Yıllar geçtikçe, bir zamanlar büyük sorunlar teşkil eden imkansızlıklar da tarihe karışıyor. Bir zamanlar, birçok filme ulaşmak ciddi bir sıkıntı olabiliyordu. Diğer taraftan da bakarsak, çektiğiniz filme uluslararası mecraların dikkatini çekmek yer yer imkansızdı. Lakin artık hemen görsel eserin, oldukça kısa sürede bütün gezegene yayılabildiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu sebeple, adı sanı duyulmamış bir yönetmen, ilk filmiyle dahi Filmekimi gibi prestijli festivallerde kendine yer bulabiliyor. Birazdan okuyacağınız listedeki isimler, gelecekte bir gün sinema tarihini değiştirecek denli büyük isimler olabilirler. İlk uzun metraj filmlerini perdede izlemiş olmak da, yıllar sonra dönüp baktığınızda harika bir anı olabilir sizin için.

1- Ma Vie De Courgette / Kabakçığın Hayatı – Claude Barras
İsviçre, 70 dk.
Oyuncular: Gaspard Schlatter, Sixtine Murat, Paulin Jaccoud
mv5bzjyznmuzzdutnmiyni00mzlllwjhzwmtytbjothlyzmzowuzxkeyxkfqcgdeqxvymjuyoti5mq-_v1_sx1777_cr001777999_al_Ne yazık ki animasyonlar konusunda oldukça kısır bir yıl geçiriyor Filmekimi. Bu branşta sessizliği bozan muazzam yapım ise Ma Vi De Courgette. Claude Barras’ın ilk uzun metraj filmi, çizgilerinin özgünlüğüyle ön plana çıkıyor. Bir yetimin, travmatik hikayesini, melankoli ve komedi unsurlarını ucuca ekleyerek sergileyen yapım stop-motion tekniğiyle çekilmiş.  Ma Vie De Courgette, Claude Barras’a dair beklentilerimizi oldukça yükselti.

2- American Pastoral / Pastoral Amerika – Ewan McGregor
ABD, 125 dk.
Oyuncular: Ewan McGregor, Dakota Fanning, Jennifer Connely
american-pastoral-dakota-fanningEwan McGregor’u yönetmen koltuğunda görmek garip bir his. Yönetmenliğe olan ilgisi onu oyunculuktan da soğutmamış. Kendisi, yeni ünvanıyla çektiği ilk filminin baş rolünde de oynuyor. Film, Amerikan rüyasının cenazesi olarak tabir edilen Vietnam Savaşı günlerinde geçiyor. Çalışkan, dürüst bir adamın orta halli hayallerini oluşturan orta halli ailesinde bir yabani ot büyüyor: Kızı. Radikal siyasi örgütlerle saf tutan kızını geri kazanmak ve ailesini bir arada tutmak, Philip Roth yarattığı bu “ortalama Amerikalı aile babasının” başlıca hedefi.

3- Under The Shadow / Korkunun Gölgesi – Babak Anvari
İngiltere/Katar/Ürdün, 85 dk.
Oyuncular: Narges Rashidi, Avin Manshadi, Bobby Naderi, Ray Haratian
shadow1Festival dahilinde birçok korku-gerilim türü film mevcut. Lakin hiçbirisi iliklerinize bu denli işleyemeyecek. Under The Shadows’un, bu denli genç bir yönetmene ait olduğuna, hatta ilk uzun metraj yapımı olduğuna inanamayacaksınız. Savaşın ortasındaki Tahran’da, bombaların isabet ettiği bir apartmanda geçiyor hikayemiz. Bütün bu yıkımın ortasında, kayıp bir oyuncak bebeği takıntı haline getirmiş küçük bir kız ve annesi filmin baş rolleri. Şiddet ve ölüm her yerdeyken, doğaüstü güçlerin apartmanı ele geçirdiği fikri üzerinden başlayan paranoya, muhteşem bir kurguyla işlenmiş.

4- Albüm – Mehmet Can Mertoğlu
Türkiye/Fransa/Romanya, 104 dk.
Oyuncular: Şebnem Bozoklu, Murat Kılıç, Rıza Akın.album
Ülkemizde gerçekleşen bir festivale, katılımımızın minimumda olması ne kadar üzse de, Albüm’ün aldığı ödüller göğsümüzü kabartıyor. Film, evlat edinme sürecinde yaşanan toplumsal baskıları ele alıyor. Bu gerçeği gizlemeye çalışan bir çiftin başından geçen hikayede fazlasıyla mizah öğesi mevcut. Bu alışılmadık yapım, Mehmet Can Mertoğlu’nun gelecekte de işlenmemiş konulara eğileceğinin göstergesi olsa gerek.

5- Câini / Köpekler – Bogdan Mirica
Fransa/Romanya/Bulgaristan/Katar, 104 dk.
Oyuncular: Gheorghe Visu, Dragoş Bucur, Vlad Ivanovthumb_2033_media_image_926x584Sinemaseverler, beklemedikleri kombinasyonlarla karşılarına çıkan eserlere her zaman sempatik yaklaşmıştır. Romanya’dan gelecek bir film noir’dan daha iyi bir örnek olamaz bu hususa. Elbette ki klasikleşmiş anlamda değil, belki de ileride bir alt tür olabilecek kadar özgün. Baş karakterimiz, bağlarını koparmaya niyetli olduğu ailesinden kalan bir araziyi satmak için şehre gelir. Ardı arkası kesilmeyen garip olaylar, onu büyükbabasının karanlık işleriyle hesaplaşmaya iter.