Güney Kore’nin en eski uluslararası film festivali olan Busan, 6-15 Ekim tarihleri arasında 21. kez sinemaseverlerle buluştu. Toplamda 79 ülkeden 306 filmin katıldığı festival, Asya sinemasını gururlandırmaya devam ediyor. Busan’ın dünya çapında bu denli saygı duyulmasının en büyük sebebi, ilk filmlerini çeken yönetmenlere ve genç yeteneklere verdiği önem. Güney Kore’nin, sinema hususunda bu denli gelişmiş bir ülke olmasının arkasında, Busan’ın başarısı yatıyor.
biff2016-final-posterBusan Uluslararası Film Festivali, birkaç sene önceye dek, dünyanın en büyük bütçeli sinema etkinlikleri arasındaydı. Son yirmi yılı yükselişte geçiren Asya sinemasının en gözde festivali, politik bir linç kampanyasının kurbanı oldu. 2014 yılında, 297 kişinin hayatını kaybettiği Sewol Feribotu Faciası hakkında çekilen Truth Shall Not Sink With Sewol isimli belgesel ise bunun ardındaki sebep. Belgesel, başta hükumet yetkilileri olmak üzere birçok mecranın ihmali olduğunu gözler önüne sermişti. Güney Kore hükumeti, filmin propagandasını yapmakla suçladı. Birçok sivil toplum örgütü, belgeselin iddialarını destekleyen açıklamalarda bulundu, eylemler ve gösteriler düzeledi. Bütün baskılara rağmen, belgeseli programına alan Busan Film Festivali de kara listeye alındı. Büyük prodüksiyon şirketleri filmlerini Busan’a üç yıldır göndermiyor.maxresdefaultBirçok sinemacı, Busan’a yapılan bu haksızlığa karşı protesto eylemlerine başvurdu. Filmekimi’nin büyük beğeni toplayan yapımlarından Train To Busan’ın yönetmeni Kim Eui-Sung, festivale tepkisini belirten bir pankartla katıldı. Genç sinemacılar ortak bir metin yayınlayarak, bağımsız sinemaya karşı taraf alan siyasi güçleri sert bir dille eleştirdi. Rol aldıkları filmlerin yapımcı şirketlerinin boykotuna rağmen, Güney Koreli aktör ve aktrisler festivale desteklerini açıkladılar. Bütün engellemelere rağmen, Busan bir kez daha özgür sinemanın Asya’daki bayrağı olmaya devam edecek gibi görünüyor.

New Currents, Busan Film Festivalinin en prestijli ödülü. New Currents’a aday olabilmesi için, söz konusu yapımın, yönetmenin ilk veyahut ikinci filmi olması gerekiyor. Busan’ın yeni yeteneklere ne denli önem verdiğinin en büyük kanıtı bu olsa gerek. Bu yıl, New Currents jürisi, ödülü iki yapım arasında paylaştırmaya karar verdi. Qivu Zhang’ın The Donor filmi ile Xuebo Wang’ın sansasyonel yapımı Knife In The Clear Water, Çin Sinemasını el ele temsil edip büyük ödülü eve götürdüler.

En iyi kısa filmlere verilen Sonje Ödülünü ise Kazak yönetmen Yelzat Eskendir kucakladı. Eskendir, Kazakistan’ı uzun yıllar boyunca beyaz perdede temsil edeceğe benziyor. Sonje, Off-Season’ın kazandığı 12. ödül oldu. Eskendir’in sert gerçekçilikle yansıttığı kısa filmi Off-Season’ı, TINQ’in kısa filmler seçkisi dahilinde izleyebilirsiniz.

Min-Ji Lee ve Kyohwan Gu, başrollerini paylaştıkları Jane filmine, En İyi Aktör ve En İyi Aktris ödüllerini getirdi. Filmi, aralarında yakaladıkları inanılmaz uyumla taşıyan ikili, sahneye birlikte davet edildi. İki oyuncunun aralarında bu denli bir elektrik yakalandığında, başarının kaçınılmaz olacağı bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Yılın Asyalı Sinemacısı ödülü, geçtiğimiz aylarda aramızdan ayrılan İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’ye layık görüldü. Altın Palmiye ve Altın Aslan başta olmak üzere, ülkesine sayısız başarı getirmiş olan Kiyarüstemi adına, ödülü bir dönem asistanlığını yapmış olan İranlı yönetmenler kabul etti. Kendisinin hayatını anlatan küçük çaplı bir belgesel, salonda duygusal anların yaşanmasına sebep oldu.

Başta Güney Kore hükumeti olmak üzere birçok politik ve bürokratik mecranın sayısız engeline rağmen, Busan dimdik ayakta durmayı başardı. Asya Sinemasının genç yeteneklerinin çıkış noktası olan festival, artık bir dayanışmanın simgesi haline de geliyor. Bağımsız sinema üzerinde egemen olmak isteyen herhangi bir gücün karşısında birleşen sinemacılar, Busan 2016’ya damga vurdular. TINQ kullanıcıları başta Güney Kore ve Çin olmak üzere, Asya sinemasıyla oldukça ilgililer. Biz de Busan’ın bu duruşunu saygıyla selamlıyoruz.