Charlize Theron’u başrolde izleyeceğimiz casus filmi Atomic Blonde yepyeni bir fragmanla karşımıza çıktı. Soğuk Savaş temalı yapımlar artık iştahınızı pek açmıyor olabilir. Lakin sıkı durun, çünkü benzersiz bir femme fatale, benzersiz bir kurgu ve benzersiz bir tarz bizleri bekliyor!

Yönetmen koltuğunda David Leitch‘in oturduğu Atomic Blonde, vizyona girmesine yalnızca birkaç ay kala an itibariyle bir miktar gölgede kaldı diyebiliriz. Dokuz basamaklı bütçelere çıkmayan bütün aksiyon filmlerinin gözardı edildiği, sektörün bu karanlık günlerinde bu durum pek de şaşırtıcı değil. Lakin Antony Johnston‘ın ödüllü çizgi romanı The Coldest City‘den uyarlanan Atomic Blonde, başrollerinde Charlize Theron ve James McAvoy gibi muazzam bir ikiliyi barındırarak masadaki kozu görebiliyor.

Her ne kadar işlenişin özgün olacağına dair ciddi bir güvenimiz olsa da, konu itibariyle Atomic Blonde orijinal bir yapım değil. Soğuk Savaş’ın son yıllarında, Berlin’de geçen bir casus filmi tanımı sanırım neden fikrimizin bu yönde olduğunu açıklayacaktır. Lakin fragmanların bizlere sunduğu görselliğe dikkat edersek, ne karakterlerin ne de kurgunun alışılmış casus filmleriyle uzaktan yakından alakalı olmadığı sonucuna varabiliriz. Hatta müzik seçiminden, renk paletine dek sanatsal ve teknik yönlerin tümü orijinalliği ön plana çıkarıyor. Evet, bir de seks ile. Atomic Blonde kullandığı cesur ve cüretkar tanımıyla, casus filmleriyle özdeşleşen cinsel temaları da baştan yazıyor.
Filmin başrolünde, Lorraine Broughton karakteriyle Charlize Theron’u izleyeceğiz. Monster ile 2003 yılında En İyi Kadın Oyuncu heykelciğine uzanan Charlize Theron, belki de bu kulvarda Akademi Ödülleri tarihinin en iyi performanslarından birini ortaya koymuştu. Kendisi yakın geçmişte aksiyon rollerini tercih etmekte. Diğer bütün örnekler bir yana dursun, bütün spot ışıklarını kendi üzerine çektiği Mad Max: Fury Road‘daki sektörün kadın oyunculara dair olan kalıplaşmış beklentilerini alt üst ettiği Furiosa rolü çoktan tarihe geçti bile. Fragmanın daha ilk saniyelerinden anlayabileceğiniz üzere, son yıllarda pek fazla tanık olamadığımız klasik anlamda bir femme fatale ile karşılayacak bizleri.

Charlize Theron’a eşlik edecek kadro da en az bir o kadar etkileyici. İçinde bulunduğumuz yılın şu ana dek ki en iddialı performansını Split ile ortaya koyan James McAvoy‘ı izleyecek olmak büyük bir şans. Tam 23 ayrı karakteri, aynı bedende canlandırdığı filmin etkisini hali hazırda üzerimizden atabilmiş değiliz. Pennywise karakterini devralarak çocukluk travmalarımızı geri getirecek olan Bill Skarsgård yalnızca taşıdığı soy isimle bile kadroyu güçlendiriyor. Bu isimlere ek olarak, John Goodman gibi bir ustanın yer aldığı projelerde hiç kimse mizahın kalitesini de sorgulamayacaktır.
Tim Miller‘ın geçtiğimiz aylarda Deadpool serisinin yönetmenliğinden çekildiğini açıklaması büyük bir sansasyon yaratmıştı. Başarılı ismin kaybı büyük bir şok yaratsa da, yerine kimin geçeceğine dair tartışmalar da bir o kadar heyecan vericiydi. Başta Quentin Tarantino olmak üzere birçok prestijli isim söz konusu pozisyon için dedikodu malzemesi olsa da, neredeyse bütün sinema camiası ters köşeye yattı. Deadpool II’nin yönetmen koltuğu David Leitch’e emanet edildiğinde hemen herkesin aklında benzer soru işaretleri oluşmuştu. Leitch, eğer John Wick‘teki “yardımcı” pozisyonunu saymazsak, herhangi bir deneyimi olmayan bir isimdi. En azından gözlerimizle gördüğümüz bir “deneyimi”. Neden mi böyle diyoruz? Çünkü o tarihlerde Atomic Blonde’un çekimleri bitmiş, lakin ön gösterim dahi yapılmamıştı. Yapımcılar, David Leitch’in ilk işine bir göz atmış olmalı ki, aradıkları mizah-aksiyon kokteyli için büyük bir risk alarak işi kendisine verdiler.

Atomic Blonde uluslararası galasını South By Southwest kapsamında gerçekleştirdi. Elbette yorumların yalnızca “ortalama üstü” notlara sahip olması şevkinizi kırabilir. Lakin unutmayın, sanat filmlerinin sıkça sahne ışıklarını çaldığı bir bağımsız film festivalindeki Soğuk Savaş temalı aksiyon filminden bahsediyoruz. Atomic Blonde açık ara deplasmandaydı. Buna rağmen Rotten Tomatoes çemberindeki eleştirmenlerce 100 üzerinden 70 puanlık bir geri dönüş umut vaat ediyor. Unutmayın, bu bir aksiyon filmi ve Tarkovsky’ye saygı duruşu değil, adrenalin soslu eğlence vaat ediyor!

Charlize Theron erkekleri ve hatta kadınları zayıf noktalarından yakalamak üzere Atomic Blonde ile birlikte 28 Temmuz’da bizlerle buluşacak.