Bask Bölgesinin San Sebastian kenti, 16-24 Eylül tarihleri arasında 232 filme ve sayısız sinemacıya 64. kez ev sahipliği yaptı. Dünyanın en önde gelen festivallerinden biri olan San Sebastian’a ilgi yine had safhadaydı. Çin Sinemasından İskandinavya’ya, Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya dünyanın bütün renkleri beyaz perdede birleşti.
Gösterişten uzak, ön planda sanatın kendisi dışında herhangi bir öğeyi bulundurmama geleneği bu yıla da hakim. Tevazu, kültürler arası iletişim ve sinemada evrensellik, San Sebastian’ın ruhunu oluşturuyor. Bu erdemli duruşun değişmeye, popüler kültüre adam uydurmaya hiç niyeti yok.
San Sebastian’a yabancı olabilecek okurlarımız için öncelikle kısa bir bilgilendirme yapalım.

  • San Sebastian Film Festivali ilk olarak 1953’te düzenlenmeye başladı. İlk yıllarında yalnızca İspanyolca eserleri kabul etse de kısa süre içinde uluslararası bir festival halini aldı. Hatta öyle ki, her yıl yaklaşık 80 farklı ülkeden katılımcıyı bünyesinde buluşturarak çok-kültürlülüğe verdiği değeri hatırlatıyor.
  • San Sebastian Film Festivali’nin, Uluslararası Film Yapımcıları Dernekleri Federasyonu tarafından, dünya üzerinde yalnızca 14 festivalin layık görüldüğü A Class mertebesinde olduğunu es geçmeyelim.
  • Festival jürisi her yıl en iyi filme Altın İstiridye, En iyi Aktör-Aktris ve Yönetmene ise Gümüş İstiridye’yi takdim etmekte.
  • Festivalin ünlü olduğu husus ise gölgede kalmış, hak etiği değeri bulmamış şaheserlere bizzat davetiye göndermesi. Seçici kurulun, her yıl toplam 150 ülkede vizyona giren, 3.000 civarı filmi izlediği öne sürülüyor. Eğer internette bir tür “Az Bilinen Harika Filmler” listesi arıyorsanız, ait olduğunuz yer San Sebastian.
  • Türk Sinemasının San Sebastian’la olan geçmişi de oldukça parlak. Pandora’nın Kutusu, Festival’de Altın İstiridye’yi kucaklamayı başarırken, Karpuz Kapuğundan Gemiler yapmak da ikincilik ödülü ile göğsümüzü kabartmıştı. Kısa Filmi Çarşambalar’la Deniz Buga’nın da Jüri Özel Ödülüne layık görüldüğünü hatırlatalım.

San Sebastian 2016’da ödüller de sahiplerini buldu. Yılın kazananlarından, size için öne çıkanları derledik. TINQ sizin için bir San Sebastian seçkisini yaparken oldukça zorlandı. Dediğimiz gibi, neredeyse hiçbir filmin yabana atılamayacağı, spot ışıkları altındaki büyük yapımlardan uzak bir festival San Sebastian.

1- Wo Bu Shi Pan Jinlain /I Am Not Madame BovaryimnotmadamebovaryactAltın İstiridyeyi kucaklamış olması hiç de şaşırtıcı olmayan film, Modern Çin Sineması adına hali hazırda bir kült olmayı garantiledi bile. Çin Halk Cumhuriyetinin oldukça katı Adalet Sistemine karşı bir genç kadının hukuk mücadelesini anlatan filmin yönetmeni Xiaogang Feng. Günümüzde, bürokrasiye karşı kaliteli bir hiciv bulmak oldukça zor. Bu sebeple filmin dikkatleri ilk saniyede üzerine çektiği bir gerçek. Lakin ödüle giden yoldaki tek kozu elbette ki bu değildi. Herhangi bir hususta vasat sayılabilecek bir etmeni yok Altın İstiridye’yi kucaklayan filmin. Birçok festivalin jürisi de, bir hususta çığırmaktan çok, basit hatalara düşmemeyi bir nebze daha fazla önemsiyor.

2- Jatten / The Giantgiantact

Sanırım en iyi film ödülünü kimin alacağına dair yaşanmış olması olası gelgitlerin en büyük sebebi Jatten’dir. Johannes Nyholm’un yazıp-yönettiği film, aynı zamanda kendisinin ilk uzun metraj denemesi. Jatten, realist bir drama olmak ile hayal gücünüzü o zorlayacak fantastik bir film olmak arasında oldukça sık gidip geliyor. Filmin başkarakteri Rikard’ın içinizde bir yerlerde iz bırakacağına oldukça eminiz. Hem, en yakın dostu yaklaşık yirmi metre boyunda olan birine nasıl hayır diyebilirsiniz?

3- El Invierno / The WinterwinteractDoğruyu söylemek gerekirse, El Invierno’nun senaryosu ve kurgusu bu seviyedeki bir film için yetersiz. Yönetmeni Emilliano Torres’in ilk filmi olduğunu anlamak güç değil. Oyunculuklar dahilinde de sivrildiğini söyleyebileceğimiz aktör veyahut aktris içermiyor El Invierno. Şu an neden bu listede yer verdiğimizi sorguluyor olmalısınız. Bunun tek bir cevabı var: Ramiro Civita. Arjantinli görüntü yönetmeni Civita’nın dokunuşu her zamanki gibi gerçekdışı. Bir filmi vasat, sıradan bir eser olmaktan alıp San Sebastian’da Jüri Özel Ödülüne kadar yükseltişine tanık oluyoruz.