Başrolünde Scarlett Johansson’ı izlediğimiz Ghost In The Shell’in Hollywood uyarlaması için hemen her gün bir başka iç karartıcı haber geliyor. Açılış haftasında gişe beklentisinin yarısını dahi karşılayamayan film, kendi günahlarının kurbanı oldu.

Mamorou Oshii‘nin kaleminden çıkan manga ve Masamune Shirow‘un uyarladığı şaheser değerindeki anime, Hollywood Tanrılarına kurban edilmek üzere beyaz perdeye taşındı. Lakin sinemanın ilahi adaleti bu çirkinliğe bir dur dedi ve ilk haftasını geride bırakan büyük bütçeli yapım gişeye gömüldü. Whitewashing, yani beyazlaştırma adımları artık ciddi ölçülerde tepki çekiyor. Paramount’un bu yıl için planladığı en büyük proje karaya oturunca, yetkililerden de ilk açıklamalar gelmeye başladı.

Bu denli büyük projelerde, hedeflenen başarı basamaklarının ilki genellikle açılış haftasında filmin maliyetinin karşılanmasıdır. Bu husus, bırakın bir başarı sayılmayı, kabul edilebilecek minimum geri dönüş olarak hesaplanır. Ghost In The Shell gibi, reklam ve tanıtım kampanyaları neredeyse bir yıldır bütün medya enstrümanlarını işgal eden bir yapımın söz konusu statüye erişememesini kimse beklemiyordu. Paramount’un 2017’deki en iddialı projesi olan Ghost In The Shell, 110 Milyon Dolarlık bütçesine karşın, geride bıraktığımız açılış haftasında yalnıca 62 Milyon Dolarlık gişe hasılatına erişebildi. Eğer bir mucize gerçekleşmezse, filmin salonlarda geçireceği sürede 200 Milyon Dolar bandının üstüne çıkması oldukça zor görünüyor. Henüz yılın ilk çeyreğini bile bitirmemişken bunu söylemek için oldukça erken elbette, ama Ghost In The Shell bu senenin en pahalı fiyaskosu gibi görünüyor.Söz konusu başarısızlığa dair ilk açıklama Paramount’un dağıtım şefi Kyle Davies’ten geldi. Oldukça dürüst bir tutumla, filmin herkesçe kabul edilen hatalarını dile getiren Davies, başta Scarlett Johansson seçimi olmak üzere bir dizi yanlış kararın filmi bu çıkmaza soktuğunu dile getirdi. Paramount’ta işlerin kızıştığını, geçtiğimiz yıl yaptıkları bütün büyük yatırımların gişede hüsranla sonuçlandığını sizlerle daha öne paylaşmıştık. Yanlış ata bahis oynamak hususunda şu sıralar Paramount rakipsiz bir stüdyo. Kyle Davies açıklamalarını şu cümlelerle tamamladı:

“Elbette ki, çok daha büyük bir gişe geri dönüşü bekliyorduk. Eleştirmenleri yönlendiren başlıca sorunun oyuncu tercihleri olduğunu düşünüyorum. Hayranlarının tutkuyla bağlı olduğu bir anime uyarlamasından bahsediyoruz. Orijinal esere duyduğumuz saygıyı yansıtmak ile kitlelere hitap edecek bir film çıkarmak arasındaki dengeyi tutturmak çok önemliydi. Bu hali hazırda iddialı bir girişimdi ve eleştirmenlerin yorumları bize pek de yardımcı olmadı.”

Sinema sektörü, azınlık hakları hususunda bir türlü tatmin edici bir eşitlikçiliğe ulaşamıyor. Söz konusu etnik çeşitlilik olduğunda, Hollywood neredeyse her konuda sınıfta kalıyor. Bu ayrımcı muamelelerin sayısız farklı formda gözlemleyebiliyoruz. Lakin geçtiğimiz yıllarda en fazla gündeme geleni “whitewashing” yani beyazlaştırma.
Beyazlaştırma, bir karakterin etnik arka planını hiçe sayıp, rolün beyaz bir aktör veyahut aktrise verilmesi için kullanılan bir tabir. Elbette ki whitewashing, neredeyse sinema tarihi kadar eskiye gidiyor. Beyaz perdenin ilk yıllarında, beyaz oyuncuların yüzlerini boyayarak siyahi karakterleri canlandırması gayet normal karşılanıyordu. John Wayne, Moğol İmparatoru Cengiz Han’ı oynadığında, hiç kimse “Neden Asyalı bir aktör tercih edilmedi?” demiyordu. Lakin günümüzde, farkındalık kavramı oturmaya başladı ve bu hususta doğru tepkiler veriliyor.

Son günlerde whitewashing ithamlarıyla boğuşan yapımlardan biri de Ghost In The Shell. Esasen projenin olumsuz bir eleştiri aldığı konuların listesi oldukça uzun. Muazzam bir animenin, neden Hollywood yeniden çevrimine ihtiyaç duyduğunu neredeyse herkes sorgulamakta. Ticari kaygıların, gişede başarıya ulaşması neredeyse kesin bir fikri reddetmeyi güç kıldığını anlayabiliyoruz.

Whitewashing altında ticari kaygılar yatan bir eylem. Motoko Kusanagi rolü için, neden Japon kökenli bir aktris tercih edilmedi sorusunun altında, ırkçılık yatmıyor. Esasen stüdyonun bu karakteri canlandırması için Scarlett Johansson’la anlaşması, yalnızca maddi motivasyonlara sahip. İzleyiciler, beyaz oyuncuları gördüklerinde, filme olan ilgileri kat ve kat artıyor. Elbette sinema endüstrisinden beklenen, onurlu hareketi yapıp, izleyicilerin beklentisine ters düşen seçimleri yapmak. Lakin ortada birkaç Yüz Milyon Dolar olduğunda, idealizm pek de mümkün olmuyor.