Ridley Scott’ın, Prometheus ile başlattığı Alien’ın kökenine olan yolculuğumuzda ikinci perdedeyiz. Alien: Covenant, hiç kuşkusuz yılın en iddialı yapımlarından biri olarak geliyor. Yayınlanan üç promo video Alien’ın yaratıcsının ellerinde tekrar yükseleceğinin habercisi.

Baharın resmen geldiği günlerde en çok ihtiyacınız olan şeyi biliyoruz: Birinin size sarılması. Hem de suratınızın tam ortasına. Çünkü beklenen gün geldi ve Xenomorph geri dönüyor! Neredeyse dört yılı aşkın süredir, hakkında en ufak bir bilgi öğrenemediğimiz Alien: Covenant, ilk fragmanını geçtiğimi aylarda yayınladı. Heyecanımızı körüklemek ve Alien serisinin hem içerik hem de teknik açıdan özüne döndüğünü müjdelemek adına, karşımızda üç promo video var.

Ridley ScottPrometheus ile esasen bir filmden daha fazlasını ortaya koymuştu: Bir vaat. Limitsiz özel efektler, bol sıfırlı bütçeler ve iddialı kadrolarla çekilecek Alien filmleri! Serinin fanatiği olan milyonlarca insan, bu anı oldukça uzun bir süredir bekliyordu. Bir fragman üzerinden yorum yapmak elbette ki oldukça yanlış bir adım. Yine de sizi heyecanlandırmaktan kaçınmıyoruz, çünkü bekleyişimize değecek gibi görünüyor!

Şu anlık Alien: Covenant’ın konusu hususunda elimizde bir avuç bilgi var. Filme adını veren uzay gemisi Covenant, hemen her Alien macerasında olduğu gibi, “hiç gitmemiş olmayı dileyecekleri” bir gezegene doğru yola çıkar. Covenant’ın mürettebatı, söz konusu gezegene ayak bastığında, onları bir cennet beklemektedir. Elbette, bu onların hayatlarıyla ödeyecekleri büyük bir yanılgıdan başka bir şey değil. Çünkü gezegenimiz, Xenomorph’a ev sahipliği yapmaktadır. Yalnızca onlara değil esasen. Çünkü, gezegende tek başına gezinmekte olan tanıdığımız bir karakter de var. Michael Fassbender‘ın canlandırdığı, Prometheus’un insansı robotu David. Prometheus’un yok oluşu sonrası, mürettebatın kalanının kaderini paylaşmayan tek üyesi David, kuşkusuz ki hikayenin kilit noktası.

Şu sıralar, internetin sinemayla alakalı hemen her durağında konuşulan başlıca konu Neomorph‘lar. Alien: Covenant, kısa süre içinde 40. yılını kutlayacak olan seriye, yeni bir ırk getiriyor. Neomorph’lar, birçok konuda bir Xenomorph’u andırsa da, onları ilginç kılan farklı detaylar var. Öncelikle, kabuslarımızın yeni karakteri olacak Neomorph beyaz renkli. Xenomorph ile kıyaslandığında daha hayvani, kuşkusuz ki daha vahşi. Neomorph’ların hikayeye ne katacağı bir merak konusu. Elbette sayısız teori var. Bu teorilerin en ilginç olanı ise, Neomorph’ların yalnızca insanlar değil, bitkiler ve hayvanları da kendilerine ev sahibi organizma olarak alabilen, farklı bir tür parazit oldukları yönünde. Eğer bu fikri ortaya atan kaynak haklı ise, bizi oldukça ilginç bir film bekliyor.

Covenant’ın mürettebatına hayat verecek aktörler arasında ise oldukça tanıdık isimler var. Hollywood’un gözde jönlerinden James Franco, Branson isimli bir karakteri canlandırmak üzere seriye katıldı. Hiç kimse Franco gibi bir ismin küçük bir rol adına kadroya katıldığını düşünmüyor. Filmin baş rolü olarak duyurulan Daniels karakterini ise, Fantastic Beasts And Where To Find Them ile şu günlerde popülerliğini arttıran Katherine Waterston oynuyor. Daniels karakteri hakkında, hiçbir kanıt olmamasına rağmen, oldukça ilginç bir iddia var. Orijinal serinin başka karakteri Ripley’nin annesi olabilir Daniels! Doğruluğu hususunda en ufak güvence veremesek de kulağa eğlenceli bir fikir gibi geliyor. Unutmadan şunu da belirtelim, Michael Fassbender filmde iki ayrı karakteri canlandıracak. Covenant da, aynı Prometheus gibi mürettebatında bir tane insansı robot bulunduruyor. David’in birkaç üst modeli olsa da, aynı görsel dizayna sahip olan Walter’ı da Fassbender canlandıracak.

Xenomorphlar, kuşkusuz ki sinema tarihinin en şanslı yaratıkları. Ancak bir avuç aktör veyahut aktris, Alien serisinin ana-erkil parazitlerinin elinden geçen fırsatlara nail olabildi. 1979 yılında başlayan Alien macerası dört ayrı yapımdan oluşuyor. Bu dört filmin her biri ise farklı bir yönetmen tarafından çekildi. Xenomorph’ları bu denli şanslı yapan da bu. Söz konusu dört yönetmen de sinema tarihinde kendilerine kalıcı birer yer edinmiş, oldukça esaslı isimler. Serinin yaratıcısı olan Ridley Scott, başta Blade Runner olmak üzere sayısız kült filmin yönetmeni. Bayrağı Scott’tan devralıp, 1986 yapımı devam filmi Aliens’ın arkasında ise James Cameron var. İlk iki film de, kusursuz prodüksiyonlarını ürünü. Altı yıllık bir aradan sonra, üçüncü halkayı tamamlama görevi ise, David Fincher‘a verilmişti. Evet, şu an David Fincher tartışmaya açık olmayan bir kariyere sahip sinemacılar arasında olsa da, 1992 yılında onu kimse tanımıyordu. Fincher bir gün Seven ve Fight Club gibi filmleri yaratacak olsa da, ilk yönetmenlik denemesinde afallamıştı. Alien3, birçok yönden muhteşem bir seriye, bir nevi üvey evlat gibi katılıyordu. Delicatessen ve The City Of Lost Children gibi, akli sınırların uçlarında seyahat eden yapımların yönetmeni Jean-Pierre Jeunet‘in, serinin dördüncü filmi Alien: Resurrection‘ı yöneteceği açıklandığında, beklentiler oldukça büyüktü. Jeunet, ne yazık ki bu beklentilerin altından kalkamadı. Scott, Cameron, Fincher ve Jeunet. Böyle bir dörtlü tarafından yorumlandıktan sonra, Xenomorph yaratıcısına geri dönüyor.

Ridley Scott, tam üç film sonra, Alien evreninin iplerini yeniden ele almaya karar verdi. Lakin hikayeyi ileriye taşıması oldukça imkansız bir hal almıştı. Zemin size ait olsa da, sıkça hoşnut olmadığınızı dile getirdiğiniz üç filmlik kurguyu bir kenara atamazsınız. Ne yazık ki, seriyi kabul edip, başkalarının çıktığı katların üzerine tuğlalar koymak da karakterine uymuyor Ridley Scott’ın. Bu sebeple, usta yönetmen belki de verebileceği en doğru karara vardı: Bir “prequel”, başka bir deyişle, hikayenin bir önceki basamağına gitmek. Kendi yönettiği Alien filminin öncesini kurgulamak ve yarattığı evrenin köklerine gitmek. Ridley Scott, 2012 yılında vizyona giren Prometheus’u ilk duyurduğunda, bu filmin Alien serisine bir köprü kuracağı yalnızca bir hurafeydi. Lakin bu beklenti boşa çıkmadı ve Prometheus’un finali, bize Xenomorph’larla aynı evrende olduğumuzu gösterdi. Artık saklayacak bir sürprizi olmadığı için, Ridley Scott da serinin orijinal ismine geri döndü. Merak ettiğimiz husus ise, acaba Covenant, bizi 1979 yapımı Alien’a kadar taşıyacak mı? Yoksa Ridley Scott’ın aklında, daha uzun bir seri mi var?