Suicide Squad, merkezine kötüleri alan ilk ana akım çizgi roman filmi olarak tarihe geçti. Her ne kadar gişede ciddi bir başarı yakalasa da, eleştirmenleri tatmin etmeyi başaramadı. Filmin popüler kültürde bıraktığı etki ise, bir tür kitle imha silahı gibiydi. Şöyle bir örnekle açıklayalım: Bu yıl cadılar bayramında kaç Harley Quinn kostümü gördünüz? Yönetmen David Ayer, neredeyse her sahnede, diğer herkesten rol çalan bu karakterin etrafında şekillenecek yeni bir filmi bize müjdelemişti. Lakin dürüst olmak gerekirse aklımıza gelen olası uyarlamaların hiçbiri, karanlık şehrin en azılı üç kadın suçlusundan oluşan Gotham City Sirens kadar heyecan verici değildi!

Paul Dini tarafından 2009 yılında yaratılan Gotham City Sirens, Harley Quinn haricinde iki karaktere daha sahip aynı isimli ekibi konu alıyor. Çizgi romanlara dair oldukça ufak bir ilginiz dahi varsa Poison Ivy ve Catwoman isimleri size tanıdık gelecektir. Belki de Gotham’ın en tanınmış kadın yüzleri olan bu ikili, şu ana dek defalarca beyaz perdede canlandırıldı. Doğaları gereği, tam olarak “kötü” diyemeyeceğimiz, oldukça kompleks karakterlerle karşı karşıyayız. Catwoman, iyi ve kötünün savaşında, şahsi çıkarlarının rehberliği ile tarafsızlığından ödün vermeyen bir karakter. Poison Ivy’yi suça iten motivasyon ise, çevre kirliliği ile ilgili bir belgesel izledikten birkaç saniye önce hepimizin aklından geçen şeyler. Elbette, doğayı korumak adına insanlığın tamamen ortadan kaldırılması birazcık aşırıya kaçmak olabilir. Yine de, Ivy’den çok daha kötü insanlar, çizgi roman sayfalarından öte, dünyamızda hali hazırda mevcut.

Marvel Sinematik Evreni dahilinde geçen sekiz yılda, şu ana dek kadın süper kahramanların ikinci plana atılıyor olmaları ciddi bir eleştiri konusu. Öyle ki, Scarlett Johansson gibi güçlü bir ismin canlandırdığı Black Widow bile kendine ait bir filme kavuşamadı hala. Planlanan projeler dahilinde, 2019 yılına dek Marvel’dan baş karakteri kadın olan bir uzun metraj gelmeyecek. Captain Marvel‘ın çıkış tarihi şu ana dek üç defa ertelendi. Cephenin öbür tarafında ise, Gal Gadot‘un canlandırdığı Wonder Woman oldukça etkileyici bir fragmanla kitleleri kendine hayran bıraktı. Bu hususta DC’nin birkaç adım önde olduğunu söylememiz gerekiyor.

Eğer cinsiyet kavramlarından bahsediyorsak, bu hususta kırılamamış birçok tabu var. Bunların başında elbette ki eşcinsellik gelmekte. Baş karakteri kadın olan bir süper kahraman film elbette ki oldukça olası bir hamleydi. Lakin, sizce herhangi bir prodüksiyon şirketi, baş karakteri eşcinsel olan bir süper kahraman filmine onay verir mi? Bu denli cesur bir hamle beklemek, imkansızı gerçekleşmesini ummaktan ileriye gidebilir mi? Şöyle ki, bu tabuyu kırmak, an itibariyle David Ayer ve Margot Robbie’nin ellerinde. Çünkü Poison Ivy ve Harley Quinn, birden fazla seride romantik bir yakınlaşma içine girmiş karakterler. Medyanın böyle bir kurguya vereceği tepkiyi, yaşanacak sansasyonu hayal edin.