Guy Ritchie’nin merakla beklenen projesi King Arthur, tepeden tırnağa bir fiyasko olarak karşımıza çıktı. Eleştirmenlerce yerin dibine sokulan film, gişede de karaya oturmuş durumda. Proje, tamı tamına yedi filmden oluşacak bir seri olarak planlanmıştı, lakin an itibariyle rafa kaldırılması neredeyse kesin.

Kral Arthur efsanesinin, Warner Bros.‘un yapımcılığında, uzun bir seri olarak yeniden beyaz perdeye taşınacağı iddiası, neredeyse 10 yıl eskiye gidiyor. Projenin başına Guy Ritchie‘nin getirildiği haberini ise 2014’te almıştık. Filmin çekimleri başlayalı ise iki yıla yakın bir süre oluyor. Lakin filme dair olan heyecanımız, hemen her görsel veyahut fragmanla giderek söndü. Bir şeylerin yanlış olduğu hissiyatı, su yüzüne çıkan ilk karelerde dahi hissediliyordu. Beklenen gün geldi ve King Arthur: Legend Of The Sword vizyona girdi. Sonuç ise, tam anlamıyla bir fiyasko.

Sayısız eleştirmenin filmlere verdiği notları tek bir eksende bizlere sunan Rotten Tomatoes dahilinde, an itibariyle King Arthur’a layık görülen karne %23 gibi içler acısı sonuç. Büyük bütçeli ve aksiyon dozu yüksek yapımlara iltimas geçmesiyle tanınan eleştirmenler dahi Guy Ritchie’nin filmini sınıfta bırakmış bulunuyor. Bu tür mecraların her ne kadar manipülasyona açık olduğu iddiaları kuvvetli olsa da, böylesine korkunç bir geri dönüş için bahane teşkil edemez. Eleştirmenleri bir kenara bırakırsak, kullanıcı yorumları da çoğunlukla hakaret ve argo ve içeriyor. Parasını geri isteyenler dahi mevcut.
Peki bu denli büyük bir faciaya yol açan hatalar nelerdi? Öncelikle Kral Arthur efsanesi, hem Britanya hem de Kelt halkları için oldukça önemli bir kültürel kimlik. Bu denli kuvvetli bir folklorik öğeyi eserinizin temeline aldığınızda, işleyiş biçiminiz zayıf kalmamalı. Burada bahsettiğimiz kesinlikle metot veyahut tarz değil. Guy Ritchie’nin kendisiyle özdeşleşen dokunuşlarını esirgemeyeceğini herkes biliyordu. Sherlock Holmes filmlerinde ortaya koyduğu bu klasik ile özgünün koreografisi o denli başarılıydı ki, hiç kimse Arthur Conan Doyle’ın karakterlerindeki değişime burun kıvırmadı. Lakin King Arthur, içi boşaltmış bir hikayeyi, epileptik aksiyon sekansları ve hedefsiz bir kurguyla önümüze seriyor.

Guy Ritchie’nin bir önceki projesi olan Man From U.N.C.L.E. da benzer bir kaderi paylaşmıştı. Soğuk savaş atmosferi dahilindeki casus temasını alışılmışın dışında bir metotla ele alan yapım, esasen eleştirmenlerden pozitif geri dönüşler aldı. Lakin layık olduğu övgüler gişeye pek de yansımadı. Man From U.N.C.L.E. yaklaşık 75 Milyon Dolar gibi üst sınıf bir bütçeye karşın, dünya çapında yalnızca 120 Milyon Dolar gibi bir hasılata erişebildi. Devam projeleri çoktan hazırlanmış olan casus hikayesi, bu sebepten an itibariyle rafa kalkmış durumda. Henry Cavill, Alicia Vikander ve Armie Hammer gibi isimleri birleştiren bir yapımdan beklentiler elbette ki yüksek oluyor.
King Arthur: Legend Of The Sword şu ana dek üç defa ertelenmişti. Orijinal takvime göre, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında bizlerle buluşması gereken yapım, kendisine bir türlü doğru vizyon tarihini bulamadı. Tanıtım sürecindeki aksaklıklar sebebiyle, yaz sezonunu kaçıran film, Aralık 2016’ya kaydırıldı. Farklı sebepler sunulsa da, başta Rogue One olmak üzere, oldukça büyük projelerle gişe yarışına girmekten çekinen King Arthur: Legend Of The Sword, daha izleyicilerle buluşmadan eskidi diyebiliriz. Birçok sinema mecrası, özellikle serbest internet kullanıcılarından oluşan platformlar, filme dair heyecanlarını yitmiş görünüyorlar. Sinemada ticari başarı, çok etmenli bir oyundur ve King Arthur: Legend Of The Sword, hali hazırda post-prodüksiyon hamlelerinde de sınıfta kaldı diyebiliriz.

Eğer hevesiniz kursağınızda kaldıysa, sizlere Kral Arthur Efsanesinin yanına yaklaşılması dahi imkansız bir kalitede ortaya konmuş, gelmiş geçmiş en iyi uygulamasını tavsiye edebiliriz.  John Boorman‘ın 1981 tarihli, kelimelerin tasvir etmekte güçlük çekeceği şaheseri Excalibur, üzerinden geçen onca yıla rağmen rakip tanımıyor.