Korkusuz bir adamı gördüğünüzde, onu gözlerinden tanıyabilirsiniz. Evet, Denis Villeneuve ile yüz yüze gelme şansınız oldukça düşük. Lakin kendisinin çekinmeden altına elini koyduğu taşlar, onun ne denli korkusuz olduğunu gösteriyor. Phillip K. Dick gibi, sevenlerinin kendisine bir nevi tarikat sayılabilecek kadar bağlandığı yazar ve bu yazarın bizzat şahsi takdirine layık olmuş bir film. Elbette bahsettiğimiz konu Villeneuve tarafından bizlerle buluşturulacak olan Blade Runner 2049. Şu ana dek filme dair her şey oldukça olumlu. Arrival sonrasında, Villeneuve ve yetenekleri artık bir tartışma konusu değil. Bilim kurguya yatkınlığı ise hiç değil. Lakin başta belirttiğimiz gibi, gözü kara, cesaretle çılgınlık arasındaki çizginin hangi tarafında olduğundan emin olmadığımız bir işe daha girişti Denis Villeneuve: Dune.

Geride kalan 4 aylık zaman diliminde, yönetmen koltuğundaki ismin Villeneuve olacağı haricinde hiçbir veri olmasa da, bu heyecanlanmak için başlı başına yeterli bir sebepti. Elbette projeye dair bir gelişme olmamasını da anlayışla karşıladık. Sonuçta, Blade Runnger 2049 o denli iddialı bir prodüksiyon ki, Dennis Villeneuve dikkatini dağıtmamakta oldukça haklı. Lakin hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir ismin Dune ekibine dahil olduğu haberi elimize geçti. Dune, Oscar Ödüllü senarist Eric Roth’un kaleminden çıkacak.
Eric Roth ile ilgili yargı terazimizin her iki ucunda da oldukça ağır argümanlar var. Öncelikle, kendisi tam dört defa Akademi Ödüllerine aday gösterilip, Forrest Gump gibi kusursuz bir metinle altın heykelciği eve götürmüş bir isim. Filmografisinde Steven Spielberg’ün Munich’i ve Michael Mann’in Ali’si gibi yapımlar da mevcut. Bu eserlerin ortak özelliklerine dikkatinizi çekelim. Hepsi birer roman uyarlaması! Hem de oldukça iddialı, milyonlarca kopyaya ulaşmış kitapların. Bir başka deyişle, görev bir edebi eseri beyaz perdeye adapte etmek olduğunda Eric Roth muazzam bir yetenek. Frank Herbert’ın başyapıtını uyarlamak için, oldukça iyi bir seçenek gibi duruyor.

Şimdi gelelim terazinin negatif kısmına. Eric Roth’un kariyerinde, bilim kurguyla uzaktan yakından alakalı tek bir senaryo bulunmuyor. Burada bahsettiğimiz eser, Hugo ve Nebula ödüllerine layık görülmüş, hatta ve hatta birçok eleştirmence gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu kitabı olarak görülen Dune. Her ne kadar muazzam bir uyarlama yeteneği olsa da, bilim kurgu geçmişi bulunmayan bir ismin bu denli önemli bir misyona kalkışması bir miktar düşündürücü. Karar sizin. Bu gelişmeye sevinmek için de, burun kıvırmak için de elinizde fazlasıyla yeterli veriler mevcut.

Geçtiğimiz yıl Legendary Pictures’ın Dune kitaplarının telif haklarını satın alması medyada büyük bir beklentiye yol açmıştı. Legendary Pictures’ın bu yatırımının en büyük sebebi kuşkusuz ki, 2013 yılında yayınlanan Jodorowsky’s Dune belgeselinin başarısı oldu. Kalıplara sığmayı olası her projede reddeden Alejandro Jodorowsky, birçok eleştirmence “çekilmemiş en iyi film” olarak tasvir edilen bir Dune uyarlamasının arkasındaki isimdi. Söz konusu belgesel de, Jodorowsky’nin Dune’u nasıl çekemediği, projenin neden iptal olduğu hakkında. Özetlemek gerekirse, büyük düşünebilme yeteneğinin, insanı gerçekçilikten zamanla uzaklaştırabileceğini anlatıyordu Jodorowsky’s Dune. Salvador Dali, Orson Welles ve Mick Jagger gibi isimleri bir araya getirip, H.R. Giger başta olmak üzere, yalnızca en iyiler tarafından yaratılacak bir film arzuluyordu Jodorowsky. Ne yazık ki bu arzu, hiçbir zaman somutlaşamadı.

Villeneuve üstlenmeden önce, Jodorowsky’den farklı olarak, ayakları yere basan projelerle de beyaz perdeye taşındı Dune. Bundan tam 32 yıl önce, David Lynch bu muazzam eseri uyarlamak adına bugün hala tartışılan bir film çekti. Lynch’in Dune’u, bugün kült bir film olarak kabul edilse de, çıktığı dönemde çoğunlukla negatif yorumlar aldı. Jodorowsky’nin akıl sağlığında kalıcı bir zarar ve David Lynch’in kariyerinde birçok tartışma yarattıktan sonra, tam 32 yıl boyunca, hiçbir sinemacı Dune’a bir daha bulaşmadı. Legendary Pictures’ın bu husustaki niyeti belli olduğundan beri ise, birçok yönetmen bu zorlu görev için birbiriyle yarışıyor.

Frank Herbert’ın ölümü sonrasında seriyi devam ettiren oğlu Brain Herbert, projede yapımcı olarak bulunacak. Başka bir deyişle, Villeneuve bu işe layık görüldüyse, bu hususta onay veren isimlerden biri de Brain Herbert’ti. Yalnızca el sıkışmadan ibaret olduğunu yinelesek de, bize de bir miktar umut veren bir parametre bu.