı umursamadan zorlukların karşısında durmak gibi hiç de çocuksu olmayan bir kavramın metaforudur aslında. Vietnam Savaşı döneminde ortaya çıkıp başkaldırının ve hataların sorumlulukları ile yaşamanın sembolü olan bu adam hayatının son demlerinde yine sevdikleri için tehlikenin içine atıyor kendini. Sörf yapan penguenlerin yaşadığı gibi bir tehlike değil. Bildiğimiz dünyanın dönüşü olmayan tehlikeleri gibi. Bu kurgu adamın kurgu hayatı bize gerçek bir drama sunuyor. Krom ve Latex’le kaplı değil toza toprağa bulanmış hasar görmüş insanların arasında geçen bir drama. Hiç olmadığı kadar gerçek bir drama.