David Lynch, her ne kadar bizi deneysel kısa filmleri başta olmak üzere, birçok işiyle etkilemeye devam etse de, son uzun metraj filminin üzerinden 10 yıl geçti. Yakınlarda da herhangi bir projeye başlayacak gibi görünmüyor. Bu süre zarfında Lynch, birçok farklı sanat dalına eğilimler gösterdi. Branşlarının ehli denebilecek fotoğrafçılarla, müzisyenlerle, edebiyatçılarla beraber çalıştı. Twin Peaks’in önümüzdeki yıl ekranlara gelecek yeniden çekimi dışında kendisinden bir süredir haber alamıyorduk. Neyse ki bu özlem, kuratörlüğünü üstlendiği, kendisine ait festival ile sona erdi. Aklınıza bir film festivali gelmesin. Çünkü, 8-9 Ekim tarihlerinde Los Angeles’ta gerçekleşen Festival Of Disruption‘ın yelpazesi oldukça genişti.festival-of-disruption-1050x557Biletleri çıktığı gün tükenen Festival of Disruption dahilinde, belki de en büyük sürpriz sinemaya bu denli az yer verilmesiydi. Lynch’in klasiklerinin orijinal makaralardan gösterimleri dışında, beyaz perdeye hitap eden pek az içerik vardı. Komedi üstadı Mel Brooks’un söyleşisi ve Twin Peaks’in başrolü Kyle MacLachlan’ın konuşması elbette ki dikkat çekti. Lakin festivalin yıldızı John Malkovich’ti. Gelmiş geçmiş en iyi aktörler arasında gösterilen Malkovich, kökeninin tiyatro olduğunu bizlere bir kere daha hatırlattı. Malkovich ve Lynch, Psychogenic Fugue ismini verdiklerini projelerini ilk kez Festival Of Disruption’da paylaştılar. Lynch’le özdeşleşmiş, başta Elephant Man olmak üzere birçok filmden seçtiği 7 karaktere, canlı izleyici önünde hayat verdi. Malkovich’in bu performansını çıplak gözle görmek, birçok insanın başına gelmiş en büyük şans olsa gerek.

Festival boyunca müzik oldukça ön plandaydı. Efsanevi İngiliz rock grubu Led Zeppelin’in vokali Robert Plant, kendi grubuyla çıktığı sahnede, izleyicileri büyüledi. İki saate yakın bir performans sergileyen Robert Plant, ne kendisini ne de müziğinin yaşlanmadığını gösterdi. Modern müziğin festivaldeki en önemli temsilcisi ise St. Vincent’tı. Lynch, St. Vincent’ın sanatçı yönünü ne denli takdir ettiğini zaten sıkça dile getiriyor. Festivalin müzik kısmında Lynch ile alakalı en önemli öğe tabii ki de Angelo Balamenti’ydi. Efsanevi besteci, orkestrasıyla beraber, Twin Peaks efsanesinin müziklerini baştan sona sergiledi.

David Lynch’in kendi işlerinden oluşan fotoğraf sergisi büyük beğeni topladı. Hemen her karenin bir sanat eseri olduğu Lynch filmlerini göz önüne alırsak, bu hiç şaşırtıcı değil. Lynch, Festival Of Disruption dahilinde daha önce hiçbir yerde yayınlamadığı toplamda 55 kareyi, ilk kez beğeniye sundu. Lynch’e ait gün yüzüne çıkmamış tek işler fotoğraflar da değildi. Ulaşmanın neredeyse imkansız olduğu, internet ortamında bile tam anlamıyla kopyaları bulunamayan, Lynch’in gençlik yıllarında çektiği kısa filmler de gösterildi.720x405xdavid-lynch-dear-friends-come-meet-me-in-la-small-jpg-pagespeed-ic-kkbp56aiy0
Lynch hayranları için harika bir serüvendi Festival Of Disruption. Konukların tek üzüntüsü, Lynch’in sinemadan büsbütün uzaklaştığına artık şüphe kalmamış olması. Yine de, gelecek yıl, yönetmen koltuğunda David Lynch’i göreceğimiz, 18 bölümlük bir Twin Peaks maratonunu bizi beklediğini düşünürsek, sanırım o kadar da özlemeyeceğiz kendisini.